Ahilik Kültürüne Dair
Reklam
Reklam
MİSAFİR YAZAR

MİSAFİR YAZAR

Ahilik Kültürüne Dair

14 Eylül 2019 - 12:26

Dr. Öğretim Üyesi, Okan Celal Güngör

KMÜ Edebiyat Fakültesi

Türk kültürü diğer milletlere nasip olmayacak zenginliklere sahiptir. Sahip olduğumuz bu zenginliklerimizden biri de ahilik kültürüdür. Bu kültür, XIII. yüzyıl Anadolu’sunda Moğol İstilası’nın yaşandığı, siyasal sosyal kargaşanın hâkim olduğu bir dönemde zayıflayan manevi bağları güçlendirmek ve çatışan grupları uzlaştırarak toplumsal huzura katkı sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Ahilik geleneğinin kuruluş aşamalarında Bizans loncaları ile İran ve çevresinde etkin olan Fütüvvetçilik örnek alınmış olsa bu gelenek zamanla özgünleşmiş, Türk-İslam kültürünün bir parçası haline gelmiş hatta ahi şeyhi olan Şeyh Edebalı başta olmak üzere Osmanlı Beyliğinin kuruluş ve gelişmesine doğrudan katkı sağlamıştır.

Bu kültüre adını veren ahi kelimesinin kökeniyle ilgili ise iki farklı görüş vardır. Bunlardan biri Arapça kökenli olduğu ve “kardeş” anlamına geldiğidir. Diğeri ise bu kelimenin cömert, eli açık anlamındaki Türkçe “akı” kelimesine dayandığı şeklindedir.

Başlangıçta sadece “debbağ, saraç ve kunduracı”ları kapsayan bir birlik olarak ortaya çıkan ancak kısa sürede bütün esnaf gruplarını bünyesinde toplayan çok yönlü sosyal bir kuruluş olan ahilik geleneğini sistemli hale getiren ve yaygınlaştıran kişi Ahi Evran’dir. 1171 yılında İran’da dünyaya gelen, kendisi de debbağcı (derici) olan Evran, kısa sürede bilgisi, kültürü ve becerikliliğiyle haklı bir şöhretin sahibi olur. 1204 yılında Kayseri’ye yerleşip ahiliğin temellerini atar. 1261 yılında ise Kırşehir’de vefat eder.

Usta-çırak ilişkisi içinde ciddi bir hiyerarşik yapılanmaya sahip olan Ahilik teşkilatında en üst seviyeden en alt dereceye kadar yemek yemek, su içmek, söz söylemek gibi gündelik işlerden, bu kültürün özüne ve işleyişine dair en temel hususlara kadar herkesin uyması gereken birtakım kurallar vardır. Bu kültürde gençlerin hayata en iyi şekilde “ideal bir insan” olarak hazırlanması esastır. Bu hazırlıkta ahlaki eğitime önem ve öncelik verilir, daha sonra ise gence yeteneğine göre sahip olacağı mesleğin incelikleri öğretilir. Mesleğinde kalfalık seviyesine yükselen bir genç 130 ahlaki kaideyi bilmek ve uymak zorundayken, ustalık makamına geldiğinde ise uygulanmak zorunda olunan kural sayısı 740’a çıkar. Adeta bir eğitim ocağı işlevi gören bu gelenekteki kurallar dikkatlice incelendiğinde ahilik kültürünün dünya görüşü, hayat anlayışı ortaya çıkmaktadır. Aslında ahilik bu kurallarla bize, dünya ile iç içe yaşayan ancak dünyaya mihnet etmeyen, gündelik ibadetlerinde titiz davranan, kimseye yük olmadan çalışıp helalinden kazanan, cömertliği, başkalarına faydalı olmayı ilke edinen, paylaşmasını bilen bir dünya görüşü sunar.

Ahilik kültürünün en önemli özelliklerinden biri sosyal ve ekonomik dayanışmaya verdiği önemdir. Ahi birlikleri, Orta Sandığı veya Esnaf Sandığı gibi isimlerle anılan karşılıklı yardımlaşma ve sosyal güvenlik sandıkları vasıtasıyla evlenme, doğum, hastalık, işsizlik, ölüm gibi sosyal risklere karşı üyelerine ve bunların aile bireylerine yardımlarda bulunmuştur. Bu anlamda günümüzdeki Bağ-Kur, Esnaf Odaları, İşçi ve İşveren Sendikaları gibi sosyal hizmet veren kuruluşların temelini teşkil ettiği söylenebilir.

Ahilik kültüründe ticaret ahlaki her şeyin üzerindedir. Hayatın her alanında insan hakkı gözetildiği için müşteri memnuniyeti esastır ve bunu sağlamak için üretilen mal daha hammaddenin alınışından satışına kadar sıkı bir şekilde denetlenir. Ayrıca üretim ve tüketim arasında denge kurulmaya çalışılır, zaman zaman üretime sınırlamalar getirilerek emeğin değerini bulmasına yardımcı olunur.

Ahilik kültürü, kalitenin korunmasını, standardın sağlanmasını, sağlıklı ve dayanıklı mal üretimini temel ilke olarak benimsemiştir. Sanatkârın işine kendi ruhunu yansıttığı bu anlayışta meslek etiğine uygun davranmayıp bozuk mal satanlar ise meslekten men edilmiştir.

Ahi birlikleri kendi döneminde ve bu dönemin şartları içerisinde, gerek ekonomik, gerekse kültürel açıdan çok önemli bir görev üstlenmiş; bu görevi de başarıyla ifa etmiştir. Bugünkü dünya ekonomisinin kapitalist yapısı içerisinde Ahi birliklerinin ve bu birliklere hâkim olan felsefenin değişmeden yaşaması mümkün görünmemektedir. Ancak Ahiliğin evrensel ilkeleri olan kardeşlik, birlik-beraberlik doğruluk gibi düsturlarının, günümüzde ve günümüz sonrasında da yaşatılması gerekmektedir.

Bu yazı 2041 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum