İngiltere'nin Sinsi Planı ve Kıbrıs Adasının Elden...
Reklam
Reklam
Reklam
Ömer Karayumak

Ömer Karayumak

Av. Arb. Ömer Karayumak

İngiltere'nin Sinsi Planı ve Kıbrıs Adasının Elden Çıkması

23 Nisan 2019 - 14:03

Av.Arb.Ömer Karayumak

İngiltere’nin Osmanlı devleti içerisindeki Hıristiyan azınlıklarla özellikle de Ermenilerle ilgilenmeye başlaması Ayastefanos antlaşmasıyla başlamış, ,bilahare Berlin Kongre’sinde yapmış olduğu politik manevralarla daha da gelişerek devam etmiştir. Ayastefanos antlaşması ile Rusya, Osmanlı devleti’ni tam anlamıyla kıskaca alıyordu. Özellikle Kars, Ardahan, Batum, Bayazıd. ve Soğanlı’ya kadar olan yerlerin Ruslara bırakılmış olması Rusya’yı Karadeniz’de çok güçlü bir devlet konumuna getiriyordu. Böyle bir durum İngiltere’nin ekonomik, siyasi ve askeri alanlardaki hayati çıkarlarına ters düşüyordu. Rusya’nın Orta Asya ve Hindistan Müslümanlarının gözünde büyük devlet rolünü oynaması ,Anadolu ve İran içlerin doğru yayılması İngiltere’nin Asya’daki otoritesini sarsacak, Hindistan’a giden ticaret yolunun baltalanmasına sebep olacaktı. Bu nedenle ne pahasına olursa olsun bu andlaşmanın engellenmesi,en azından İngiltere’nin pastadan pay kapması için Rusya’ya karşı değişik bir politika uygulaması gerekiyordu.

         İngiltere bu nedenle vakit geçirmeden Ayastefanos andlaşmasının sadece Rusya ve Osmanlı devleti arasında yapılan iki taraflı bir antlaşma olmaktan çıkıp, Rusya, İngiltere, Almanya, Avusturya-Macaristan gibi Avrupa’nın ileri gelen diğer devletlerinin de katılacağı çok taraflı bir kongrede tartışılması için yoğun bir faaliyete başladı. İngiltere Hariciye nazırı olan Lord Salısbury, Avrupa devletlerindeki elçilerine birer genelge göndererek:

 “Ayastefanos  antlaşmasının her bendinin 1856 senesinde imzalanan  Paris muahedesi hükümlerine aykırı olması dolayısıyla Avrupa devletlerince yeniden ele alınması ve tetkik edilmesi gerekeceğini” belirtti.  (1)

               Bu çalışmalar semeresini verdi ve Ayastefanos antlaşması,1878 yılında yapılan Berlin Kongresi’nde yeniden  ele alınıp İngiltere’nin istediği şekilde değiştirildi. Daha öncede belirttiğimiz gibi ,Ermenilerle ilgili olarak Ayastefanos antlaşmasının 16. maddesi hiç değiştirilmeden Berlin kongresinin 61.maddesinde aynen yer aldı.

Kongre yapılması kararlaştırıldığında İngiltere, Osmanlı Devleti’ni köşeye sıkıştırmaya, içine düşmüş olduğu acz ve çaresizliğinden istifade ederek, kendilerine bir menfaat temin etmek amacıyla iki yüzlü politikalarına devam etti. Berlin Kongre’sinde Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’ni savunabilmesi için  altından kalkılmaz şartlar ileri sürüyor, ”Anadolu’da bulunan Hıristiyan ve diğer tebaanın idaresi bakımından gereken ıslahatı yapmak için Babıâli’nin resmen teminat vermesini “ istiyordu. Dahası İngiltere’nin bu  yardım taahhüdünü yerine getirebilmesi için de “Kıbrıs adasının kendilerine verilmesini” talep ediyordu. İngiltere Hariciye Nazırı Lord Salisbury, İngiliz elçisi  Layard’a göndermiş olduğu 13 haziran 1878 tarihli talimatta Osmanlı teklifine bir takım  tekliflerin götürülmesini ve kabul ettirilmesini istiyordu.

         İngiliz elçisi Layard, bu taleplerinin yerine getirilmesi için İngiliz yanlısı olarak bilinen  Bahriye Nazırı Said Paşa’ya gelip, Lord Salisbury’nin talimatını aktararak Osmanlı Devletini resmen tehdit ediyordu:

         Berlin’de kongre yapılarak Ayastefanos barış sözleşmesi’nin devletlerarası müzakereye konulmasını en çok isteyen İngilizlerdir. Bunun sebebi Doğudaki İngiliz menfaatlerini Rusların baskısına feda etmemek maksadına dayanmakta idi.

         Kıbrıs adasının İngiltere’ye verilmesinin istenilmesinin nedeni ise; Mısır sahilleri ve Süveyş kanalı vasıtasıyla Hindistan deniz yolunun temini ve Suriye sahiline münasebetinden dolayı oralarda İngiliz nüfuzunun yerleşmesi için bundan daha iyi bir mevki tasavvur edilememesinden ileri gelmekteydi.

         Kıbrıs, Osmanlı devleti’nin Akdeniz’de varlığını devam ettirebilmesi için çok önemli ve stratejik bir adaydı. Böyle bir adanın  her ne şart altında olursa olsun  kendi isteği ile İngiltereye verilmesi ,Osmanlı Devleti’ni paylaşmak için sırada bekleyen diğer devletlerin iştahını kabartacaktı. Bu yüzden İngiliz elçisi Layard, konunun çok gizli kalmasını,diğer devletlere sızdırılmamasını, yapılacak gizli sözleşmenin derhal imzalanmasını  istiyordu. Hazırlanan gizli antlaşma tutanağı ilk önceleri gizli tutulmuşsa da  padişahın meseleyi istişare etmek istemesi ve eski devlet ricalinin  fikrini almak istemesi üzerine açıkça tartışılmaya başlandı. Eski sadrazamlardan Mehmet Rüştü paşa ile diğer devlet erkânından bazı paşalar: ”Kıbrıs’ı İngilizlere bırakmak ve Anadolu Hıristiyanları namına ıslahat yapılması için söz vermek çok zararlıdır. Memleketin paylaşılmasına kendiliğimizden yol açmış oluruz.”  dedilerse de, Said Paşa  gibi İngiliz taraftarı kişilerin telkiniyle  İngiltere’nin teklifini Padişaha kabul ettirdiler.(2)

İngiltere'nin Osmanlı Devleti üzerinde bu kadar yoğun bir siyasi baskı kurması; Osmanlı devlet ricali ile halk arasında çok büyük hoşnutsuzluklar yaratmaya başlamıştı. Devletin ve halkın başına gelen bütün felaketlerin sebebinin İngilizlerin iki yüzlü, hilekâr ve riyâkar politikalarından kaynaklandığı, İngilizlere asla güvenilmemesi gerektiği, Anadolu’da Islahat ve Tanzimat yapılması hususunda İngiltere’ye karşı taahhütte bulunulması halinde Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığının kalmayacağı, devletin İngilizlerin elinde oyuncak haline geleceği, açıktan açığa konuşulmaya başlanmıştı. Ne var ki ,ne devlet ricalinin  ne de halkın bu sağduyulu ve ilerici görüşleri sonucu değiştirmeyecek ve Kıbrıs adası İngilizlerin oyunu ile bazı şartlarla İngiltere’ye bırakılmış olacaktı.

Ne yazık ki o buhranlı günlerin sıkıntısıyla Osmanlı devlet ricali  arasında üzerinde ciddi bir istişare bile yapılamadan Kıbrıs konusu bir oldu bittiye getirildi. Karşılığında gözle görülür  hiçbir şey de alınamadı. Ne kaybedilen Osmanlı toprakları geri verildi, ne de Ermeniler hakkında yapılacak ıslahat hareketlerinden vazgeçildi. İngilizler, hayali bir Rus tehlikesini bahane ederek ,hayali bir yardım vaadiyle  Berlin kongresinde Osmanlı Devleti lehinde söyleyecekleri birkaç kelime karşılığında Kıbrıs’a sahip oldular.Neticede 4 Haziran 1878 tarihinde Sadrazam Saffet Paşa ile İngiliz  elçisi arasında yapılan sadece iki maddelik bie antlaşma ile  Kıbrıs adası elden çıkmış oldu.

--------------------

 (1): Bkz. Mahmut Celaleddin Paşa,,Mir’at-ı hakikat,  Haz. Doç.Dr.İsmet Miroğlu,Berekât yay.1983 Sh.599

(2):Mahmut Celaleddin Paşa, a.g.e.sh. 606

Bu yazı 4097 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum