1878 Berlin Kongresinde İngilizlerin İki Yüzlü Siyaseti -II -
Ömer Karayumak

Ömer Karayumak

Av. Arb. Ömer Karayumak

1878 Berlin Kongresinde İngilizlerin İki Yüzlü Siyaseti -II -

23 Ocak 2020 - 11:48

Milletler arası antlaşmalarda  İngiliz’lerin her zaman uyguladıkları  iki yüzlü siyaseti Berlin Kongresi’nde de kendisini göstermişti. Bir taraftan kongre başlamadan on gün  kadar önce Osmanlı Devleti ile  gizli Kıbrıs antlaşmasını yaparken , öbür taraftan Berlin Kongresinde Ermenilerle ilgili  talepler İngiliz temsilcisi tarafından ortaya atılıyor ve diğer azınlıklarla beraber Ermeniler hakkında derhal ıslahat hareketlerine girişilmesi şartını dayatıyordu. Hatta müzakereler esnasında  esnasında  Lord Salısbury: “Ermenistan’da derhal ıslahat yapılmalıdır. İleride de refah ve saadete kavuşmaları için Ermenilere ümit ve güven verilmelidir”diyordu.(5)

İngiltere’nin Osmanlı devleti içerisindeki Hıristiyan azınlıklarla özellikle de Ermenilerle ilgilenmeye başlaması Ayastefanos antlaşmasıyla başlamış, bilahare Berlin kongre’sinde yapmış olduğu politik manevralarla daha da gelişerek devam etmiştir. 

Ayastefanos antlaşması ile Rusya, Osmanlı devleti’ni tam anlamıyla kıskaca alıyordu. Özellikle Kars, Ardahan, Batum, Bayazıd. ve Soğanlı’ya kadar olan yerlerin Ruslara bırakılmış olması Rusya’yı Karadeniz’de çok güçlü bir devlet konumuna getiriyordu. Böyle bir durum İngiltere’nin ekonomik, siyasi ve askeri alanlardaki hayati çıkarlarına ters düşüyordu. Rusya’nın Orta Asya ve Hindistan Müslümanlarının gözünde büyük devlet rolünü oynaması ,Anadolu ve İran içlerine doğru yayılması İngiltere’nin Asya’daki otoritesini sarsacak, Hindistan’a giden ticaret yolunun baltalanmasına sebep olacaktı. Bu nedenle ne pahasına olursa olsun bu andlaşmanın engellenmesi, en azından İngiltere’nin pastadan pay kapması için Rusya’ya karşı değişik bir politika uygulaması gerekiyordu.

İngiltere bu nedenle vakit geçirmeden Ayastefanos andlaşmasının sadece Rusya ve Osmanlı devleti arasında yapılan iki taraflı bir antlaşma olmaktan çıkartıp, Rusya, İngiltere, Almanya, Avusturya-Macaristan gibi Avrupa’nın ileri gelen diğer devletlerinin de katılacağı çok taraflı bir kongrede tartışılması için yoğun bir faaliyete başladı.

Bu çalışmalar semeresini verdi ve Ayastefanos antlaşması,1878 yılında yapılan Berlin Kongresi’nde yeniden  ele alınıp İngiltere’nin istediği şekilde değiştirildi. Daha öncede belirttiğimiz gibi ,Ermenilerle ilgili olarak Ayastefanos antlaşmasının 16. maddesi hiç değiştirilmeden Berlin kongresinin 61.maddesinde aynen yer aldı.

Kongre yapılması kararlaştırıldığında İngiltere, Osmanlı devleti’ni köşeye sıkıştırmaya, içine düşmüş olduğu aciz ve çaresizliğinden istifade ederek, kendilerine bir menfaat temin etmek amacıyla iki yüzlü politikalarına devam etti. Berlin Kongre’sinde Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’ni savunabilmesi için  altından kalkılmaz şartlar ileri sürüyor, ”Anadolu’da bulunan Hıristiyan ve diğer tebaanın idaresi bakımından gereken ıslahatı yapmak için Babıâli’nin resmen teminat vermesini “ istiyordu. Dahası İngiltere’nin bu  yardım taahhüdünü yerine getirebilmesi için de “Kıbrıs adasının kendilerine verilmesini” talep ediyordu.

Berlin’de kongre yapılarak Ayastefanos barış sözleşmesi’nin devletlerarası müzakereye konulmasını en çok isteyen İngilizlerdir. Bunun sebebi Doğudaki İngiliz menfaatlerini Rusların baskısına feda etmemek maksadına dayanmakta idi.

Kıbrıs, Osmanlı devleti’nin Akdeniz’de varlığını devam ettirebilmesi için çok önemli ve stratejik bir adaydı. Böyle bir adanın  her ne şart altında olursa olsun  kendi isteği ile İngiltereye verilmesi ,Osmanlı Devleti’ni paylaşmak için sırada bekleyen diğer devletlerin iştahını kabartacaktı. Bu yüzden İngiliz elçisi Layard, konunun çok gizli kalmasını, diğer devletlere sızdırılmamasını, yapılacak gizli sözleşmenin derhal imzalanmasını  istiyordu. Hazırlanan gizli antlaşma tutanağı ilk önceleri gizli tutulmuşsa da  padişahın meseleyi istişare etmek istemesi ve eski devlet ricalinin  fikrini almak istemesi üzerine açıkça tartışılmaya başlandı. Eski sadrazamlardan Mehmet Rüştü Paşa ile diğer devlet erkânından bazı paşalar: ”Kıbrıs’ı İngilizlere bırakmak ve Anadolu Hıristiyanları namına ıslahat yapılması için söz vermek çok zararlıdır. Memleketin paylaşılmasına kendiliğimizden yol açmış oluruz.”  dedilerse de, Said Paşa  gibi İngiliz taraftarı kişilerin telkiniyle  İngiltere’nin teklifini Padişaha kabul ettirdiler.(6) 

İngiltere’nin Osmanlı Devleti üzerinde bu kadar yoğun bir siyasi baskı kurması; Osmanlı devlet ricali ile halk arasında çok büyük hoşnutsuzluklar yaratmaya başlamıştı. Devletin ve halkın başına gelen bütün felaketlerin sebebinin İngilizlerin iki yüzlü, hilekâr ve riyâkar politikalarından kaynaklandığı, İngilizlere asla güvenilmemesi gerektiği, Anadolu’da Islahat ve Tanzimat yapılması hususunda İngiltere’ye karşı taahhütte bulunulması halinde Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığının kalmayacağı, devletin İngilizlerin elinde oyuncak haline geleceği, açıktan açığa konuşulmaya başlanmıştı. Ne var ki ,ne devlet ricalinin  ne de halkın bu sağduyulu ve ilerici görüşleri sonucu değiştirmeyecek ve Kıbrıs adası İngilizlerin oyunu ile bazı şartlarla İngiltere’ye bırakılmış olacaktı.

Ne yazık ki o buhranlı günlerin sıkıntısıyla Osmanlı devlet ricali  arasında üzerinde ciddi bir istişare bile yapılamadan Kıbrıs konusu bir oldu bittiye getirildi. Karşılığında gözle görülür  hiçbir şey de alınamadı. Ne kaybedilen Osmanlı toprakları geri verildi, ne de Ermeniler hakkında yapılacak ıslahat hareketlerinden vazgeçildi. İngilizler, hayali bir Rus tehlikesini bahane ederek ,hayali bir yardım vaadiyle  Berlin kongresinde Osmanlı Devleti lehinde söyleyecekleri birkaç kelime karşılığında Kıbrıs’a sahip oldular.

Osmanlı devleti, İngilizlerin bu teklifine karşı direnebilirler miydi? Ya da bu teklifi reddetmeleri mümkün olur muydu? Zamanın şartlarını ve o şartlar altında dört bir taraftan kuşatılmış bulunan Osmanlı Devletinin durumunu dikkate aldığımız da, bu soruya verilebilecek tek cevap;”hayır” olacaktır. Esasında İngiliz elçisinin  teklifi diplomatik dille süslenmiş kesin bir tehditten başka bir şey değildi: Bu teklif. ” Eğer Osmanlı Devleti,Kıbrıs’ı kendiliğinden bize vermezse,biz zorla alırız” demekti. Neticede  4 Haziran 1878 tarihinde  Sadrazam Saffet Paşa ile İngiliz elçisi arasında iki maddelik Kıbrıs antlaşması imzalanmış oldu.(7)  

--------------------------

*Tarihçi, Yazar. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Em. Şube Müdürü, Paleografya uzmanı

 (5)Mahmut Celaleddin Paşa ,a.g.e Sh.650

(6):Mahmut Celaleddin Paşa, a.g.e.sh. 606

(7):Ömer Karayumak, "Ermeniler, Ermeni isyanları, Ermeni katliamları" Vadi yay. Ankara 2007

Devam edecek

 

Bu yazı 5326 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum