SELÇUKLULARDA KARAMANOĞLU EDEBİYATI
Reklam
Reklam
Şerafettin Güç

Şerafettin Güç

SELÇUKLULARDA KARAMANOĞLU EDEBİYATI

07 Eylül 2018 - 15:43

Selçuklularda Karamanoğlu Edebiyatı , Selçuklu edebiyatı, Arap ve İran edebiyatının etkisi altında kaldı. Selçuklu devletinde resmi dilin Farsça olması, saraylarda Farsça şiir söyleyen şairlere geniş yer verilmesi, İranlı şairlerin daha çok ilgi ve saygı görmesi yüzünden bu dönemde Türkçe edebiyat büyük bir gelişme gösteremedi.

Kirman Selçuklularının saraylarında yaşayan, büyük bağışlar gören İranlı şairlerin etkisinde kalan birçok Türk şairi eserlerini Farsça yazdı. Selçuklular döneminde Türkçenin geri itilmesi, İran şairlerine, İran diline daha çok önem verilmesi Selçukluların Gazne sultanlarının kültür geleneğine bağlanmasından ileri gelir. Bu gelenek Anadolu, Irak ve Suriye Selçuklularında da sürdürüldü.

Bu dönemde yetişen ve Türk olduğu halde şiirlerini Farsça yazan bütün Türk şairlerinin Şeyh Attar, Senai, Mevlânâ Celâleddin’in etkisi altında kaldığı, daha önceki dönemlerde yaşayan Mudegi, Menuçehr, Firdevsi, Enveri, Sadi gibi İran şairleri tarafından ortaya konan şiir kavramlarını olduğu gibi aktardıkları görülür.

Edebiyat geleneğini benimseyen saraya yakın şairlere rağmen bir edebiyat dili niteliği kazanmağa başladığı görülür. Belh’ten gelerek Konya’ya yerleşen Mevlânâ Celâleddin’in hem tarikat kurucusu, hem de şair olması, şiirlerini Faşça yazması Anadolu’da Türkçenin gelişmesini bir süre önledi.

Türkçe bir edebiyat dili olarak büyük merkezlerde, illerde tutunamadı. Daha küçük kasabalara, köylere doğru itildi. Bu yüzden, Selçuklular döneminde biri büyük merkezlerde Farsça veya Arap, Fars, Türk dillerinin karışımıyla, öteki, küçük kasabalarda ve köylerde halkın konuştuğu Türkçeyle edebiyat ürünleri veren iki ayrı edebiyat çığırı gelişmeğe başladı.

Sonraki dönemlerde «divan edebiyatı» adını alan ve İran geleneğini sürdüren akım ile «halk edebiyatı» denen, halkın konuştuğu dile dayanan akım. Genellikle Attar ve Senai’nin etkisi altında kalan Mevlânâ Celâleddin, Anadolu’da tasavvufi ve hikmetli şiir geleneğinin kurucusu sayılır.

Mevlânâ’nın şiir gücüyle eş ölçüde eser veren ve birçok yönleriyle onu aşan bir duyuş ve söyleyiş derinliğine varan Yunus Emre (öl. 1320) Anadolu’da Türkçenin bir şiir dili niteliği kazanmasını sağlayan ve halk tarafından coşkun bir sevgiyle benimsenen ilk büyük Türk şairlerindendir. Gene bu çağda yaşayan, bir Selçuklu şehnamesi yazmakla görevlendirilen Horasanlı Hoca Dehhani, genellikle din dışı konularda şiirler yazdı.

 

Bu yazı 4157 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum