Mesleğinde bir usta idi. Onu başarılı kılan aldığı eğitimin temelindeki sağlam karakter yapısı, vatanına olan sevgisi, Anadolu insanına yakınlığı, diyaloglarında dinlemesini bilen, yargılarında geniş açılı bir objektifi olan, fikirlere saygısı ve en çok da keskin izanı idi.
Aynı zaman diliminde Ankara SBF de öğrencilik yıllarımız oldu. O tarihlerde keskin siyasi yapı ve kargaşa nedeni ile tanışmadan ve birkaç kantin sohbetinden öte gitmeyen bağlantımız yıllar sonra bir Karaman programında dostluğa dönüştü. Farklı siyasi yapıda gibi görünsek de doğruya doğru demek konusunda hemfikirdik.
Daha önce geldiği Karadağ Verici İstasyonu sebebi ile Karadağ’a aşık olmuştu. Karadağ aşkı ortak noktamız olunca ve Karadağ’ı iyi tanımamız nedeni ile birlikte birkaç kez Karadağ seferimiz oldu. Ayrıca vakit darlığı nedeni ile de birkaç saatlik sohbetle bir yemek fasılasınca görüşebildik.
Bir telefon çalardı. “Geliyorum, hazır ol kelimesi ile başlar, şu saat şu dakikada oradayım der” bitirirdi. Zaman konusunda hep sıkıntımız olurdu. Çok yoğun çalışma takviminden bir boşluğu O’nun tabiri ile “çalar” Karadağ’a kaçardık.
Uğrağımız, Verici Kulesi, Kömürcüler, Yayla sakinleri ve mutlaka yılkı atlarımız olurdu. O çetin yollarda BAMTELİ minibüsü onun ve değerli şoförü kontrolünde bir canavara dönüşürdü. Sarp, engebeli ve yürünmesi bile zor yollarda asfalt rahatlığı içinde yol alınırdı.
Kömürcüler ile ilk karşılaşmada birkaç dakika içinde dostluğa dönüşen yakınlaşma hayrette bırakmıştı. Sebebi onların dilinden konuşması ve onları en az kendileri kadar tanıması idi.
Tüm muhabbetimiz halk, toplum yapımız, ülkemizin geleceği, yıkılması gereken tabular, sahip çıkılması gereken kültürümüz olurdu.
Bana çok güzel gelen program önerilerimi sakince dinler, detayları genişçe sorar ve olumsuz bir taraf görürse medeni bir dille izah ederek söylerdi.
Birkaç programı çok güzel çıkardık. “Türkçe, Yunus Emre, Karamanın Koyunu, Karadağ ve Hristiyanlık için önemi” projelerimiz olgunlaşmıştı. Bir kısmı için ömrü vefa etmedi, bir kısmı ise maalesef o işgüzar bürokrat ve idarecilerimizin “değerlendirelim” sallamasına takılmıştı.
Bir bahar günü umutların ve ağaçların çiçeklendiği bir günde acı haberi aldık. En verimli çağında ajandasında yapılacak onlarca mükemmel program senaryoları kara yazı olarak kaldı.
Bir basın mensubu, bir yapımcı, bir sunucu, bir kültür/vatan/halk/doğa aşığı olarak çok güzel hizmetleri zirve noktasında sona eriverdi.
Bıraktığı üzüntünün tesellisi harika hizmetleridir. Bu yolda yürüyenlere güzel bir örnek ve rehberdir.
Ruhu şad olsun. Mekânı Cennet olsun. Sağlığında özlenen bir insandı yokluğunda aranan bir insan oldu.
Sözlerimizi şehrine AŞIK Karaman Evladı Saygıdeğer Karamanlı Nevzat Dağlı Hocamızın Rahmetlinin 2026 yılındaki vefat yıldönümü nedeni ile yazdığı güzel bir şiiri ile bitirelim.
Tayfun Talipoğlu’nun ardından
Anadolu’nun sesi, umudun yolcusuydu,
Türkünün ve şiirin gönüllü elçisiydi.
Seven kalbi yoruldu, Tayfun Talipoğlu’nun,
O sevginin, barışın, emeğin solcusuydu.
*
Karaman Karadağ’a sevdasına tanık var,
Hasan Özünal dosttu, yüreğinde yanık var.
Tayfun Talipoğlu’nu sevenler unutmuyor,
Yurdun birçok yerinde bu sevgiye kanıt var.
*
Nevzatlar çok seviyor yurdunu gezenleri,
Türküsünü söyleyip kültürü yazanları.
Tayfun Talipoğlu da Anadolu ozanı,
Onurla anlattı hep yurdunda ozanları.
Halk Ozanı Karamanlı Nevzat
Yorumlar
Kalan Karakter: