İnsanlığın gelişmesini sağlayan en temel iki kavram. Allah’ın bizlere verdiği en büyük hazine akıldır. İnsanoğlu aklını kullanarak kendisinin ve doğanın sırlarını keşfederek bilimi geliştirmiştir. İnsanın aklını kullanmanın yolu ise yaşanmışlıklar, merak, araştırma ve bilgidir. Var olanı öğrenmek ve yeni bilgiye ulaşmak bilimin ana temasıdır.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk “ benim manevi mirasın Bilim ve akıldır” derken. Bireyin düşünce sisteminin ve devlet anlayışının temeli olması gerektiğini ifade etmiştir. Bu söz yalnız bir dönemin değil, toplumların geleceğinin de yol haritasını çizen evrensel bir ilke niteliğindedir.
Atatürk geride dogmalar, değişmez kurallar, katı kalıplar bırakmadığını özellikle vurgulamıştır. Sürekli değişen, gelişen, yenilenen ve ilerleyen bilimi rehber olarak göstermiştir. Toplumların ilerlemesi, daha huzurlu, daha mutlu ve barış içinde yaşaması aklın ve bilimin ışında mümkündür. Cumhuriyetin ilanın ile birlikte eğitimden hukuka, ekonomiden kültüre, sosyal hayattan sanata, tarımdan sanayiye, ticarete, üretimden tüketime kadar birçok alanda devrimler yapmıştır. Yapılan devrimlere bir bütün halinde bakıldığında bilimi ve aklı esas alan bir toplum oluşturma amacının somut adımlarıdır.
Bilim sorgulamayı, araştırmayı, eleştirel düşünmeyi gerektirir. Akıl ise doğruyu yanlıştan ayırma gücüdür. Atatürk bireylerin körü körüne bağlılık yerine araştıran, düşünen, üreten insanlar olmasını istemiştir. Çünkü gerçek yol gösterici bilimdir. Bilim geliştikçe ve değiştikçe toplumlarda kendini yenilemeli, çağın gereklerine uyum sağlamalıdır. Bilim ve akıl Türkiye Cumhuriyetinin dinamik ve çağdaş yapısının temeli olmasını istemiştir.
Atatürk’ün manevi mirası belirli dogmalara ve kalıplara hapsolmuş, bir düşünce sistemi değil, sürekli bilimin ve aklın ışında ilerleyen ve gelişen bir Türk Toplumu yaratmayı hedeflemiştir. O’nun gösterdiği yolda ilerlemek, bilimi rehber edinmek, aklı ön planda tutmak, çağdaş değerleri benimseyip hayata geçirmekle mümkündür. Atatürk’ün bu mirası yalnızca Türk Milletine değil, insanlığa hitap eden evrensel bir çağrıdır. İnsanlığın gerçek ilerlemesi, evrensel insani değerlerin benimsenmesi ve uygulanması, toplumsal barışın sağlanması, hem yurtta hem dünyada hayata geçirmek aklın ve bilimin ışığında sağlanabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: