Evet... 08 Mart değil de, başlıkta da ifade ettiğim gibi bir sonraki gün; yâni 09 Mart... Neden 08 Mart değil? Hiç düşündünüz mü?
Sebebi çok açık dostlar! Hemen söyleyeyim; vahşi batının (ABD), 129 kadının alın terini gasp ederek katlettiği günü kutlamak emperyalist ve kapital dünyanın ekmeğine yağ sürmek; hatta onların alışveriş tezgâhlarına ziyafet sofrası kurmaktan öteye geçmez. Kadınlar günü, erkekler günü, sevgililer günü gibi cinsiyetçi yaklaşımlarla hemen hemen her günü parselleyen bu hırsız zihniyet, bilinçaltınızı kodlayarak (O günler yaklaştığında, TV reklamlarına bir bakın! Nasıl da süslü püslü ve alışveriş iştahını kabartan cinsten...) sizleri gayri ihtiyarı harcamaya yönlendiriyor. Bilmem ne gününe özel "3 Al 2 Öde..." gibi ticarî oyunlarla ava çıkıyorlar. Kanan var mı? Hem de çookkkl. Babasının ya da annesinin kredi kartı elinde olan gence mi yansam, yoksa oğlum ya da kızım kimseden geri kalmasın diye üçer beşer çift ayakkabı, pantolon, gömlek alan ebeveyne mi yansam?
Nedendir bilmiyorum ama kadınlar günü başta olmak üzere kulağa pek hoş gelmeyen bu cinsiyetçi günleri kutlamak artık hiç içimden gelmiyor.
Sebep?
Üstünlüğün cinsiyette değil takvada olduğunu söyleyen İslâm’ı bırakıp; boynuna tasma taktığı kadını pazarlarda bir köle misali satan Amerika’da, tekrar edeyim alın teri gasp edilen 129 kadın işçinin yanmasına zemin hazırlayan bir günü kutlamak bana çok ama çok tuhaf geliyor.
Tuhaf geliyor... Hem de çok tuhaf... Çünkü Dünya Kadınlar Günü diye bir şey gerçekten var olsaydı, binlerce Filistinli kadına -tabiî ki, sadece Filistin'ade değil, Irak'ta, Doğu Türkistan’da, Arakan'da, Myanmar'da ve daha nice mazlum milletlere - İsrail gibi zorba ve sapık teröristler tarafından tecavüz edilirken, binlercesi katledilirken bütün dünyâ ve en başta da bugünün şartlarında artık varlığına asla inanmadığım İslâm Âlemi ayağa kalkardı. Oldu mu bir şey? Hayır.
Demek ki, öyle bir gün yok!
Şu gerçek de asla göz ardı edilmemeli: Son bir kaç asırdır nerede saçma sapan bir gün var, Türk Milleti olarak sahiplenmişiz. Hem de ahtapot gibi sekiz kolla sıkı sıkıya sarılarak... Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü... Bir de ilk kez bu sene duydum. 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günüymüş. Üç kız babası olarak ben sevgimi nasıl olur da tek güne sığdırırım. Tıpkı diğer günlerde olduğu gibi. Bir şiirimde şöyle demiştim; "Ey kahve gözlü yâr! Vatanım kadar büyük yüreğim var..." Evet, benim yüreğim vatanım kadar. Ona hem sevgiliyi hem anayı hem babayı hem sevda gülümün goncası bildiğim kızlarımı sığdırabilirim. Sadece onları mı? Tabiî ki hayır... Başta vatanım, bayrağım, dinim, diyanetim, imanım... hatta tüm insanlığa yer var. Çünkü yüreğim vatanım kadar... Hülâsâ; birilerinin keselerini doldurmak adına icat ettikleri ve tek bir günlük vurgun yapmak için isimlendirdikleri yığınla işi boş gün... Hepsine hayır!
Biz bu günleri kutlamaya çok istekliyiz de Müslümanların gününü kutlayan bir tane yabancı görmüyoruz nedense!
Ortak sorunları kadın erkek diye ayrıştırarak değil, insan perspektifinden bakarak değerlendirmek lâzım.
Bugün aynı ikiyüzlülük alabildiğine hızla devam ediyor. 08 Mart'ın üreticileri hem kadınları hem de çocukları öldürmeye, istismar etmeye ve hatta hunharca pazarlamaya devam ediyor.
İşte İran gerçeği... Sözde kadın savunucusu Yahudi ve Hristiyanlar, Müslümanların mübarek ayında gelip İran’a çöktüler. Bir kez daha söylüyorum onların derdi İran değil, İslâm. Bombaların yağdığı topraklara bir bakın tamamı Müslüman coğrafya. Okuldaki masum kız çocuklarını bir düşünün... Hiç bir günahları yokken barbarca havaya uçururken ne kadın ne de çocuk hakkı gözettiler.
Kendi kendini kutsayan fundamentalist (radikal) ABD ve terörist İsrail yönetimlerinin satanist, pedofili sapkınları olduğu ortaya çıktığı hâlde ve kadın çocuk demeden sömürmeye devam ettikleri hâlde bu haramileri kimse durduramıyor değil mi?
Bunları söylüyoruz söylemesine de bakalım yine kimler rahatsız olacak? Her neyse, biz hakikati haykırmaya devam edelim. Madem öyle, bu anlamlı günü(!) kutlamaya değer görenler kutlasın. Ben kutlamıyorum.
09 Mart 2026 / Saat: 11.43 / Mersin
Yorumlar
Kalan Karakter: