Türkiye’nin siyasi, ekonomik. sosyal ve güvenlik sorunları son 25 yılda arttı.
Gittikçe de ağırlaşıyor ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Kanaatimizce bu sorunların çözümünün ilk şartı, süratle milletin temsilcilerinin ülke yönetiminde söz sahibi olacağı parlamenter sisteme dönmektir.
Nasıl dönülür? O ayrı bir konudur. Önce bu değişimin gerekliliği ile ilgili görüşümüzü açıklayalım.
-Neden parlamenter sistem? Ülkemizde uygulanan ve demokratik uygulamalarda pek görülmeyen mevcut yönetim sisteminin; karar alma süreçlerini hızlandırdığı söylense de, kararların tek bir yerde alındığı, istişare ve denetleme mekanizmalarının olmadığı açıkça görülmemektedir.
-Mevcut sistemin ülkede koalisyon krizlerini önlediği söylense de, yönetimde koalisyonların uzlaşma kültürünü geliştirdiği, toplumda kutuplaşmanın önlenmesine katkı sağladığı ve yönetime siyasi bir denge ve istikrar getirdiği geçen süre zarfında daha iyi anlaşılmıştır.
-Mevcut sistem yönetimde, karar alma mekanizmasında bir çift başlılık ortaya çıkarmış ve milletin vekillerinin oluşturduğu meclis, genellikle karar mekanizmasının dışında bırakılmıştır.
Parlamenter sisteme geçilmesi ile birlikte:
-Yetki paylaşılması olacak; yasama ve yürütme arasındaki denge güçlenecek, karar alma süreçlerinde daha fazla istişare olacaktır.
-Meclisin etkinliği artacak; milletvekillerinin hükümeti denetleme imkânı ortaya çıkacak, soru, gensoru ve güvenoyu gibi mekanizmalar yürütmeyi daha hesap verebilir hâle getirecektir.
-Koalisyonlar veya geniş mutabakatlar zorunlu hâle geldiği durumlarda farklı siyasi görüşlerin ortak zeminde buluşması zarureti ortaya çıkacak ve böylece uzlaşma kültürü gelişerek kutuplaşma azalacaktır.
-Başbakan ve hükümet, parlamentonun güvenine dayanacak; güven kaybı durumunda, değişim seçim beklenmeden Meclis tarafından gerçekleştirilebilecektir.
Türkiye’nin ihtiyacı; yetkinin tek elde toplandığı bir yönetim değil, yetkinin her kademede millet adına, milletin vekilleri tarafından denetlendiği bir yönetim anlayışıdır.
Çünkü güçlü demokrasi, güçlü Meclisle; güçlü Meclis ise milletin iradesinin özgürce temsil edilmesiyle mümkündür.
Biz; hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, liyakati, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetimi, ortak aklı ve istişareyi savunuyoruz.
Ülkemizdeki sorunların çözümü, milletin temsilcilerinin ülke yönetiminde daha etkin olduğu, denge ve denetim mekanizmalarının güçlü çalıştığı bir sistemle daha kolay olacaktır.
Amacımız geçmiş-gelecek tartışması yapmak değil, geleceği daha sağlam temeller üzerine kurmaktır.
Söz de, karar da, denetim de millet adına milletin Meclisinde olmalıdır.
Güçlü devlet, güçlü kurumlarla; güçlü kurumlar ise güçlü bir Meclis ve etkin denetim mekanizmalarıyla ayakta kalır.
Milletin sesinin yönetime daha fazla yansıdığı bir sistem, Cumhuriyetimizin de, demokrasimizin de en sağlam güvencesidir.
Daha adil, daha özgür, daha huzurlu, geleceğe ümit ve güvenle bakan milli ve üniter bir Türkiye için; güçlü, denetlenebilir ve millet iradesini esas alan bir yönetim anlayışını birlikte inşa etmek zorundayız.
Güçlü demokrasi, güçlü Meclis; güçlü Meclis, güçlü Türkiye demektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: