Reklam
Reklam
Şerafettin Güç

Şerafettin Güç

ANKA KUŞU

19 Aralık 2018 - 14:03

Tarihsel olarak Pers uygarlığına kadar giden bir geçmişi olan Anka Kuşu, Persler tarafından Simurg olarak bilinir. Pers uygarlığından da daha eski zamanlarda adının geçtiği bilinmekte ve birçok farklı antik toplumda Tuğrul olarak anıldığı söylenmektedir.

Oldukça farklı kültürde binlerce yıldır anılması, çoğu arkeolog ve tarihçinin Anka Kuşu’nun varlığını kabul etmesine neden olmuştur.

Değişik kültürlerdeki efsanelerde Anka Kuşu hakkında benzer özellikler görüldüğü gibi, hakkında oldukça farklı söylenceler de vardır. Eski Yunan mitolojisinde Habeş diyarında yaşadığına inanılan Anka Kuşu’nun, oldukça uzun bir ömrü olduğu ve boyutlarının kartaldan biraz daha büyük olduğu söylenmektedir.

Genel olarak her kültürde farklı tasvir edilmiş olsa da, ortak özelliği olarak ateş kırmızı renge sahip olduğu ve boyun tüylerinin çok parlak olduğu söylenir.

Anka Kuşu hakkında ortak tek özellik, ateşle yeniden doğmasıdır. Bu özelliği nedeniyle birçok inanışta geniş bir biçimde yer bulan Anka Kuşu, günümüzde de yeniden doğuşun simgesidir.

Efsanelere göre Anka Kuşu çok uzun ömrünün sonuna geldiğinde öleceğini anlar ve kendine bir yuva yapar.

En kuru dalları toplayarak inşa ettiği yuvasını daha sonra çok ilginç bir zamk ile sıvar.

Zamk ile sıvanan bu yuvanın içerisinde oturan Anka Kuşu, kızgın güneş ışınlarının yuvayı tutuşturmasını bekler.

Güneş sayesinde yanan yuvanın içerisinde kendisi de yanan Anka Kuşu, alevler ile yeniden doğmaktadır.

Yuvanın yanmasının ardından küllerin arasında yeni bir yumurta oluşur ve böylece Anka Kuşu yavru olarak yeniden doğmuş olur.

Küllerinden yeniden doğan Anka Kuşu, Hıristiyan inanış da dahil olmak üzere birçok dini inanışta bir diriliş simgesi olarak kabul görmüştür.

Günümüzde dahi birçok sanatsal figürde ve insanların vücudunda dövme olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Bu yazı 13891 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum