Türk asıllı, anası-babası Müslüman olan, kendi ifadesiyle komünistliğe geçen, Hukuk Fakültesinde Dr. Unvanıyla dersler veren öğretim üyesi anlattı:
Hukuk fakültesinde ders verirken sınıfta yabancı birini gördüm. Kırk-elli yaşlarında, sakallı, bakımlı biriydi.
Öğrenciler teneffüse çıktılar, o hala yerinde oturuyordu.
Ona doğru yürüdüm, o da kalktı bana doğru yürüdü.
Karşılaştığımızda bana doğrudan, “Dili kâfir, gönlü Müslüman kardeşim” dedi ve kucakladı.
İrkildim, bu kim, neyin nesi dedim kendime.
Benim odaya geçtik, kendisini tanıtmadan bana, “Sen 1952 yılında İslam’ın aleyhine bir broşür hazırladın ve Komünist Rusya’nın ajanları bu ülkede her Türkün evine birer tane girmesi için çok çalıştı.
Şimdi sana tevbe imkânı doğdu.
Buradan bu gün istifa edeceksin ve filan okulun başına müdür olarak başlayacaksın ve buradan aldığın ücretin iki katını alacaksın” dedi.
“Adamın anlatım tarzı beni öylesine ikna etmiş ki, o gün istifamı verdim ve müdür olarak göreve başladım” dedi.
Ben, “Peki, annen, baban, kardeşlerin, sana karşı nasıl davrandılar” dediğimde, “Çok üzülürlerdi
Evimde, babamın evinde, kardeşlerimin evinde yemeklerde babamlar yemek duası yaparlarken, hepsi ellerini kaldırırlardı ama ben çaktırmamak için kaldırmazdım.
1991 de Komünizm yıkılıp Rusya dağılmaya başlayıncaya ve Mustafa beni buluncaya kadar, benim Müslümanlığımı kimse çakmadı” demişti.
Türkiye’ye her gelişinde beraber olurduk.
2019 yılında, 92 yaşında, kendi ülkesinde, bir salonda o da, ben de, birer konuşma yaptıktan sonra, bir lokantada yemek yiyip ayrıldık, birkaç sene sonra vefat haberini aldım, Allah rahmet eylesin.
Bunu niye yazdım?
27 Mayıs 2025 tarihinde, Diyarbakır’da Valiliğin gözetiminde Diyarbakır’ın fethinin 1386.ıncı yılı kutlandı.
Yani çoğunluğu Kürt ırkından olan kardeşlerimizin Müslümanlığı 1386 yıllıktır.
Türklerin bir kısmının daha önceleri Müslüman olmuşsa da toplu halde Karahanlılar döneminde Müslüman olduklarından “Bin yıldır Müslüman olan Türkler” diye başlarız söze.
Son yüz yıl içerisinde bizi İslam’dan uzaklaştırmak için yapılan bütün taktikler, numaralar, oyunlar, stratejiler… tutmamış.
Tutar gibi görünmüş.
Bazı insanlarımız sözde dinden çıkmış ama özde çıkmamış ve gönlünün en mahrem yerinde, üzerine toz kondurmamak için kırk bohçaya sararak saklamış.
Bu teröre son verildikten birkaç sene sonra, dağdan şehre, silahtan Kur’an’a, kinden dine sarılan iki taraftan da insanlarımızın birlikte İstanbul’da, Diyarbakır’da, İzmir’de, Hakkâri’de, Şam’da, Mekke’de, Medine’de, Kudüs’te omuz omuza, saf tutacakları, Apoya, Atoya, Natoya değil, Rabbin emrine uyarak “Mescidi Haram” a dönecekleri günleri göreceğiz inşallah.
Küçük bir ilçede, emekli öğretmenler, kahvehanelerde halkla beraber iskambil oynamakla vakit geçirmeyeceklerini anlamışlar ve bir dernek kurmuşlar.
Orada toplanıp orada çaylarını içmeye başlamışlar ve haftada bir gün hepsinin toplanmasını kararlaştırmaya kadar verirlerken Perşembe akşamını seçmişler.
İçlerinden en sözü geçenin aklına gelmiş ve arkadaşlarına “Arkadaşlar, yarın Cuma, çoğunluğumuz Cuma namazına gidecekler” demiş, hepsi birden “Doğru” diyerek başka bir güne almışlar.
Devam edecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: