Aldınız elinize gazetenizi, “Bu sene o canavar üç milyon insan öldürdü” diye okudunuz
Ne derdiniz?
“Ne hissederdiniz?” demiyorum.
Siyonizm canavarı, Netanyahu başkanlığında her gün onlarca Müslüman’ın evini başına yıkarak öldürürken ölü sayısı iki senede yetmiş bine ulaştığında dünya insanının hissiyatının hassasiyetini yok etti.
Birleşmiş Milletlerin sağlık komisyonu 2021 yılında alkolden bütün dünyada üç milyon insanın öldüğünü dünyaya duyurmuş.
Yaralananlar, maddi zararlar, sosyal yaralar hariç.
İnsanlar, gazetelerden bu rakamları okuyup yoluna devam ediyor.
Bu, bir trafik harbidir.
Trafik harbinde yılda üç milyon insan alkolden ölüyormuş.
Dünya devletlerinden bir milyon doktorla anket yapılsa ve “Alkol faydalı mıdır, yoksa zararlı mıdır?” diye sorulsa, yüzde yüze yakın “zararlıdır” diyenler kazanırlar.
Alkol kullanan doktorlar dahi alkolün zararlı olduğunu söylediği halde alkol kullanımının yasaklanmasını bile yasaklıyor konun koyucuları.
Günahlar içinden yalnız riba/faiz için Allah’a ve Rasülü’ne karşı harp olduğu bildirilmiştir:
“Eğer böyle yapmaz (faizi bırakmaz)sanız Allah'a ve Rasülü’ne harp (açtığınızı) bilin. Eğer tevbe ederseniz ana sermayeniz sizindir. (Böylece) haksızlık etmemiş ve de haksızlığa uğramamış olursunuz.” (Bakara Süresi ayet 2/279)
İslam’ın yasakladığı diğer günahlar için “Allah’a ve Rasülü’ne isyan” denmiştir.
İsyan da, harp ilanı sayıldığından bütün günahlar, Allah’a ve Rasülü’ne harp açma anlamınadır.
Birleşmiş Milletler’e üye devletlerin her birinin en iyi hukukçuları bir araya getirilseler ve dünya insanı için en doğru kanunları koysalar, onlar da yine eksik, kusurlu ve hatta zararlı olmak zorundadır.
Çünkü yarının ne getireceğini bilemeyen insanın koyduğu ve yine aynı kalitedeki insanların oyladığı kanunlarla, bugünü, yarını ve bütün zamanları, kanun koyan insanları, o insanların ekmeğini topraktan çıkaran, o ekmeği çiğneyecek dişleri ağzına inci gibi diziverenin indirdiği ayetlere denk olması mümkin değildir.
Dünya devletlerinin hepsinin odundan, kömürden, gazdan, sudan, güneşten ürettiği aydınlığın hepsini toplasanız güneşin dengi olamadıkları gibi, dünyada yaşayan bütün insanların akıllarının ürettiği kanunlar da o insanları ve akıllarını yaratan Allah celle celalühün bir tek konuda indirdiği ayete denk olamaz.
Rabbimiz buyurur:
“Ey iman edenler, şarap (sarhoş edenler), kumar, putlar ve fal okları şeytanın işinden olan birer pisliktir, ondan sakının, ola ki kurtulursunuz.
Şeytan, şarap (sarhoş edenler) ve kumarla, aranızda ancak düşmanlık ve kin bırakmak, Allah'ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?
Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin ve (isyandan) sakının. Eğer yüz çevirirseniz iyi bilin ki, Rasül’ümüze düşen apaçık tebliğdir.” (Maide Süresi ayet 5/90-92)
Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan, faizin zararlarına yakalanmayan insan kalmadığı halde ağızlarına “Faiz günümüzün gerçeğidir” kokmuş sakızı koyuvermişler, o da çiğneyip sızıyor.
16 Mart Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece Kadir Gecesi’dir.
Bu gecede Kur’an-i Kerim inmeye başlamıştır.
Kur’an, o gecenin kadrini, kıymetini bize tanıtırken “Bin aydan hayırlıdır” diyor.
Birleşmiş Milletler’in bir araya getirdiği bin tane hukukçu, bin ay çalışsalar. Kur’an’ın bize bildirdiğine denk bir kanun bile koyamazlar.
İndiği geceyi bile kıymetlendiren Kur’an ayetlerinin hayatımızı yönlendirmesi için ne yapılmalıdır diye o gece aklımızı biraz daha fazla yoralım.
Yorumlar
Kalan Karakter: