Bir anne düşünün, öz evladını şikâyet eder mi?
Pişmanlık doluydu,
Gözlerinden yaşlar akıyordu,
Çaresizliğini bir müddet gizlemeye çalıştı.
Ve anlatmaya başladı…
Bu kaçıncı söz verişiydi…
Evladım artık tam bağımlı hale gelmişti.
Bu bir gün değil, bir yıl değil, birkaç yıldır devam ediyordu.
Aile düzenimiz bozulmuş, huzurumuz kaçmıştı…
Başa çıkacak halde değildik.
Ve en son çareyi ihbarda buldum.
Ben öz evladımı polise şikâyet etmek zorunda kaldım, tutuklattım.
Yapacak hiçbir şeyim kalmamıştı.
Kendimizce yapılacakların hepsini yaptık.
Tabi İlk başta yapmamız gerekenler hariç.
Ama artık vakit çok geçti.
********
Bağımlılık zamanla kişinin yaşam merkezine yerleşen, diğer yaşamlarını etkileyen ve gölgede bırakan ruhsal bir çıkmazdır.
Önceleri istediğim zaman bırakırım, şimdilik bir zararını görmüyorum gibi düşüncelerle sadece kendisini avutur.
Özellikle gençliği hedef alan bu tehdit, gelecekte bir milletin yarınlarını da hedef alır.
Bu gençlerin olması gereken yerleri, ilim irfan yuvaları, sosyal ve sportif yerler olması gerekirken sokaklar olur.
Bağımlılık yoluyla zayıflayan, toplumdan kopan her bir birey, suç işlemeye de meyil kazanır.
Zemini oluşturan nedenler:
Arkadaş çevresi,
Kendini yalnız hissetmesi,
Aile içi iletişimin kopuk olması,
Dijital oyunlar,
Sanal kumar,
Onları hep suçlama yerine, davranışlarının iyi analiz edilememesi.
Korku ve nefret dilinin kullanılması,
Zamanında bazı şeylerin fark edilmeyişi,
İsteklerinin karşılanmayışı vb.
Ergenlik dönemi bir gencin sınırlarının yeniden çizildiği dönemdir.
Kişinin zararlı maddelere bulaşmada en riskli dönemidir.
Sosyal medyanın, lüks yaşam, kolay para kazanma gibi yapımlarıyla kafalarının hızla bulandırılması bir etkendir.
Gençlerin heyecan ve haz veren uyaranlara karşı ilgisi, hassasiyeti daha fazla olur.
Bir kereden bir şey olmaz düşüncesi hep ön plandadır.
Arkadaş ortamında hiç madde kullanmayanların aşağılanması onu denemeye zorlar.
Bağımlılık, çoğunun sadece bir kere denemiştim onunla başladı ifadeleridir.
En sık bağımlıların görüldüğü aileler;
Ben çocuğuma çok güveniyorum diyen ailelerdir.
Gençlik, karanlık çıkmaz sokakların köşe başlarının tutulduğu, uyuşturucu çetelerinin alenen kuşatmaları altındadır.
Kendisini bir grubun içinde hissettiren gence,
Önce bedava ikram edilir.
Hayır diyemedim,
Ortama uydum,
Bir de ben deneyim derken maddeye bulaşmış olur.
Bağımlı olan kişi daha sonra borçlandırılır.
Borcunu ödeyemeyenlere çıkış yolu olarak, torbacılık veya sokak satıcılığı önerilir.
Hem maddi, hem manevi sıkıntıya düşen genç, çetenin istediği illegal bir suç makinesine döner.
Bağımlılıkla mücadelede devletin bütün kurumları aileler çok iyi koruyup desteklemeli.
Toplum bu gibi kötü alışkanlıklara karşı bilinçlendirilmeli.
Devlet etkili politikalar üretmeli.
Gençliği suçlayıcı değil, gelecek vadeden umutlar verilmeli.
Toplum olarak, korku, dışlama ötelemelerden vazgeçilmelidir.
Sonuç olarak:
Gençliğini koruyan, ona gerekli değeri veren toplumların gelecekleri hep aydınlık ve güven içinde olmuştur.
Zamanında ve yerinde uzatılamayan bir dost eli, ya da sevgisi, geri dönüşü olmayan bir süreci başlatabilir.
Madde bağımlı her genç, kaybedilmiş bir parça vatan toprağı gibidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: