Haklı olan mı güçlüdür, güçlü olan mı haklıdır?
İnsan hem haklı, hem güçlü olmaya çalışmalıdır.
Güçlü olduğu halde haklı da olabilir, haksız da olabilir.
Biz, kim haklı ise onun tarafındayız.
Haklı olan ister güçlü olsun, ister güçsüz olsun, hakkın ve haklının yanında olmalıyız.
Bunun için de haklı ile haksızın kim olduğunu ayırt edecek bir adalet terazisine ihtiyaç vardır.
Çok sevdiğim, Tefsir derslerine on yıl düzenli devam eden bir avukat arkadaşım, tefsir derslerimde, “Kim olursa olsun haklının yanında olun” sözüm üzerine ders sonunda şunu anlatmıştı:
“Fabrikada, kendi hatasıyla kolunu kestiren işçinin avukatı oldum. Ücret almadım. Haklı olan fabrika sahibi idi. Bir işçinin tazminat alabilmesi için avukatlık numaralarının hepsini yaptım, kazandım ve tazminatı işçiye verdirdim. Fabrika kusursuzdu ama ben işçinin kazanması için çalıştım” demişti.
Ben de ona, “Fabrika sahibine git ve o zaman onun haklı olduğunu, seni afvetmesini, işçiye verdiği tazminatı da helal etmesini söyle” dedim ve o da yerine getirdi.
Adalet terazisini kapitalistler yaparlarsa, bütün maddeler, güçlülerin çıkarına olur.
Adalet terazisini zayıflar yaparsa, zenginleri de kendileri seviyelerine indiren maddeler olur.
Bunun ikisi de dünyanın gözleri önünde uygulandı.
Kapitalist Amerika ile komünist Rusya kötü bir örnek olarak tarihe geçti.
İkisi de kendi halklarını soydukları gibi uluslararası soygunculuğa başladılar.
Madenleri, elementleri ve mahsulleri çaldıkları gibi kıtaları, adaları ve boğazları çalacak kanunlar koyup uygulamaya başladılar.
Haklı ama güçsüz,
Haksız ama güçlü,
Kim kazanır?
Tabii burada “Güç” kelimesine yüklediğimiz mana da önemli.
Sevgili Peygamberimize peygamberlik görevi verildiğinde tek kişiydi.
Tek kişinin, tüm dünyaya karşı gücü nedir?
Hazreti Hatice anamızla iki kişi oldular.
Hazreti Ali ile üç oldular, Hazreti Zeyd ibni Harise’yle dört kişi oldular.
Doğu, batı, kuzey ve güneydeki bütün devletlerin adalet terazisini papazlar ve krallar yapıyorlardı.
Tek başına bir Allah elçisi bütün dünyaya, “La ilahe illallah/Allah’tan başka yaratan, yaşatan, yöneten ve donatan yoktur” deyin kurtulun” diyordu.
Buyurun, “Güçlü haklıdır” diyenler, sonuç ne olmuş?
Hazreti Ömer döneminde hem maddi güçle, hem manevi/haklının gücüyle Sasani İmparatorluğu’na son verilmiş ve Zerdüşt’ün ahlâksız kanunları yürürlükten kaldırılmıştır.
Fatih Sultan Muhammed, -Gentila Bellini’nin Topkapı Sarayı’ndaki resminde iki tane MM ile MOHAMMAD yazdığını yıllar önce görmüştüm- Konstantıniyye’yi fethederek adını İslambol yapmıştı.
Tabii, Fatih’te maddi güçle, manevi/iman gücü birleşmişti.
Haklı olan güçlü olursa, güçlü olan da haklı olursa, adalet terazisi de bizim tenimizi ve canımızı dengeli yaratan Allah celle celalühün indirdiği İslam adaleti olursa haksız yere akıtılan bir damla kan, bu dünyanın en değerli elmas, altın, yakut, zebercet, petrol, gibi bütün değerli şeylerin ağırlığından daha ağır gelir.
Rabbimiz, insanın yaratılışının en olgun, en düzgün, en dengeli ve oranlı olduğunu bize haber verirken “Adalet” kelimesini kullanmış:
Haber arşivi erişimi
“O ki, seni yarattı, düzeltti ve dengeli yaptı.” (İnfitar süresi ayet 82/7)
Ayağımızın tırnağından, başımızın saçına kadar her şeyi yerli yerince orantılı olarak yaratan Rabbimiz, sosyal bünyemizin, dünyamızın, hayatımız için de dengeli olması için İlahi oranlı hükmünü indirmiş.
Bu ahkâma göre hareket eden Allah’ın elçisi, onun sadık arkadaşları Hazreti Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali (Allah hepsinden razı olsun) önce iman gücü sağlamlaştırılan ashab-ı kiramla kısa zamanda Buhara’dan İspanya’ya kadar zulmün kökünü kazımışlar ve yerine İslam adaletini yaymışlar.
Netanyahu, Batı’yı tehdit ediyor ve: “Batılı hükümetlerden Yahudi karşıtlığıyla mücadele etmek ve dünya çapındaki Yahudiler için güvenlik ve emniyet sağlamak için söylediklerimizi yapmalarını talep ediyorum. Uyarılarımızı dikkate almaları yerinde olur. Onlardan şimdi harekete geçmelerini talep ediyorum, aksi takdirde sonuçlarına katlanırlar” diyor. (Basından)
Anlaşılan, hiçbir zaman haklı olmayan ve hakkın düşmanlığıyla bir ömür bitiren Netanyahu, kaybetmeye başladığını anlamış.
Batarken bile Batı’ya emreden bir dil kullanmış.
“Aksi takdirde sonuçlarına katlanırlar” diyerek son nefesinde doğru bir şey söylüyor ama açıklamasını ben yapmayayım.
Yorumlar
Kalan Karakter: