“Kötü tuzak sahibini yakalar” ayetiyle Rabbimiz haksız yere, kendimize, ailemize, komşumuza, ülkemize, başka ülkelere hiçbir kimseye tuzak kurmamamızı öğretir:
“Yeryüzünde büyüklük taslamaları ve kötü tuzak kurmaları sebebiyle (nefretleri arttı). Hâlbuki kötü tuzak sahibini yakalar. Onlar, öncekilerin başına gelen yasadan (azaptan) başkasını mı gözetirler? Sen Allah'ın yasasında değişiklik bulamazsın ve Allah'ın yasasında bir sapma bulamazsın. (Fatır süresi ayet 35/43)
Halkımız bu ayetten hareketle Ebu Cehilin hayatını da göz önüne alarak “Ebu cehil kuyu eşer, kuyusuna kendi düşer” deyivermiştir.
Hileyle iş gören mihnetle can verir”
“Hilekâr tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır” demiş ve hilekâr insanın başarılı olamayacağını, hatta hilenin kendisine zarar vereceğini anlamış ve çocuklarına da anlatmak için veciz bir şekilde ifade etmiştir.
“Kapı çalanın kapısı çalınır.”
Bir köy delikanlısı askere gider. Dönüşünde eşine hiç rahatsız edilip edilmediğini sorar.
Eşi de: “Bir gece dış kapı zorla açıldı uyandım. İç kapıyı kilitledim ve korkuyla bekledim. Aralığa giren kimse aralıkta durdu, durdu sonra dış kapıyı açtı ve çıkıp gitti. Başka da bir şey olmadı.” Diye cevap verir.
Delikanlı kendi yaptığını hatırladı ve “Eğer o gece ben eve girseydim benim eve de girilirdi” diye mırıldandı.
“İhtikar /karaborsacılığın sonu iflastır” derler. Bütün bunlar fert/birey hayatında geçtiği gibi milletlerin hayatında da “Rüzgâr eken” devletler “fırtına biçerler.”
Yetmiş yıldır ülkenin yönetiminde söz sahibi olanlar televizyon ekranından “Katilleri, çeteleri, vurguncuları yakaladık, yakalamaya devam edeceğiz.” diyorlar.
Yakalananlar yirmi, otuz, kırk veya elli yaşlarındalar. Konuşan yetkilinin yönetiminde büyümüş ve eğitilmiş.
Üniversiteyi bitirmiş, İngilizceyi ana dili gibi öğrenmiş, kanunları yutmuş, siyasileri uyutmuş, hazineyi hortumlamış. Yönetici de yetiştirdiği adamı “yakaladım” diye öğünüyor.
Allah’ın kitabı Kur’an’a göre yaşamak yasaklanırsa ülkedeki mahkûm sayısı ilim adamı sayısından fazla olur.
Hapishane sayısı fabrika sayısından fazla olur.
Çocuğunun karnına ateş dolduran bir baba görseniz “Delirmiş” dersiniz.
Bakara süresinin 174 üncü ayetinde Allah’ın ayetlerini gizleyen ve bundan çıkar sağlayanların kendi karınlarına ateş doldurduklarını,
Nisa süresinin 10 uncu ayetinde yetim malı yiyenlerin kendi karınlarına ateş doldurduklarını haber verir.
Hazineyi yakınlarına ve yandaşlarına ikram edenler ateş ikram ettiklerini bilsinler.
“Ama hocam batı devletleri Kur’an’a göre yaşamadığı gibi Kur’an’a da inanmaz. Orada mahkûm sayısı bize oranla daha az” denebilir.
Onu sen batıda yaşayan Türk işçine sor. Eğer batı uyuşturucu kullanan her vatandaşını hapse atsa, ülkedeki her evi hapishane yapıp kapısına da uyuşturucudan uyuşmuş bir gardiyan koyması gerekir.
Hapse atmadığı gibi mecbur kalmış ve uyuşturucu kullanılabilen sokak ve kahvehaneler ayırmış ve ruhsat vermiş.
Fahişelerine yer ayırmış. Her türlü rezaletin önünü alamadığı için belirli yerlere izin vermiş ama dünyaya da “Ben özgürlükler ülkesiyim “ diye buruk ağzıyla hava atmaya kalkmış.
Rabbimiz, bozulan toplumlarda halkı ikinci derecede suçlu olarak tanıtır. Şehrin ileri gelenlerini asıl suçlu olarak ilan eder. (En’am 123)
Suçlu insan, yaptığı kötülüğü kapatmak için mantık oyunlarıyla yaptığının iyi ve güzel olduğuna kendi inandıktan sonra toplumu da inandırmak için çalışır.
Önemli olan katilleri, vurguncuları yakalamak değil; önemli olan sana teslim edilen körpecik beyinleri, inkârcı değil imanlı, öldüren değil yaşatan olarak yetiştirmek ve “Ülkemizde Batının dediği değil, Allah’ın dediği olur” deyip gerçekleştirmektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: