Bir özlem cümlesidir “Ah o eski ramazanlar” Peki neydi o özlediklerimiz?
Biz bu yıl Ramazan ayında bu soruyu Karamanlılara sorduk. Aldığımız cevaplar biraz hüzünlü olsa da, burnumda bir ıtır kokusuyla dolaştım durdum Karaman sokaklarını...
Rahmetli ananemin tenekede ekili rengârenk sardunyaları bir de ıtır çiçeği vardı. Itır çiçeğinin yapraklarını sever, sevdiklerine de sevdirirdi. Hoşlanmadığı biri çiçeklerine dokunsa, küseceklerine inanırdı. Çiçekleriyle konuşurdu. Yerini sevsinler diye çabalar dururdu. Kuruyan ıtır yapraklarını yüklüğe dolap kokusu yapardı. Üzerime sinen ıtır kokusunu tarif et deseniz edemem. Gül ve limon kokusunu andıran misss gibi bir kokusu vardı. Kırmızı, pembe ve beyaz çiçekleri olurdu. Bütün bir çocukluğuma yayılan o ıtır kokusu benim için çocukluğumun en saf, en leziz kokusudur.
Ananemin ruhuma üflediği bu kokuyu o kadar çok sevdim ki; nerede bir güzellik görsem “ıtır gibi” dedim.
Ne zaman burnumda o çok sevdiğim kokular tütse hepsi ıtır gibi kokardı.
Gel zaman git zaman ıtır gibi şiirler, şairler tanıdım.
Bunlardan birisi Bedri Rahmi Eyüpoğlu şiiridir:
“Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nazım misali”
Ve bir Ramazan ikindisi radyoda Salat-ı Ümmiye dinlerken önce rahmetli babam geldi aklıma... Ne zaman salavat-ı şerifi duysa mukabele eder, çokça duygulanırdı. Son teravih namazını kılıp eve geldiğinde hep aynı cümleyle mühürlerdi vedasını “Elveda ya şehri Ramazan, bakalım seneye kim öle kim kala” derdi.
Ahir dünyamızdaki kıymetlilerimize de rahmet olsun.
Sonra bir komşu teyzemiz vardı “Ne zaman içiniz sıkılıp daralırsa, hemen bir salavat-ı şerif okuyun yavrum, hem ağzınız ıtır kokar” derdi.
Peki, bu muazzam eserin sahibi kim biliyor musunuz?
“ITRİ”
Hepimiz onu çantamızda, cebimizde ütülü beyaz bir mendil gibi taşıyoruz. Bugün kullandığımız yüz liranın üzerinden bakıyor bizlere... Itrî'nin asıl ismi Mustafa imiş, ama babası koku ticareti yaptığı için ona Buhurizade Mustafa Itri Efendi derlermiş. Kendisi de çiçeklerle, hoş kokulu bitkilerle uğraşmayı sevdiği için “Itri” denilmiş. Ömrü o hoş kokulu bahçede geçen Itri aynı zamanda şair, hattat ve bestekârdır.
Evet, Ramazan ayında teravih namazlarında, bayram sabahlarında sıkça duyduğumuz Salat-ı Ümmiye bir ITRİ eseridir. Söyleyenin ağzı ıtır kokar ve ne güzeldir.
Itri’nin ölümsüz eserini yâd ederken, Yahya Kemal’den bahsetmemek olmaz elbet... Yahya Kemal Beyatlı Itri şiirinde der ki:
“Büyük Itri’ye eskiler derler/ Bizim öz musikimizin piri/ O kadar halkı sevk edip yer yer / O şafak vaktinin cihangiri /Nice bayramların sabah erken/ Göğü top sesleriyle gürlerken/ Söylemiş saltanatlı tekbiri”
Toplumsal hafıza dediğimiz şey; kalplerimizde asılı duran bir Ramazan mahyasıdır oysa... Işığı karanlıklarımızı aydınlatırken, içimizi de ıstı verir.
Sonra ortalık bir anda ıtır kokar sanki!
Cümleten hayırlı Ramazanlar...
Yorumlar
Kalan Karakter: