“Çanağında balı olanın arısı Bağdat’tan gelir” demiş atalarımız… Çanağında Türkçe sevdası olanın arısı da varıp Tanrı Dağları’ndaki pamir çiçeğine konarmış.
Bugün sizlere; Bizi bir dilin coğrafyasında buluşturan, Türkçenin haritasına harf harf, sözcük sözcük, cümle cümle Karaman’ı çizen gerçek bir başarı hikâyesinden bahsedeceğim. Karaman edebiyatının usta isimlerinden, Gazetemiz yazarı Osman Nuri Koçak ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Volkan Gemili’nin Karaman’dan Özbekistan’a uzanan gerçek bir hikaye dinlemeye hazır mısınız?
Osman Nuri Koçak…
Dünyaya gözlerini Türkçenin doğduğu topraklarda, iki analı 14 kardeşli bir Türkmen ailesinin evladı olarak açmıştır. Hiç kolay bir hayatı olmamış ama okumak için daima elinde kitapları olmuştur. Türkçenin doğduğu topraklara doğmak, alnındaki en güzel yazılardan birisi olsa gerek ki; bu yazgıyı okuması ve anlamlandırması uzun sürmemiştir.
Türkçe dilinde yazılan her sözcüğü çanağında tutmuş ve kültürel bir emanet saymıştır. Osman Nuri Koçak çanağındaki sözcükler ile tertemiz hikâyeler, şiirler, makaleler ve kitaplar yazmıştır. Üstelik bir Anadolu türküsünün vücut bulmuş haliyle yazmıştır. Hani bu yalan dünyadan bezmiş olsa da; hem okumuştur, hem de yazmıştır. Bu yolda en büyük yoldaşı yine bu toprakların yetiştirdiği halk kahramanları, ozanları, erenleri ve arifleri olmuştur.
Gittikçe kendini geliştirerek Karaman edebiyatına kazandırdığı sayısız eserleri ile yaşadığı döneme mührünü vurmuştur. Bu başarısı ile hiçbir zaman övünmemiş, bilakis ayakları daha sağlam yerde olmuştur. Koçak’ın kibirden uzak bu tavrı edebiyatçı dostları ve okurları arasında daima takdir görmüş, yazıları ve kitapları onu en çok okunan yazarlardan birisi yapmıştır.
Osman Nuri Koçak…
Hayatının her döneminde gazete ve edebiyatın bir şehir sanatı olması için çok çalışmış, elini dağların taşların altına koymuş, çok mücadeleler vermiştir. Bu mücadelesi bazen en yakınları, bazen yol arkadaşları, bazen okuryazar kesim ama en çok da yöneticiler tarafından anlaşılamasa da; O bildiği yolu bir derviş edasıyla yürümeye devam etmiştir. O bu yolu çanağında biriktirdiği sözcüklerden döşemiştir. O yol bugün Karadağ’dan Tanrı Dağlarına kadar uzanmıştır. O yol Türkçenin haritasına Karaman’ın adını yazdırmıştır. Osman Nuri Koçak’ın o yoldaki ustaları Karacaoğlanlar, Yunus Emreler, Pir Sultan Abdallar, Veyseller olmuştur. Onlardan aldığı ilhamla; Türkçe okumuş, Türkçe yazmış ve güzel dilimizi hep diri ve canlı tutmuştur.
Osman Nuri Koçak…
Bu toprakların yetiştirdiği önemli bir aydın, öğretmen, halk edebiyatı yazarı ve gazetemiz köşe yazarıdır. Koçak’ın Türkçe ilinden Türk dünyasına uzanan başarı öyküsü, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi TÖMER Türk Dili Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Volkan Gemili’nin akademik çalışması ile Türkçenin iz sürdüğü coğrafyalarda Karaman adına umut olmuştur. Türkçenin haritasında Karaman’ı, Karaman edebiyatının usta yazarlarından Osman Nuri Koçak ile anlatan, bilim dünyamıza önemli katkılar sunan Dr. Volkan Gemili “Osman Nuri Koçak’ın Kurmacaları Üzerine Notlar” adlı Türk Dünyası merkezli önemli bir akademik çalışmaya imzasını atmıştır.
Sempozyum hakkında merak ettiklerimizi Dr.Volkan Gemili’ye sorduk. Ama öncesinde Volkan Gemili Kimdir? Kısaca tanıyalım:
Volkan Gemili, Mersin doğumlu, edebiyat alanında doktorasını tamamlamış bir akademisyendir. 2016 yılından bu yana Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde Türk dili, Türk edebiyatı ve yabancılara Türkçe öğretimi alanlarında dersler vermektedir. Akademik çalışmalarında özellikle Türk öykücülüğü, Türk romanı, anlatı ve edebiyat kuramları, edebiyat sosyolojisi ve kültürel bellek konularına odaklanmaktadır. Bunun yanı sıra diksiyon, hitabet ve etkili konuşma alanlarında da akademik, kuramsal ve uygulamaya dönük çalışmalar yürütmektedir.2014’ten bu yana İstanbul merkezli Lâkin Yayınevi’nin genel editörlüğünü ve sanat yönetmenliğini üstlenen Gemili’nin, editörlüğünü ve sanat yönetmenliğini yaptığı Aslıhan Kocabal'ın Karanlığa Masallar adlı kitabı 2021 GIO Ödülü’ne layık görülmüştür. Akademik üretimin yanında Dergâh, Post-öykü, Telgraf, Alarga gibi dergilerde öyküler de kaleme alan Gemili, edebiyatı hem teorik hem de yaşayan ve dönüşen bir anlatı zemini olarak görmektedir.
Gelelim bu güzel haberin detaylarına…
Volkan Gemili Türk dünyası ekseninde kalıcı bir entelektüel bağ kurmayı amaçlayan sempozyumun detaylarını Uyanış’a anlattı:
“Osman Nuri Koçak’ınKurmacaları Üzerine Notlar” adlıyazı, Özbekistan’ın Cizzak (Jizzax) kentinde bulunan Abdulla Qodiriy nomidagi Jizzax Davlat Pedagogika Universiteti ev sahipliğinde gerçekleştirilen IV. Uluslararası Geleneksel Bilimsel-Uygulamalı Sempozyum kapsamında ortaya çıkan ortak bir akademik emeğin ürünüdür. Sempozyum, üniversitenin Filoloji Fakültesi ve Özbek Edebiyatını Öğretme Metodolojisi Bölümü tarafından düzenlenmiştir. Türk dünyası merkezli güçlü bir akademik etkileşim hedeflemiştir. Sempozyumun özgün adı “O‘zbek filologiyasining dolzarb masalalari va uni o‘qitish metodikasi muammolari” olup Türkçeye “Özbek Filolojisinin Güncel Meseleleri ve Öğretim Metodolojisi Sorunları” şeklinde çevrilebilir. İki cilt hâlinde yayımlanan bildiri kitabı, Türkiye başta olmak üzere Özbekistan, Azerbaycan, Rusya, Tacikistan, Kazakistan, Kırgızistan ve farklı ülkelerden akademisyenleri aynı bilimsel zemin etrafında buluşturmuştur. Yayımlanan bildiriler ağırlıklı olarak Türkçe olmakla birlikte, sempozyumun çok dilli yapısı özellikle önemsenmiştir. Kitapta Türkiye Türkçesi, Özbekçe, Azerbaycan, Kırgız, Kazak Türkçesi, Rusçakaleme alınmış metinlerin yer alması ortak bir kültürel ve edebî mirasın farklı lehçe ve diller üzerinden yeniden konuşulabilmesine imkân tanımaktadır. Böylece sempozyum, akademik bilgi üretmekle birlikte bu bilginin dolaşımını genişletmeyi ve Türk dünyası ekseninde kalıcı bir entelektüel bağ kurmayı amaçlamaktadır. Çalışma, tek seferlik bir etkinliğin ötesine geçmekte, farklı coğrafyalarda yürütülen filoloji, dil ve edebiyat araştırmalarını ortak bir hafıza ve süreklilik fikri etrafında buluşturan, devamı olan ve olacak bir akademik sürecin parçası olarak konumlanmaktadır.
Karadağın eteklerinden Tanrı Dağları’na kadar hak edilmiş bir sevinç ve gurur…
Osman Nuri Koçak deyince; Çanağındaki Türkçe sözcüklere ve memleket sevdasına adanmış koca bir ömür gelir aklımıza… Karadağın eteklerinden Tanrı Dağları’na kadar hak edilmiş bir sevinç ve gurur gelir aklımıza… Osman Nuri Koçak deyince; Edebiyat ve düşünce dünyamıza katkısı ve etkisi büyük bir yazar gelir aklımıza…
Yazarın eserlerini incelemek eminim büyük bir okyanusu aşmak gibidir. Volkan Hoca bu okyanusu aştı. Bakalım Osman Nuri Koçak neler söyleyecek?
-Memleket hikâyelerinin emanetçisi kalbiniz neler hissetti? Duygularınızı bizimle paylaşır mısınız sevgili Hocam?
Osman Nuri Koçak: Volkan Hocam içimde bir yerlere dokununca iletken bir zincirin bir halkasına elektrik verildi sanki. Tüm zincir bundan etkilendi.
Elbette içimdeki yanan köz ölünceye dek etrafını ısıtmaya devam edecek ama varlığınızın bir resetlenmeye tabi tutulduğunu hissetmek bir başka oluyor.
Volkan Hocamın çalışması bende öyle bir etki yarattı.
Volkan Hoca değerli bir dost ve entelektüel yaşamı paylaşacağınız güçlü bir yoldaş.
Onca cehaleti ancak okuma ile kazanan bir çakma dünyanın dışına çıkabilmiş yüzeydeki nilüferlerinden birisi. O yüzden fark edilendir. Her fark edilen gibi kıskanılandır. Kültürümüz ve dilimize adanmış bir akademik kimliktir.
Söylenecek şeylerin hepsini söylenmesinden de rahatsız olacak kadar engin bir yürektir.
Biliyorum siz de öylesiniz… Sizi biraz tanıyorsam “Övmek, övünmek bize yakışmaz” der soruma cevap vermezsiniz. O nedenle sorumu şöyle sormak isterim:
Hayatta her türlü zorluğa direnen genç Osman’a, hayatın her türlü zorluğunda bir hikmet arayan bilge Osman bugün neler söylemek isterdi?
Osman Nuri Koçak: Bugünden düne mesaj mı?
Kırtasiyelerde kâğıt kalmaz diye endişe ederim. Yaşam bir kayıplar hazinesidir. Kayıp ise kazancın rahmi. Bugünden Genç Osman’a söyleyeceklerim kâğıt israfını da düşünerek. “kaybettiklerine yanma, tüm kazandıkların onların eseri” derim.
Arife sözün tamamı söylenmez.
Keşke diye başlayacağım o kadar çok şey var ki bir söylemeye başlasam, diğer söyleyeceklerimi değersizleştirmekten başka bir işe yaramaz. Yaşananlar yaşanacakmış, yaşanmış. Bir ömrü ya keşkelere kurban ederiz ya da hep bir yeniden başlama noktası bulursunuz. O yeniden başlamalar ki sizin kemaliyetinizin köşe taşlarıdır. Genç Osman’ a diyeceklerim bunlar olurdu.
Ha bir de “iyi ki okumayı çok sevdin. Bana hayal kurmayı öğrettin” derim.
Hazır sizi bulmuşken birkaç soruyu daha araya sıkıştırayım isterim. Yolda yeni kitap çalışması var mı sevgili Hocam? Biraz tadımlık bilgi verir misiniz?
Osman Nuri Koçak: Yeni üç kitabım var. Zamanın Nefesi ’nin ikinci cildi yeteri kadar demlendi.
Doğa Öyküleri bitti. Demleniyor. Türkmen Sözlüğü üzerinde hummalı bir çalışma sürüyor.
Basın dünyası kaos içinde. Ne olacak bekliyorum.
Bir de sizi hayranlıkla takip eden bir okuryazar kitleniz var. Özellikle yolun başındaki gençlere neler söylemek istersiniz?
Osman Nuri Kolçak: Yazmaya karar vermek koca bir yürek işi. O andan sonra toplumla yüzleşme süreci başlar, gizlisi, saklısı kalmaz. Hesap sorduğunuz her şeyin aslında size sorulmuş bir hesap olduğunu unutursanız açığa düşmeniz mukadderdir.
Edebiyat özgüvenin çok ötesindedir.
Yazdıkları önce yazarının yüreğini yakmıyor, göz pınarlarını zorlamıyorsa ortada ağır bir kusur var demektir. Bu da ancak yazan kalemin içinde yaşadığımız toplumun değerlerinden ilham alması ile mümkündür. Benim edebiyat aşkımı körükleyen halkıma olan sonsuz sevgi ve saygıdır.
Karadağ’dan Tanrı Dağları’na uzanan çok hak edilmiş bir başarı ve gurur… Uyanış Gazetesi ailesi adına sizi ve akademik çalışmasıyla bu hakkı size zarif bir şekilde teslim eden Volkan Gemili’yi canı gönülden kutlarız sevgili Hocam. İyi ki bu memlekette aynı havayı solumaktayız. Daha çok yazacağınız ve anlatacağınız bir yıl dilerim size…
Peki, sizin 2026 için bir dilek hakkınız olsa ne dilerdiniz?
Osman Nuri Koçak: 2026’dan dileğimi yeni yıl yazımda belirttim ama bir daha söyleyeyim.
“Kaybolan İnsanımı geri ver” diyorum.
Sevgimle…
Bir de Volkan Hocama sormak isterim. Volkan Hocam siz bu çalışmaya başlarken ve bitirirken neler hissettiniz? Duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Dr. Volkan Gemili: Bu çalışmaya başlarken Osman Nuri Koçak’ı yaşadığı coğrafyanın vicdanını, belleğini ve sorumluluğunu sırtlanmış bir eğitmen ve düşünce insanı olarak yeniden okumak gerektiği duygusu ağır basıyordu. Koçak’ın metinleri, hayatın içinden konuşan, yaşanmışlıkla sınanan bir dil kurar. Oda yazarının kaleme aldıkları, Karaman’ın, Orta Anadolu’nun ve geniş anlamda Anadolu insanının ortak hafızasına tutulan aynalardır. Koçak’ın öğretmenlikten gazeteciliğe, edebiyattan siyasal ve toplumsal mücadeleye uzanan hayat çizgisi, metinlerine de açıkça yansır. Zamanın Nefesi, Bildiklerimizin Tutsağıyız, Hasarlı Hayatlar ve Oda gibi eserlerde görülen temel damar, yerel olanı küçültmeden onu evrensel değerlerle konuşabilir hâle getirme çabasıdır.
Köy, kasaba, ova, harman, imece gibi unsurlar insanın adalet, eşitlik, dayanışma ve onur arayışının somut mekânlarıdır. Okur, Koçak’ın metinlerinde bir yazarın masasından çok hayatın tam ortasında kurulmuş bir anlatı kürsüsüyle karşılaşır. Bu kürsüde ne bağıran bir ideoloji ne de gösterişli bir dil vardır aksine ağır bedeller ödemiş bir kuşağın sessiz ama dirençli sesi hissedilir. 12 Eylül sonrası yaşanan kırılmalar, siyasal mücadeleyle kurulan sancılı ilişki ve nihayet yazıya sığınılan bir iç muhasebe… Tüm bunlar Koçak’ın metinlerinde aslında Karaman’ın yerel hafızasına sahip çıkmak, unutulmaya yüz tutmuş değerleri bugünün okuruna yeniden hatırlatmak olduğunu; onun metinlerinin, merkezin dışında kalmış bir coğrafyanın “kenar” olmadığını aksine insanlık hâllerini en duru biçimde barındıran alanlardan biri olduğunu bana gösterdi.
Peki, bu çalışma burada bitiyor mu?
Dr. Volkan Gemili: Hayır, bu çalışma burada bitmiyor. Aksine Osman Nuri Koçak üzerine yapılan bu okuma, daha geniş ve derinlikli bir incelemenin ilk adımı olarak görülmelidir. Koçak’ın edebî metinleri kadar gazetecilik pratiği, yerel basındaki duruşu, eğitmen kimliği ve siyasal-toplumsal tavrı birlikte ele alındığında, Karaman merkezli ama Türkiye’nin geneline seslenen bütünlüklü bir düşünce dünyası ortaya çıkmaktadır. İlerleyen süreçte Koçak’ın eserlerinin yerel hafıza, toplumsal gerçekçilik, etik duruş ve anlatı biçimleri bağlamında daha kapsamlı biçimde ele alınması; özellikle Karaman gibi merkez dışı şehirlerde yetişen yazarların edebiyat ve düşünce tarihindeki yerinin yeniden tartışılması önemli görünmektedir. Bu yönüyle yapılan çalışma, sürdürülmesi gereken bir hatırlama ve anlama çağrısıdır. Osman Nuri Koçak’ın metinleri bize şunu hatırlatır: Yerel olan, doğru bir vicdanla yazıldığında, insanlığın ortak diline dönüşebilir. Bu sesi duymak ve çoğaltmak ise, bugünün en temel sorumluluklarından biridir.
Son olarak neler söylemek istersiniz? Buyurun söz sizde…
Dr. Volkan Gemili: Son olarak şunları söylemek isterim. Edebiyatla uğraşmanın en güzel yanı soruların hiçbir zaman tükenmemesidir. Bu metin de kesin yargılar üretmekten ziyade okuru düşünmeye ve yeniden okumaya davet etmeyi amaçlamaktadır. Eğer bu davet karşılık buluyorsa yapılan iş amacına ulaşmış demektir.
*
2026 Yılına Türkçe ve Türk Dünyası adına güzel bir haberle, bizden bir haberle başladık. Yola yoldaş olacak paydaşların bu sevince ortak olacağına inancım dilerim orta yerinden kırılmaz. Ama artık biliyorum Karadağ’dan Tanrı Dağların’a kadar o kadar gerçek bir hikâyemiz var ki! Bu hikayenin kahramanı söylemese de biliyorum “Bu hikâye burada bitmez…”
Şimdi yakamda bir pamir çiçeği umuduyla,
“Bir gün mutlaka!”
Yorumlar
Kalan Karakter: