Reklam
Reklam
Ahmet Tek

Ahmet Tek

Omar Ağa (2)

09 Mart 2019 - 21:00

Kırşehir’in Kaman İlçesi Çağırkan Köyü yakınlarında Kalehöyük’teki, Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü’nün hibe olarak yaptırdığı Prens Mikasanomiya Anı Bahçesi 21 bin 620 metrekaredir. Bahçede 17 türden 2.380 uzun ağaç, 14.100 bodur ağaç, 15.560 metrekare çimlendirilmiş alan ve 3.500 metrekare büyüklüğünde bir gölet mevcuttur.
Bahçe doğal kayalar, Japonya’dan getirilen özel işlenmiş taşlarla süslenmiştir. Japon bahçe türlerinden gezinti bahçesi olarak tasarlanmıştır. Bahçede kullanılan temel tasarım malzemeleri su, kaya, taş, yosun, taş fenerler, kum ve çeşitli bitkilerdir. Bahçıvanın elinin değmediği yer yoktur ama mümkün olduğunca değmemiş hissi verilir. Bahçeye adı verilen Prens Tomohito Mikasa, 66 yaşında iken kanserden 10 Haziran 2012’de hayatını kaybetti. Tomohito’nun adı Kaman’da bir caddeye de verildi. Babası Prens Takahito Mikasa ise 2016 Ekim’inde 100 yaşında öldü.
   Kazılara destek veren ve Türk dostu olan prenslerin vefatı Kazı Başkanı Sachihiro Omura’nın işini sürdürmesine engel olmadı. Türkiye’de yaşayan Omura ailesinin çocuğu Hacettepe Üniversitesi’ni bitirdi. 
Omura’ya göre, Anadolu’nun tarihi dünya tarihidir. Medyada gözükmeyen, arkeoloji dünyası dışında kimsenin tanımadığı Omura bir söyleşisinde, “Japonya’da sadece Japonya’nın tarihi vardır. Anadolu ile kıyaslanamaz. Anadolu’ya her yerden kavimler gelmiş, gelen her topluluk kendinden bir şeyler bırakmış” demiştir.  Bu ifade, Anadolu coğrafyasını ve medeniyetini tarif etmenin en güzel biçimidir.
Bir gün emekli olup kazı alanından ayrılacak olan Omura’nın , ‘Yerinize kim gelsin?’ sorusuna verdiği yanıt, kulaklara küpe olacak, liyakat ilkesi olarak zihinlere kazınacak çaptadır:
‘’Türk, Japon, ABD’li fark etmez, işini tam yapacak adam lazım.’’
Bu sözü bu ülke insanı ezberleyip kural haline gelmesi için mücadele ederse, Türkiye hedeflediği yere kısa sürede gelecektir. Yeter ki, işini tam yapacak adamlar bulalım, bulunan bu adamlara işi emanet edelim. Omura gibi, 34 yıl aynı işi yapsın, onun gibi taltif edilsin, onun gibi ilkeli ve tevazu sahibi olsun.
UNESCO, bu yılı Göbeklitepe Yılı ilan etti. Arkeoloji aleminde devrim yaratan ve medeniyetlere ilişkin tarihlerin yeniden gözden geçirilmesine sebep olan Göbeklitepe’nin sorumluluğu kime verilmişti? 10 yıldır ziyarete açık olan ve resmî açılışı yerel seçimlere üç hafta kala yapılan Göbeklitepe’ye atanan kişi ile ilgili tartışmalar daha yakın zamanda oldu. Hatırlayanımız var mı? Dünya medeniyetinin beşiği olarak gösterilen ve insanlığın ortak değeri olan Göbeklitepe’yi yerel seçime malzeme yapmayız inşallah. Görevini 34 yıl kesintisiz sürdüren birini tanıyor musunuz sorusunu bir daha soruyorum. Liyakatli, disiplinli, ilkeli, inisiyatif sahibi, ülkesinden binlerce kilometre ötede hizmet veren ve ‘İşini iyi yapacak adam lazım’ diyen tanıdığınız, duyduğunuz bir adam var mı?
Japon Bahçesi ve Sachihiro Omura ile Bülent Arınç ‘Ne alaka?’ diye merak edenler lütfen okumaya devam.
   Bülent Arınç, Ak Parti’nin ‘Çok Şey Bilenler Korosu’nun eski solistlerindendir. Ak Parti’den Başbakan Yardımcısı, Hükümet Sözcüsü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı gibi üst düzey görevler yapmış bir siyasetçidir. ‘Benim özgül ağırlığım var’, ‘Ak Parti’nin vicdanıyım’ diyerek, kendine sıfatlar bulan, Ankara’nın görevden alınan sabık Belediye Başkanı Melih Gökçek’e, ‘Ankara’yı parsel parsel peşkeş çektin’ diye yüksek perdeden efelenen ve sonrasında ne hikmettir bilinmez, lafının gerisini getiremeyen siyasetçidir. 
DHA’nın 1 Şubat 2015 tarihinde geçtiği bir haberde Bülent Arınç, TBMM Başkanı iken Japonya’ya gittiğini ve İmparator Mikasa’yı ziyaret ettiğini belirterek, şunları anlatmıştır:
“İmparator bana iki soru sordu. Sorularda biraz afalladım. Bir sürü şey konuştuk. Ama sonunda İmparator ‘Camlı Köşk ne durumda?’ diye sordu. Espri olsun diye söylemiyorum ama ‘Camlı Köşk de neresi?’ dedim. Biz adamla ne konuşmaya geldik, o bize ne soruyor. ‘Tamam o iş’ dedim, attım. Sonra dışarı çıktım. ‘Beni mahçup ettiniz, Camlı Köşk neresi?’ diye sordum. Bana dediler ki, ‘Dolmabahçe Sarayı’nda Kabataş Caddesi üzerinde sarayın dışarıya bakan tek mekanına Camlı Köşk derler. Bunun içerisinde kristal avizeler vardır, cam mamülleri vardır. Japonlar orayı çok severler.’
‘Gözünüz çıkmasın. Baştan söyleseydiniz belki daha güzel şeyler konuşacaktım’ diye karşılık verdim. Sonra İstanbul’u aradım, Milli Sarayları; O Camlı Köşk ne durumda diye. Bana, ‘Efendim, 7 aydan beri restorasyonu yapılıyor. Bitmek üzere’ dediler. Haber gönderdik İmparatora. Ben Haziran ayında gittim. ‘Eylül ayında açılışını yapacağız’ dedim. Adam mutlu oldu. Şimdi vartayı atlattık zannediyordum. Ama ‘Kalehöyük’teki kazılar ne durumda?’ dedi. Biz Japonya, Türkiye ilişkilerini düşünüyoruz. Koskoca Güneşin Oğlu Hirohito bana ‘Kalehöyük’teki kazılar ne durumda?’ diyor. ‘Elinin körü’ diyeceğim ama koskoca Güneşin Oğlu. ‘Kalehöyük’teki kazılar da çok iyi gidiyor’ dedim. Bunun üzerine bana, ‘Bizim Prens Tomohito her sene oraya gidiyor. Kazı yapıyor, bir de orada müze yapacak. Hala bu kazılan bitiremedi’ dedi. Bizde gaza geldik, ‘Bu sene bitireceğiz onları’ dedik. İnanın böyle. Kalehöyük dedikleri yer Kaman’ın bir beldesi.”
Sonsöz: Japon mucizesi vardır. Bir Japon Kalehöyük’te yaptıklarıyla bunun canlı kanıtıdır. Liyakat vardır, her alanda gereklidir. Makamlarından ayrılanlara bakınca liyakatin gerekliliği daha iyi anlaşılır.
Kalehöyük kazıları halen devam etmektedir.

Bu yazı 3238 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum