Reklam
Reklam
Abdurrahman Sağkaya

Abdurrahman Sağkaya

Abdurrahman Sağkaya

Heccelerliler

13 Nisan 2020 - 13:29

Çocukluğumuza damga vuran Hacı Celal Mahallesi. Biz Heccelerliydik, sloganımız, “Ler lerliyiz; hecelerliyiz.” İdi. Karaman’ın en fakir mahallesi Heccelerdi. 1950’li yıllarda Hecceler, Kırmahalle ve Hisar mahalleleri öne çıkardı. Mahalleler arası kavgalar hiç eksik olmazdı. Mahalleler karşılıklı olarak bir birini taşlar, mahallelerinin namusunu korurdu. Küçüklüğümüzde zaman zaman biz de bu kavgalara karışırıdık. O yıllarda geniş aile vardı; bütün mahalle bir aileydi. Herkes birbiriyle yardımlaşır, ağzımızdan bir küfür çıktığında mahallenin büyüğü müdahale eder, ceza keserdi. Bütün mahalle mutluluğu ve acıyı birlikte yaşar, paylaşırdık. Fakirdik ama mutluyduk. Bu mutluluğu doyasıya yaşardık.

Mahallenin namusu önemli idi. Bütün erkekler onu korumakla görevliydi. Kadın ve kızlara kardeş gözüyle bakılır, asla yanlış yapılmazdı. Bir yabancı iki defa bir sokaktan geçince hemen önü kesilir hesap sorulurdu. Bu konuda Heccelerin sloganı, “Karanlık gecelerde, n’aran Heccelerde” idi. Kadınlar geniş avlulu evlerin kapı arkalarında ve çeşme başında bir araya gelerek günlük bilgi alış verişlerini (dedikodularını) yaparlardı. Mahallede herkesin her şeyi herkesden sorulurdu ve sorgulanırdı…

50’ler çocukluğumuzun ilk yıllarıydı. Fakirlik büyük boyutlardaydı.

Toplum kapalı tarım toplumuydu. Herkes tarımla ve sanatla uğraşırdı, sanayi ile henüz atanışmamıştık. Karaman’da o yıllarda mensucat fabrikası kurulurken bütün Karaman’ın sevinci görülmeye değerdi. Askerden gelmiş evli insanlar tarla işlerinde 3-4 ay çalışır, sonra boş kalırlardı. Koca koca insanlar mahalle aralarında aşşık, para ile duvar oynarlardı. İşsizlik büyük boyutlarda idi. Hafta sonları esnafın da katıldığı “Arabaşı sıraları” yapılırdı. Mahallede her birey sırayla arabaşı döker, gelen misafirleri evinde ağırlardı. Bazen de sıralarda pişmaniye çekildiği olurdu. Bu sıralarda onlarca sini arabaşı içilirdi, oyunlar oynanırdı, en meşhurları; tura ve fincanla yüksük saklama idi.

O yıllarda sinema ve radyo ile ilk defa tanışmıştık. Bunların nasıl çalıştığını anlamakta zorluk çekiyorduk; bizim için çok eğlenceliydi. Ferid'in sinemaya gitmek için para biriktirirdik. Biletler 55 kuruştu, bazen 5 kuruş bile eksik olsa, sinemaya sokmazlardı. İletişim ve ulaşım araçları yetersiz olduğundan, dünyamız çok küçüktü; on yaşına kadar dünyanın Karaman’dan ibaret olduğunu zannederdik, dışımızdaki dünyadan habersizdik.

Bu yazı 4404 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum