Sabaha kadar kesintisiz kar yağardı. Sabah erken evimizin dış kapısını zorlayarak açar, önce merdiveni temizlerdik. Ardından aşene ( mutfak) ve ahırın yolunu açardık. Peşi sıra tahta merdiveni köy evimizin toprak damına dayar, damdaki karları kürürdük.
Ahırdan dışarıya yeni attığımız buğusu üzerinde inek güprelerinin üzerine serçeler ve sığırcıklar üşüşürlerdi. Bacalardan kurşunî dumanlar göğe yükselir, koyun ve kuzu sesleri kulağınızı doldururdu. Mahallenin havlayan köpeklerine uzak mahallelerden köpekleri eşlik ederlerdi.
Sobanın üzerinde pişen tarhana çorbasından sıcak sıcak içerdik. Sonra - hafta sonu ise- elceklerimizi elimize geçirir, el örmesi berelerimizi başımıza giyer, kızak kaymaya giderdik. O zamanlar 3-5 cm. kar yağdı diye okullar tatil edilmezdi. Her mahallenin kendi kızak alanları vardı. Biz daha çok caminin önünde aşağıya ( doğuya) inen yolda kayardık. Ayağımızda - iyi kaysın diye giydiğimiz- naylon pabuçlarımız, üstümüzde analarımızın ördüğü kazaklarımız olurdu. O yıllarda parka (gocuk) , bot gibi şeyleri bilmezdik. Saatlerce heyecan ve coşkuyla düşe- kalka kayardık. Ellerimiz ve yüzlerimiz soğuktan mosmor olurdu. Hastalık nedir, bilmezdik.
Yetişkin erkekler kahvehanelerde toplanır, çay ve sigara eşliğinde sohbet ederlerdi. Henüz elektrik ve televizyonla tanışmamıştık.
Evdeki işlerle ahırdaki malların bakımı çilekeş kadınların üzerindeydi. Yemek yapmak, bulaşık ve çamaşır yıkamak, ekmek yapmak, temizlik hepsini onlar yaparlardı.
Evlerde doğal yiyeceklerimiz, deri (tulum) peyniri, yufka ekmek yahut çörek, kömbe bulunurdu. Topalak, kuru fasulye, nohut, mercimek, patates yemekleri başta gelirdi. Yoğurt ve ayran sofralardan hiç eksik olmazdı. Keza süt, peynir de öyle.
Bazen yağan karın üzerine - erimeden- yeni karlar yağardı. Kar, ekinlerin üzerini örter, bir ay bazen bir buçuk ay kalkmazdı. Kısacası kışı kış gibi yaşardık. Bunun sonucunda ilkbaharlar da bahar gibi yaşanırdı.
Gaz lambası ışığında, soba başında geçen geceler ve bembeyaz karla uyandığımız huzurlu sabahlar artık çok gerilerde kaldı. Bir haftadır bu kışları hatırlatacak bir kar yağar mı diye dışarıya ve gökyüzüne bakıyorum. Maalesef bir iki parmak derinliğinde bir kardan öte geçemedik. Allah' tam Ümit kesilmez, bekliyoruz.
NOT: Fotoğraf 1970'lerin başında karlı bir günde Saçıkara'da evimizin önünde çekindiğimiz ilk aile fotoğrafımız.
Yorumlar
Kalan Karakter: