Bağlamasını eline aldı. Akordunu yaptı. Yazlık evine davetli arkadaşları kendi aralarında sohbet ediyorlardı ancak göz ucuyla Ustayı takip ediyorlardı. Boğazını temizledi, derin bir nefes aldı ve sazın teline dokundu. İçli ve derinden geliyordu ses.
Bizim pencereler yele karşıdır
Muhabbet dediğin karşı karşıdır
Girebilsen bu sinemde neler var
Gülüp oynadığım ele karşıdır.
"Musa Eroğlu'ndan girdin, onunla devam etsek Usta" dedi konuklardan birisi. Başıyla onayladı hoca. Oturdukları mekânın güney cephesi baştan başa camla kaplıydı, manzarası çok güzeldi. Karşılarındaki derin vadinin Kuzey yamacını ve doruklarını gözleriyle gezdi.
Felek çakmağını üstüme çaktı
Beni bir onulmaz derde bıraktı
Vücudum şehrini odlara yaktı
Yandım ataşına su leyli leyli.
Bakışları iyice derinleşti. Gerçekten de derununda kimse ile paylaşamadığı çok şey vardı.
Ulaşmak isteyip de ulaşamadığı hedefler...
Anlatmak isteyip de anlatamadığı dertler...
Kimseyle paylaşamadığı duygular...
Üçüncü türkü "Yolun Sonu Görünüyor"du. Türkü bitince derin bir "offf" çekti. Sonra kendini toparladı ve dostlarına dönerek, "bir soluklansak mı?" dedi. Ortama bir sessizlik çöktü. "Arada bir böyle toplanmak iyi geliyor arkadaşlar, ne dersiniz?" dedi. Konuklar başlarıyla onayladılar. Ancak birisinin dudaklarından şu dörtlük döküldü.
" Yaşanılası dünyanın
Ne tadı ne tuzu kaldı
Ömür denen şu zamanın
Çoğu gitti azı kaldı."
Odayı koyu bir hüzün bulutu kapladı. Çay servisi başladı.-
Yorumlar
Kalan Karakter: