Bakımlı olalım.
Sabah namazı için uyandığımızda, abdest alırken “Sünnettir” diye ağzımızın ve burnumuzun temizliğine dikkat edelim.
Eller, yüz, dirsekler, yıkanacak, baş meshedilecek/silinecek, ayaklar yıkanacak.
İnsan can ve tenden meydana gelir.
Tene bakım yaptığımız gibi cana da bakım yapacağız.
Abdest ve namazımız hem ten bakımını hem can bakımını sağlar.
Abdest almak, temizliğimizi sağlar, Rabbimizin abdest alma emrini yerine getirmemiz, niyetimiz, okuduklarımız can bakımını sağlar.
Namazda okuduklarımız canımızın gıdası olurken tenimizin bütün hücrelerini hareketlendirmiş oluruz ve Allah için kıldığımız bu namazımız bize iç ve dış temizliği sağlar.
Dünyada hiçbir devletin kanunları, ibadet olur diye namazda ve namaz dışında okunmaz.
Ancak İslam dininin Yasasını oluşturan Kur’an ayetleri ve Hadisi şerifler, namazda ve namaz dışında sevap olsun ve görevlerimin ne olduğunu tekrarlayayım diye her Müslüman vatandaş asıl yasasını her gün okur.
Rabbimiz buyurur:
“Ey iman edenler, size gereken kendinizi (ve toplumunuzu) düzeltmektir. Siz doğru yolda olduğunuz zaman sapıtanlar size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Maide süresi ayet 5/105)
Kendimizin bakımını yaparken tenimizi mikroplardan koruduğumuz gibi, canımızı da inkâr, kâfirlik, şirk, zulüm, haksızlık, adaletsizlik… mikroplarından koruyacağız.
Tenimizin güzelliği canımızdan gelir.
Dünya güzelinin canı teninden çıkınca, hemen onu kabre koymada bütün sevenleri acele ederler.
Devletler de ülkelerini içte eğitimle, sosyal dayanışmayla, adaleti ülkenin her metre katresine yaymakla… sağlarken dışta, sınırlarda, gümrüklerde düşmanın ve hastalık saçan mikropların girmesini engellerler.
Ayet, önce kendimize bakım yapmamızı emreder.
Hani sevgili peygamberimize elçilik görevi verildiğinde aşiret/akrabalarından başlamasını istemişti Rabbimiz:
“En yakın akrabalarını uyar.
Mü'minlerden sana uyanlara kanat ger.
Eğer sana isyan ederlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım" de.
“Aziz ve Rahîm olan Allah'a tevekkül et.” (Şuara süresi ayet 26/214-217)
Rabbimiz, elçisinin şahsında bizi de uyarmış oluyor.
Önce kendimizi, sonra ailemizi, sonra akrabalarımızı, sonra komşularımızı, sonra tüm Müslümanları, daha sonra tüm insanlığı uyarmak bizim görevimiz.
Bu görevi yapanlar, kendilerini korumuş olurlar.
Ancak, her Müslüman kendi gücünden, yani akıl gücünden, ilim gücünden, beden gücünden, ekonomik gücünden, şöhret gücünden… sorumludurlar.
Her gün yatsı namazımızın ardından okuduğumuz Bakara süresinin son 286. ayetinin başında:
“Allah, kişiye ancak gücünün yeteceği kadarını teklif eder” ayetini okuyup yatarken son günlük hesabımızı yaparız.
Her akşamüzeri dükkânının, fabrikasının kapanışını yaparken kasanın hesabını yaptığımız gibi, yatmadan önce okuduğumuz bu ayet bize muhasebe yapmamızı hatırlatır:
“Bu gün Allah için ne yaptın”
“Allah, benim için ne yaptı ki” ahmaklığına düşersen ağzını kapa, ellerinle de burnunu sık ve bekle.
Akşam yemeğinde diline dokunan tatları düşün.
Milyarlarca hücreden meydana gelen her bir hücreye o yediklerinden ona lazım olanı gönderenin sana verdiğini düşün ve sen, onun verdiği bu canla, tenle, O’nun emrine mi uydun, yoksa aleyhinde yüzlerce söz söylediğin, ölümlü insanların dediğini mi uygulayıp kendini cehennem” kütük yapmaya mı çalıştın?
Yorumlar
Kalan Karakter: