İyiliğin İlk Hali: Tebessüm
Reklam
Reklam
Ahmet Tek

Ahmet Tek

İyiliğin İlk Hali: Tebessüm

09 Şubat 2019 - 14:21

   Kızılay’dan bindiğim metronun son durağı olan Koru’da indim. Randevum var, Yaşamkent’e gideceğim. Ring yapan otobüslerin hareket noktalarından Yaşamkent durağına yürüyorum. Otobüs yeni kalkmış olmalı; durakta tek başınayım.

   Birkaç dakikada kuyruk oluşuyor. Çok beklemiyoruz, Yaşamkent otobüsü durağa yanaşıyor. Kapılar açılıyor, ilk binen yolcuyum. ‘Sürekli Basın Kartı’m var, toplu taşıma araçlarına ücret ödemiyorum. Kartımı cihaza okutmak isterken, 35 yaşlarındaki şoför gülümsüyor, naif bir yüzü var. Gülümsemesine dikkat kesilmişken, “Hoş geldiniz, iyi günler, hayırlı yolculuklar dilerim.” diyor.

   45 yıldır Ankara’dayım, ilk kez böyle bir güzelliğe tanık oluyorum. Kart elimde, adeta donmuş gibi kalıyorum. Bu nezaketli tavırdan şaşkın haldeyim. Şoförün tebessümü devam ediyor. “Bu ne incelik, beni şaşırttınız.” diyorum. Yanıtı, gülümsemesinin belirginleşmesi oluyor. Boş otobüsün ön koltuklarından birine oturuyorum.

   Muamele bana özel değil; şoför aynı gülümseme ve tatlı bir tonda her yolcuya, “Hoş geldiniz, iyi günler, hayırlı yolculuklar dilerim.” diyor.

   Şaşıran bir ben değilim. Genç, yaşlı, kadın, erkek herkes nezaketten hissesini alıyor. Şoförün bu tavrı yolcularda, ilk şaşkınlık halinden sonra, bir mutluluk halesi oluşturuyor. Kartını okutan yolcu, tebessüm ederek, boş koltuklara doğru yürüyor.

   Yanıma emekli öğretmen olduğunu söyleyen 70’li yaşlarındaki bir yolcu oturuyor. Şoförün karşılama seremonisinden çok mutlu, tebessüm ederek selam veriyor.

   Gözlerim binen yolcularda. Bir tebessüm, bir tatlı söz ne büyük etki yaratıyor. Herkesin yüz ifadesi ve beden dilinin anında değiştiğini görüyorum. Duraktaki yolcuların tamamı bindi, kalpler yumuşamış, gülümseme hali herkese bulaşmış, bir otobüs dolusu yolcu.

Elliden fazla yolcu binmiş olmalı. Gülümsemeyen, şoförün nezaketinden etkilenmeyen bir çift dikkatimi çekti. Kaşları diken gibi çatılmış, 50 yaşlarında kasketli bir erkek ve yanında muhtemelen karısı, onun da suratından düşen bin parça. Erkek çatılmış kaşlarla, kadın asık suratla önce şoföre baktı, sonra o bakışlar hiç bozulmadan otobüsteki yolculara çevrildi.

   Bu durum yanımdaki emekli öğretmenin gözünden de kaçmadı. Bakıştık. Asabi çift tam arkamızdaki koltuğa geçti. Ses tonları bile yüz ifadeleriyle uyumluydu: Rahatsızlık veren, öfkeli, kaba bir üslup.

   Onların duymalarını özellikle arzulayarak, emekli öğretmene şunları söyledim:

“Görüyorsunuz, otobüste herkesin yüz ifadesi yumuşak. Güzel söz, hoş tavır ve nezaket bir cümlede hepimizi esir aldı. Bir şoför bize mutluluk aşıladı. Doğuştan mutsuz, kendiyle kavgalı insanlar dışında hepimizin yüzü güldü. Bu şoför, “Sizi cennete götüreceğim” dese, çatılmış kaşları gevşemeyecek, asık suratı tebessüm etmeyecek insanlar hep olacak. Hiçbir güzellikten zevk almayan, mutluluğa uzak durmayı yaşam biçimi yapmış bir kesim olacaktır.”

   Emekli öğretmen, arkamızdaki çiftin bu sözleri duyduğundan emin, endişeli bir sesle, “Böyle insanlara da ihtiyaç var. Onlardaki gerginliği fark edip, huzurlu halimize şükretmeliyiz.” dedi.

   İndiğim duraktan randevu yerine yürürken, düşündüklerimi şöyle özetleyebilirim:

   Tebessüme en çok ihtiyacı olanlar, tebessümden nasibini alamayanlardır. Onlara daha çok gülümsememiz gerekir. Güler yüz ve tatlı dile muhatap oldukça, zamanla çatılmış kaşları ve asık suratları gevşeyecektir.

   Tebessüm ve tatlı dilin sadaka olarak nitelendirilmesindeki hikmete tanık oldum. Bir belediye otobüsünde, belki kadrosu bile olmayan bir gönül ehli şoför, bir hadisin canlı örneği olarak karşıma çıktı.

   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Gönül Belediyeciliği’ projesini seçim vaadi olarak dinledim. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin ana sloganını ‘Gönül Belediyeciliği’olarak duyacağız. Müthiş bir hedef. 45 yılda bir kez gönül eri bir belediye çalışanı ile karşılaşmışım. Bir sorum olacak: Gönül belediyeciliğinin erleri kimler olacak? Bunları nereden ve nasıl bulacaksınız?

Bir belediye otobüsü şoförü, belki hadisten habersiz, bir sünneti ihya etti, kalplerimizi kazandı, tebessüm ettirdi. İslam esenlik dinidir. Bir tebessüm ve bir cümlelik tatlı söz havamızı değiştirdi.

Notlar

1. Tebessüm, kendimizin bile işitemeyeceği şekilde sessizce gülmektir, gülümseme demektir.

2. Sadaka, karşılık beklemeksizin verilen her şeydir. Her türlü iyiliktir. Mal ve para cinsinden olanı kadar, davranışlarımızla olanı da vardır. Sadaka malı eksiltmez, aksine çoğaltır ve bereketlendirir.

3. Tebessüm dışa yöneliktir. Bedenin besmelesidir. Yüzümüzün bizdeki hakkıdır. Yüzümüzün, davranışımızın zekatıdır. Hiç kimse kendini gülümsetemez, tebessüm başkaları içindir. Sermayesi iç huzuru, sevgi, hürmet ve nezakettir. Tebessüm, iç dünyamızın güzelliğinin dışa yansımasıdır. Tebessüm, sevginin sızıntısıdır. Tebessüm, alanı zenginleştirir.

4. Tebessüm eden insan, güler yüzlü insandır. Güler yüzlü kimse, herkesin sevdiği insandır.Tebessüm iyiliğin ilk halidir. Gülümsemeyen kişiden iyilik doğmaz. Tebessümü bilmeyen kişiye mesafeli olun,aksi halde zarar görürsünüz.

5. Yine unutmamak gerekir ki gülümsemeyenler herkesten çok tebessüm görmeye muhtaçtır. Muhtaçlara yardımsa insanlık görevidir.

6. Şoför sadece beden diliyle değil, aracı kullanırken de yaptığı işin hakkını veren bir kişi olduğunu kanıtladı.İşini iyi yapan, işini severek yapan insanlara hasret kaldığımız bir dönemde, sizlerle paylaştığım bu olay, yazın uzun günlerinde sıcaktan dili damağına yapışmış oruçlunun, bir bardak soğuk suyla içini serinletmesi gibi bizi, bize iyi hissettirdi.

7. Gönül belediyeciliği gönlü bilen gönül insanlarıyla yapılabilir.

8. Gönül kelimesi, Yunus Emre anılmadan eksik kalır. Şu dizeler Yunus’tan:

 

Gönül Çalap’ın tahtı,

Çalap gönüle baktı.

İki cihan bedbahtı,

Kim gönül yıkar ise.

***

Bir kez gönül yıktın ise,

Bu kıldığın namaz değil.

Yetmiş iki millet dahi,

Elin yüzün yumaz değil.

 

Bir gönlü yaptın ise,

Er eteğin tuttun ise,

Bir kez hayır ettin ise,

Binde bir ise az değil.

 

Yol odur ki doğru vara.

Göz odur ki Hakk’ı göre.

Er odur alçakta dura,

Yüceden bakan göz değil.


Bir Özür:AK Parti Belediye Başkan adayı Mahmut Sami Şahin, KAREV’in kuruluşunu Facebook hesabından güzel duygularla paylaşmış. Sosyal medyayı takip etmediğim için bu paylaşımdan haberdar olmadım. Kendisi KAREV’in birçok güzelliğe imza atacağına inancını belirtirken “kuruluş senedini imzalayarak yeni bir çığır açan”vakıf mütevelli heyetini tebrik etmiş ve vakfın Karaman’a hayırlar getirmesini temenni etmiş. Sayın Şahin’e nezaketi ve ilgisi nedeniyle teşekkür ederim. Başta Sayın Mahmut Sami Şahin olmak üzere sosyal medyada KAREV’in kurulmasıyla ilgili paylaşımda bulunan herkese teşekkür ederim. Sayın Şahin’e siteminde haklı olduğunu ifade eder, özür dilerim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum