Havuz Problemi Ne İşimize Yarar
Reklam
Reklam
Ahmet Tek

Ahmet Tek

Havuz Problemi Ne İşimize Yarar

27 Nisan 2019 - 11:11

Ahmet TEK
[email protected]
   Yıllar önce Hotamış’ın, altı yıl önce de Meke Gölü’nün kuruması, zemin sularının çekilmesi, Konya ve Karaman ovalarında su problemi yaşandığının işaretleri olmuştur. Ardından obruk oluşumları tehlikenin büyüklüğünü bizlere gösteren ilahi ikazdır.
   Bunlara rağmen vahşi sulama, kuyu sayılarındaki artış, çok suya ihtiyaç duyan ürünlerin ekimine devam edilmesi, insanların Türkiye’yi bekleyen tehlikenin farkında olmadığını gösteriyor. Kişi bencildir, trafikte araç kullanan sürücülerin kural ihlali neyse, hayatın her alanında benzer davranışlar sergilenir. Doğanın yağma edilmesi, hoyrat kullanılması bunlar arasında en riskli olanıdır. Trafikteki ihlalin sebep olduğu zarar aracı, aracı kullananı ve aracın yakınındakileri olumsuz etkiler. Araç hasar görür, sürücü ve zarar verdiği bireyler hayatını kaybeder.
   Doğaya verilen zararın etkisi ise çok büyüktür. Önce kuşlar, sonra böcekler, bitkiler, toprak ve nihayetinde insanoğlu zarar görür. Doğanın kullanımı kişilerin bencilliklerine, hükümetlerin günübirlik çözümlerine bırakılmayacak kadar önemlidir.
Hotamış ve Meke kurumuş, Karaman’ı ilgilendiren yanı nedir diye söylenenler olacaktır. ‘Kelebek Etkisi’ ilahi kanundur. Dünyanın bir ucundaki esinti, diğer yanında sonuçlarını gösterir. Karapınar ve çevresi bir anda çökse, her şey toprağa gömülse, bu günkü bencillikler yine devam eder. Deprem geçirmiş bir ülke olarak bunun acılarını yaşarken, gerekli önlemlere aldırış etmemek gibi.
   Önce bir bilimsel tespiti hatırlayalım: Türkiye su fakiridir. Türkiye çölleşme riski taşımaktadır. Konya Ovası’nın geleceği karanlıktır.
Kişi başına yılda 5 bin metreküpten fazla su potansiyeli olan bir ülke su zengini kabul edilir. Kanada 92 bin metreküp su varlığıyla su zenginliğinde dünyada birinci sıradadır. ABD, Kuzey Avrupa ve İzlanda 10 bin metreküpün üzerindeki su potansiyeli ile su zengini ülkelerin ilk sıralarında yer alır.
   Türkiye su fakiri bir ülkedir. Hayır öyle değil diyenlere inanmayın. Türkiye yılda kişi başına düşen 1.615 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su azlığı çeken ülkeler arasındadır. 2030’a kadar nüfusu 100 milyona çıkacağı ve yılda kişi başına düşen suyun 1.125 metreküp olacağı öngörülmektedir.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın tahminlerine göre, Türkiye önlem almazsa Avrupa’da çölleşmenin ilk başlayacağı ülkeler arasındadır. “Türkiye’yi kıskanıyorlar, bize kumpas kuruyorlar” masalını su konusunda da duyarsanız, dikkate almayınız.
   Türkiye’de ekosistemlerden çekilen tatlı su miktarı ve çekme hızı, doğanın kendini yenileme kapasitesinin üzerindedir. İlk ve orta öğretimde karşımıza çıkan ve “Bu ne işimize yarayacak ki?” diye tepki gösterdiğimiz havuz problemleri işte burada işimize yarayacak. Kullandığımız su, yerine konulacak sudan fazlaysa mevcut rezervler tükenecektir. Bir başka açıdan bakarsak; havuzun musluklarından dışarıya akan su miktarı, havuza giren borulardan daha düşük olursa havuz dolacaktır.
   Türkiye’de suyun yüzde 72’si tarımda, yüzde 18’i evlerde, yüzde 10’u endüstride kullanılmaktadır.
Suda ana sorunlar plansız, verimsiz, aşırı kullanım, kirlilik ve su kaçağıdır.  Kontrolsüz yeraltı suyu kullanımı, daha fazla gölü kurutmakta, zemin suları çekilmektedir.
   Jared Diamond’un Türkçede ‘Çöküş - Medeniyetler Nasıl Ayakta Kalır Ya da Yıkılır?’ adıyla yayımlanan eserinde dünyanın su sorununa bilimsel veriler ışığında yaklaşılır. Kitapta Konya Ovası ve Tuz Gölü’ne de yer verilmiştir.
   Her ölüm üzücüdür. Doğanın nimetlerinden birinin ölümü ise gelecek kuşakların hakkını gasp etmek olacağı için üzücü olmaktan çok, vebaldir.
   Mavi Tünel Projesi’nden gurur duyalım. Ama planlama yapılmaz, önlem alınmazsa Mavi Tünel yarayı sarmaya yeterli gelmeyecektir.
   Dünya bize emanettir. Her inanışta ve etik değerler açısından ihanet insanoğlunu alçaltan bir düşüklüktür.
    Meke’ye Mavi Tünel’den su verilmesi konusunda somut bir çalışma yok. İnşallah Çevre Bakanı Meke’yi görmüştür. Görmüşse ve emanet bilinci varsa Meke’nin kurtarılması için çaba sarf etmek zorundadır. KOP İdaresi’nin görevlerinden biri de kuruyan göllere hayat verme çabası olmalıdır. Karaman milletvekillerinin bu konuda söyleyecek sözleri var mıdır? Mübareklerin bayram ve kandil mesajları dışında herhangi bir konuda açıklamalarını görmedim. Yoksa Karaman basını milletvekillerinin açıklamalarına yer mi vermiyor?

Bu yazı 5623 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mesut OKUR
    6 ay önce
    Kader diyelim şuna ... en geniş ve öz anlamıyla zaten sonu önceden belli kural/ölçü demektir. Halkımız Turkcemize ne güzel de tercüme edip kul***mış: "bu kadar mı bunun miktarı? " ... "kadar" ve "miktar" kader'in taa kendisi işte. Allah'ın tabiata koyduğu olçü; kırmızı ışıkda geçme yamulursun, geminin tabanını delme batarsin .. kader işte bu.
  • Mustafa Bağcı
    6 ay önce
    Konuya hassasiyetinizden dolayı teşekkür ederim. Halen şahsım da çölleşme ve erozyon ( rüzgar erozyonu) çalışmaktayım. Evet yazınyazınızda da belirttiğiniz gibi tarım en fazla su tüketen sektör. Bölgenin ekonomisi bu tüketimi gerekli kılmakta. Dolayısıyla konu sarmal Bir yapıya dönüşerek 'yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar ' misaline benzer. Bölgenin tarımsal üretimi arpa buğday mısır ayçiçeği ve Şeker pancarıdır. Bu ürünlerden arpa 400 mm ile en az su tüketen bitki iken Karaman ve karapınarın aldığı yağış miktarı 320-280 mm aralığında. Yani bu veriler yeraltı suyunu kullanma zorunluluğunu gösteriyor. Bu nedenle konu ile ilgili daha radikal kararlar almak gerekiyor. Yazım kısıtından dolayı yazamıyorum. Konuya ilginize teşekkür ederim.