Ramazan ayı biz Müslümanların mübarek bir ayıdır.
Aç kalmakla nefsimizi terbiye eder, nimetin kıymetini daha iyi idrak ederiz.
Özellikle bu ay boyunca Allah'ın rızasını kazanmak için Müslümanlar olabildiğince yardımlaşır, paylaşır...
Fitre, zekât, fidyeler bu ay içinde verilir...
Manevi duyguların en üst seviyede yaşandığı günlerdir bu günler.
* * *
Oruç tutmak İslam'ın 5 şartından biri lakin yardımlaşmak, paylaşmak da o beş şartın dışındaki İslam'ın şartlarındandır. Yalan söylememek, insanları kandırmamak, suç işlememek... Merhamet, vicdan...
Şimdi herkes "nerde o eski ramazanlar" diyor...
Geçmiş ile bugünü mukayese ediyoruz, o eski lezzeti alamıyoruz. Manevi olarak toplumsal bir çöküş içinde ramazanın tadı nasıl olsun!
Yani bugün o manevi duygularda samimiyet olmayışın, o eski ramazanların ruhu da yaşanmıyor.
Tahinli aynı kokuyor, pide aynı ama ruh yok...
Camilerin dolup taşması çok da bir şey ifade etmiyor yani... Şimdi o da kalmadı, camiler de boş...
Yani ruh diyorum, samimiyet diyorum, ihlas diyorum...
Ayetleri ezberden, sihirli cümleler gibi anlamadan okuyup kılınan namazın feyzi ile ayetleri yaşayarak kılınan namazın ruhu aynı olmuyor... Müslümana bir şey katmıyor, kazandırmıyor. Sosyal hayatına da yansımıyor. Şekilden ibaret, ruhsuz, samimiyetsiz bir din, sahte bir dindar çıkıyor ortaya!
Sonra "Bu kadar İHL var, bir sürü de mezunu var, toplum düzelmiyor, aksine bozuluyor" diye yakınıyoruz.
Ölçüde tartıda hile yapıyor sonra Müslüman...
Ahlaksızlık yapıyor Müslüman...
Örnek bir kişilik taşımıyor Müslüman...
Cahil Müslüman!
Yorumlar
Kalan Karakter: