Kocaman biri çıkıyor övünerek "Biz gazete okumuyoruz" diyor.
Onlar gazete okumuyorlar. Biz de onların gazete okumadıklarını biliyoruz. Gazete okumayanlar kitap da okumuyorlar. Onlar diploma satın alıyorlar.
Marabaları aç karınlarıyla başlarına tencere geçirip ellerinde tahta kılıç savurarak televizyon başında dizi seyredip Osmanlı'yı kuruyorlar Filistin'de savaşıp İsrail'i yerle bir ediyor, kadın, evlilik, yarışma programlarında kendilerinden geçiyor, doyuyorlar.
* * *
Bu akşam, Mustafa Kemal Atatürk'ün adının verildiği Gazi Kültür Merkezi'nde, 30 Ağustos gibi anlamlı bir günde yayın hayatına geçen Karaman'da Uyanış Gazetesi'nin 58.yıldönümünde, birbirinden değerli, onurlu ve aydın gazete yazarları ile bir araya geldik. Gazetenin kuruluş yıl dönümünü kutladık.
İki anlamlı gün...
Biri Uyanış Gazetesinin yıl dönümü, diğeri “Büyük Taarruz”, ülkenin düşmandan temizlenişinin yıldönümü.
İyi insanlarla birlikte olmaktan inanılmaz mutlu oldum...
* * *
Hani bir neyzen 5 dakika ney üfler, dinlerken kendimizden geçeriz. Hâlbuki o neyi öyle üflemek için yıllarca ne emekler vermiştir, bir ömür tüketmiştir. Öyle bir günde, bir yılda oluvermiyor, yıllar veriliyor o 5 dakika için...
Yazarlık da öyle... Çünkü “Aydın insan”, eski tabiriyle “münevver” olmak için entelektüel birikime sahip olmak gerek...
O birikimi kazanmaya küçük yaşlarda başlıyorsunuz. Okul, aile, arkadaş çevresi, karşılaştığınız olaylar ve okuduğunuz dergiler, gazeteler, kitaplarla kişilik oluşuyor. Kişiliğinize kazınan bu birikimi yazıya döktüğünüz vakit yazar oluyorsunuz.
Lakin mesele yazı yazmakta değil, ne olduğunuzda, nerede durduğunuzda... Doğru taraf tamısınız, insan mısınız..!
Bir hastanede bebekler öldürülürken, binlerce kişinin katili muhatap alınır adam yerine konuyorken, paylaşım adil olmadığı için insanlar geçim derdine düşmüşken, varlığınızın sebebi Türklüğünüzle oynanıyor, kutsallarınıza hakaretler ediliyorken, hırsızı, yolsuzu, katili korumaya çabalıyorsanız yahut susuyorsanız yazar olsan ne olur, olmasan ne!
Bir köpeği, kediyi öldürenleri, göbeği açık diye hasta birini reddeden, insanlıktan uzak sözde doktoru savunuyorsanız kaleminiz iyi olsa ne olur, olmasa ne!
* * *
Mustafa Kemal Atatürk Samsuna çıktığında o günün gazeteci, münevver-aydın yazarları ikiye bölünmüş ve bir grup "İngiliz mandasını", diğer grup "Amerikan mandasını" istiyor.
Bunların ikisinde de milli bir mücadele düşüncesi yok! Gazetelerine manşet atıyorlar ve diyorlar ki;
"Kemal, Kemal, bu seninki küçük bir hayal... Bırak bu işleri Amerikan mandasını kabul et!, Amerika minarelerde ezanı okumamıza müsaade eder."
Diyorlar ki; “Bu bizim kaderimiz. Allah böyle istedi. İngiliz mandasını kabul edelim. Kaderimiz bu bizim, Allah'a karşı gelme...”
Lakin Mustafa Kemal Samsuna çıkıyor ve milli mücadeleyi başlatıyor.
“Vatan bir bütündür bölünemez, Milletin istiklali tehlikededir, milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır.”
"Hatt-ı müdaafa yoktur, sath-ı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır... Size ölmeyi emrediyorum" diyor.
Ve Türkiye Cumhuriyetini “Tam Bağımsızlık” üzerine kuruyor.
* * *
DÜŞMANIIN SUSTURDUĞU EZAN 1.5 YIL SONRA YENİDEN OKUNMAYA BAŞLADI...
1921 yılının Temmuz ayında Eskişehir Yunanlılar tarafından işgal edilir,
Eskişehir’i Yunan ordusu ele geçirdikten sonra Hüsnü Yusuf adında bir devlet memuru tarafından çıkarılan Hatif gazetesinde Mustafa Kemal aleyhtarlığı yapılır hatta bu gazetede Mustafa Kemal’i lanetleyen bir şiir de yazılmıştır.
30 Ağustos Büyük Taarruzdan iki gün sonra 2 Eylül 1922'de Eskişehir düşmandan temizlenir.
Kayıtlara göre Yunan ordusu kaçarken 250 kişiyi öldürmüş, kentin merkezinde 4 fabrika, 5 hamam, 3 mescit, 2 cami, 10 okul, 2 bin hane, 22 otel ve han, 2 bin mağaza ve dükkânı ateşe verirmişler, köylerde 13 bin haneyi ve 2 bin davar ağılını yakmışlardır.
1,5 yıla yakın düşmanın dindirdiği, minarelerden okunmayan ezan, 2 Eylül günü yeniden okunmaya başlar.
Mustafa Kemal; “Bu bizim kaderimiz, Allah böyle istedi” diyerek boyun büken, ezan okunmasını düşmanın ihsanına bağlayanlara, kaderin manda altında yaşamak olmadığını göstermiştir.
Yabancı devlet adamlarından biri; "Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrı'yı da İngiliz zannederdim" diyecektir...
Lozan'da sınırlar çizildi. Kan döküldü, can verildi.
O gün olduğu gibi bugün de Türk, Atatürk, Cumhuriyet ve demokrasi düşmanları var. Ermeni’si Rum'u, Yahudi’si... İngiliz'i, Fransız'ı, bunların uşakları, torunları var!
O günün ezanı dindiren Yunan'ı, bugünün keşke Yunan kazansaydıcıları!
Lakin bizim kaderimiz bu değil! Milli mücadele, Kuvayı Milli ruhunu taşıyanlar da var!
Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracak!
Kaderini kendin yazarsın! Bu bizim kaderimiz değil!
* * *
Bütün Türk milletinin 30 Ağustos Zafer bayramını kutluyorum.
Uyanış gazetesinin yıl dönümünde Yasemin Gön Küçükcicibıyık kardeşimi ve Ahmet Küçükcicibiyik abimi kutluyorum. Çalışanlarını, yazarlarını, tüm Karaman'da Uyanış Gazetesi ailesini kutluyorum.
Ne Mutlu Türküm Diyene!
Varol Uyanış Gazetesi!
“ALLAH BÖYLE İSTEDİ, BİZİM KADERİMİZ BU!”
Yayınlanma :
30.08.2025 10:05
Güncelleme
: 30.08.2025 10:05
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: