Karamanoğlu Mehmet Bey Düşmanlığı
Reklam
Reklam
Yunus Turan

Yunus Turan

Karamanoğlu Mehmet Bey Düşmanlığı

27 Ekim 2020 - 12:56

Murat Bardakçı 14 Mayıs’ta 6 ay önce... “Türkçe Fermanı hakikaten Karamanoğlu Mehmed Bey’e mi ait?” başlıklı bir yazı yazmıştı.

Şimdi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci diye biri daha çıkmış “Dil Bayramı Efsanesi ve Karamanoğlu Mehmed Bey” başlıklı benzeri ifadeleri yazmış.

Mehmet Bey’e de SAHTE KAHRAMAN diyor ve etmedik hakareti bırakmıyor.

Esasen Mehmet Beye düşmanlıktan öte, Türkçenin tek ve resmi dil haline getirilmesinin verdiği acıya karşı verdikleri tepki, nefret bu...

Aylar öncesinde yazmıştım bu yazıyı ve paylaşmamıştım. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesinden bu konuda bir cevap gelir mi diye bekledim.

Haliyle Üniversite, kendi ismini Karamanoğlu Mehmet Bey’den almıştı. Akademik çalışma yapan kurumumuz aynı zamanda...

Bu yazıyı ben değil, onların yazması gerekiyordu.

Karaman sessiz...

6 ay önceki yazıya da sessiz kalmıştı...

* * *

ADAM SANDIK EŞEĞİ, ALNIMIZA DEĞDİ TAŞAĞI

Bardakçı bir hocaya Dil Fermanını sormuş, hoca da buna; “o iş pek öyle söylendiği gibi değildir” diyerek cevap vermiş...

“Mehmed Bey fermanın neşredildiği tarihte henüz ferman verecek mevkide” değilmiş. Bunu da aynı hoca söylemiş...

Ayrıca Karamanoğulları at üzerinde gelmiş Türkmenlermiş ve sadece Türkçe bilirlermiş... Bunu da başka bir hoca söylemiş.

Fermanın veriliş “şekli” başkaymış... “Türkçe’yi öne çıkartıp resmî dil yapmak gibi bir heves o asırda sözkonusu olamazdı” diye uzun uzun anlatmış bir hoca kendisine...

Dil Fermanını Mehmet Bey'in ünlettirdiği yalanını! “kanaatince” Fuad Köprülü ortaya atmış... Bu kanaatini de bir hoca belge diye yazmış.

“Yani fermanın mevcudiyeti doğru ama sahibi tartışmalı!” diye ahkam kesiyor kendi aklınca.

Bardakçı yazısının sonunda; Karamanoğlu Mehmet Bey’in bir heykelinde, elinde tuttuğu metindeki yazım yanlışlarından bahsediyor ve “Karamanlıların Türkçeyi nasıl katlettiklerini” yazarak bitiriyor yazısını.

* * *

Ben bir tarihçi değilim lakin tarihi kasıtlı olarak değiştirmeye çalışan biri de olmam. Zaten değiştirmeye çalışsan da, değiştirmeye gücünün yetmeyeceği tek hakikat; tarihin kendisidir. Bizler Türkçeye, Türk diline önem veren, bununla da gurur ve onur duyan insanlarız. Çünkü biliriz ki dil yaşamaktır.

Biz Karamanlılar olarak Mehmet Bey’in Fermanını kabul etmişiz... Ne amaçla söylerse söylesin dil birliğinin sağlanmasının gerekli ve önemli olduğuna inanmışız.

Sana batan ne!

“Ben iyi tarihçiyim” demekle de Osmanlıcayı iyi okumakla da tarihçi olamayız. Çok iyi bina yapabilirsin belki ama inşaat ruhsatına imza atamazsın. Doktor kadar iyi ameliyat yapabilirsin ama doktorluk yapamazsın, bir tek aspirin ilacını dahi yazamazsın. Bir eğitim almadan iyi Osmanlıca bilebilirsin, Tarihçiyim diye kendine unvan verebilirsin, araştırmaların olabilir, televizyonlarda tarih konusunda programlar da yapabilirsin ama bir üniversitede Tarihçi hoca olamazsın.

Hele ne benim, ne şimdilerde tarihçiyim diye geçinen birçok zevatın; Fuad Köprülü, Osman Turan, Uzunçarşılı, Kafesoğlu... hocaların söylediklerinin üzerine bir şey söylemeleri de hadlerine olmasa gerektir.

* * *

Şimdi söylediklerine tek tek bakalım.

Öncelikle Üstad-ı Âzam! Bardakçı’ya birilerinin 90’lı yılların ortalarında bir şey söylemleri ile tarih yazılmıyor. Belge sunman gerekiyor. Sunabildiğin tek belge de Prof.Erdoğan Merçil’in makalesi...

Lütfen indirin ve okuyun bu makaleyi.

Makaleyi okuyan hiç bir tarihçinin bu makaleyi okuduktan sonra; “Dil Fermanını Karamanoğlu Mehmet Bey ilan etmemiştir” demesi mümkün değildir. Erdoğan Merçil doğruyu çarpıtmak için kendisini bir hayli zorlamış. Öyle anlaşılıyor.

Üstelik Merçil makalesinde Karamanoğlu Mehmet Bey’in bu fermanı kendisinin ünlettirdiğini söyleyen hocaları tek tek sayıyor, ancak kendi yazdığı makalesine, kendi kitabının dipnotunu vererek kendince kanaat oluşturuyor ve sonuca varıyor... Müthiş vallahi!

Makalede;

Prof. Fuad Köprülü, Ord. Prof. İ.Hakkı Uzunçarşılı, Prof.Dr.İ.Kafesoğlu, Prof.Dr. F.K.Timurtaş, Prof.Dr.N.Yüce, Prof.Dr.Nezihi Aykut’un; “Dil Fermanını Karamanoğlu Mehmet Bey'in verdiğini” Prof.Dr. Osman Turan, Prof.Dr.Refik Turan'ın; Karamanoğlu Mehmet Bey’in Divan Toplantısında bu kararı aldığını yazdıklarını belirtiyor.

Prof.Dr.N.Kaymaz, Prof. Dr. Faruk Sümer “karar divanda alındı” diyor. Bu ifadeleri yukarıdakilerin hiç biri diğeri ile çelişmiyor.

Prof.Dr.Ş.Tekindağ’ın sadece fermandan bahsetmesini, Prof.C.Cahen’in, Divan katipliğinden bahsetmesini “Mehmet Bey'in adı geçmiyor” diyerek “fermanı o söylemedi” sonucuna varıyor.

Belge, belge diye sunduğu bütün hepsi, her şey bu kadar!

Fermanda Karamanoğlu Mehmet Bey’in adının geçmemiş olması ve divan toplantısından bir kaç gün sonra vezir olması yada kararın divanda alınmış olması, Dil Fermanı kararının Mehmet Bey tarafından aldırılmadığı anlamına gelmiyor ki!

Kaldı ki savaşı yapan, kazanan ve Cimri’yi tahta oturtan, divanı arka planda yöneten zaten Karamanoğlu Mehmet Bey’in bizatihi kendisi.

Daha ne?

Bunu bilmiyor.

Ama bunu onun ünlettirmediği şeklinde yorumlayabiliyor. Böyle bir mantık geliştirmiş kendince.

İlginç olan; “Öte yandan biz de Türkçe’yle ilgili kararı divan toplantısında kararı Mehmet Bey'in aldığını belirterek bu yanlış yorumu devam ettiriyoruz” diyerek kendi yazısına kendi yazdığı bir kitaptan alıntı yapıyor, kendi yazısına kendi kitabından dip not gösteriyor. Pes vallahi...

Ve Bardakçı da nedense bunu esas alıp milletin kafasında şüphe uyandıran ifadelerle yazı yazabiliyor.

* * *

Anadolu’da bir tabir vardır; “Adam sandık eşeği, alnımıza değdi taşağı”

Pek çok tarihçiden ayrı bir yere koyardık biz Bardakçıyı... Ama bir hocanın “kanaatine” dayalı bir ifadeyi esas alarak anlamsız ve kimseye bir faydası olmayacak bir şekilde Mehmet Bey’in bu fermanı söylemediğini iddia etmesi, o kadar hocanın söylediklerine itibar etmeyip bu belge diye ortaya koyduğu Erdoğan Merçil’in zırvalarını gerçek kabul ederek açık uçlu bir başlıkla insanların düşüncelerinde Ferman ile ilgili şaibe oluşturmaya çalışması, bu yazıda farklı bir niyeti olduğunu göstermeye yetiyor.

Karamanlı ile, Karamanoğlu ile ne sorunun var bilmiyorum lakin Karamanlının sinir uçlarına dokundun Bardakçı!

Seni buna sevk eden meselen nedir bilmem! 743 yıl önce Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından ünlettirilmiş fermanın yıllardır kutlaması yapılıyorken, şimdi nereden çıktı bu? Amacın tarihi bir yanlışı düzeltmek olsa idi bu hadise yeni bir hadise değil, 90’lı yılların ortalarından beri bildiğini yazmışın. Yani konuyu yeni öğrendiğin de söz konusu değil. Alanya'ya heykel dikilmesi de doğru bildiğini saklamana bir gerekçe olamaz. Nedir öyle ise?

* * *

75 inci Hicret yılının son ayı olan Zilhiccede - 1277 Milâdi senesinin Mayıs ayında Konya ovasın­da büyük bir olay geçti.

Cimri adında bir dervişi, Deşti Kıpçakta yaşamakta olan Selçuklu­ların talihsiz padişahı H. İzzettin Keykavus’un oğlu olarak ortaya çıkardılar.

Kanlı savaşlardan sonra Konya şehrini ele geçiren Türkler daha doğrusu Karaman oğlu­nun askerleri, Cimri’yi Sultan Siyavuş diye Selçuklu tahtına geçirip Karamanoğlu Mehmet bey kendisini ona vezir tayin ettirdi.

Bardakçı; Mehmet Bey’in o tarihlerde vezir olmadığını, bir kaç gün sonra vezir olduğunu, bu fermanı Karamanoğlu’nun değil, Selçuklu Divanı’nın verdiğini iddia eden adama itibar ediyor. Bak hele bak...

Cimri adındaki dervişin bir gücü yok ki! Bu dervişi İzzettin Keykavus'un oğlu olarak tahta çıkaran zaten Karamanoğlu... Yönetim de karar alma iradesi de zaten Karamanoğlu’nda. Burayı atlıyor ya da anlamak istemiyor.

* * *

Karamanlı ezelden beri dil konusunda senin tahmininden öte hassastır.

Ben yaştakiler bilirler. Bir zamanlar Karaman'a mermerden bir levha yaptırıp asılmıştı. “Türkçe yaz, Türkçe konuş, Türkçe düşün” yazıyordu levhada. İlk bakışta bir sorun yok gibi görünse de, Karamanlı bu yazının değiştirilmesi için günlerce tartışmıştı. “Türkçe düşün, Türkçe konuş, Türkçe yaz” olmalıydı. Sıra bu şekilde olacaktı.

Şimdi bir tabelacının yaptığı, sonradan da düzeltilen fermandaki yazım yanlışını öne sürerek, Karaman halkının Türkçeyi katlettiğini bir çırpıda söyleyiveriyor.

Kendi yazdığın yazındaki kelime ve yazım yanlışlarına bakalım mı?

“Türkçe’yi öne çıkartıp resmî dil yapmak gibi bir heves o asırda sözkonusu olamazdı” ifadesinde “Türkçe'yi “ böyle yazılmaz, ayıraç ile ayrılmaz mesela... Türkçeyi birleşik yazılır. Söz konusu ayrı yazılır mesela, sözkonusu diye yazılmaz.

“Üstelik fermanın veriliş şekli başkadır...” Olmaz. Veriliş nedeni ya da veriliş sebebi farklıdır denebilir. Şekil başka bir anlam ifade eder.

Lise mezunu, Osmanlıcayı su gibi okuduğunu sandığımız bir adamın Türkçeyi böylece katletmesi hiç yakışık alan bir durum olmaz o vakit.

Bir tabelacının yazdığı yazım yanlışını düzeltmesini bilen Bardakçı burada Türkçeyi ve söz konusu ifadelerinin nasıl yazılacağını bilmiyormuş derler sonra...

* * *

Dil hassasiyeti olan, kültürümüzün ve millet olmamızın en önemli unsuru olan dilimize önem veren Karamanlının öfkesini kazanmaktan başka bir şey kazandırmaz sana... Karamanlının hassasiyeti olan Mehmet Bey ve ahaliye “at üstünde gelmiş Türkmenler” diyerek dil uzatman, aşağılaman, sana da millete devlete de bir şey kazandırmaz.

Hangi yıl söylemiş oturup tartışalım. Türkçe mi, Farsça mı ünlettirmiş tartışalım. Ama bu ferman “Hakikaten Mehmet Bey'e mi ait?” dersen bunun tartışılacak bir tarafı kalmaz.

Birilerinin bir belge koymaksızın yaptığı tarihçiliğe itibar edip kanaatlerle tarih yazılmıyor.

Kim olursa olsun tarihi gerçeği değiştirip, uydurduğu sözde tarihi, gerçek diye göstermeye çalışması boş bir çabadan öte gitmeyecek, değişmeyen hakikat seni de bizi de şaşırtacaktır.

Netice olarak Bardakçı Efendi!

Varsa adam akıllı bir belgen sunarsın. Şunun, bunun lafı ile, ağzı ile ucu açık ifadelerle Karamanlının hassasiyeti ile oynayamazsın. Ne olursan ol sana bu hakkı kimse vermez.

Rum Mehmet olmaya özenirsen, sonun da ondan farklı olmaz.

Bu yazı 1410 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum