Dinimiz İslam, insanlığın banyosunda, tuvaletinde, evinde, yatak odasında, mecliste, meydanda neyi nasıl yapacağımızı belirtmiştir.
Biz, o İslam adabına göre edeplenmeye dikkat edelim yeter.
“Vay, beni telefonumla, televizyonumla, arabamla, kol saatimle, gözlüğümle, nerede ne yaptığımı izliyorlarmış” diye hiçbir endişeye düşmeyelim.
28 Şubat döneminde 30 ila 50 arasında doçent ve profesöre nezih bir mekânda, tefsir sohbetleri yaparken, bir profesörün arkadaşı olarak o gün katılan Boğaziçi’nden bir profesör, sohbet bittikten ve soru-cevap bölümüne geçtiğimizde, “Sayın hocam, kısa zamanda tesettür konusu diye bir şey kalmayacak. İnsanın tenini gösteren gözlükler üretildi.
Bunların üretimi çoğalır, işportaya düşer, beş liraya alınır hale gelince tesettür biter” dediğinde,
- Bitmez, bizim ilmihal kitaplarımıza, o gözlükleri takmak ve mahremlere bakmak haramdır hükmüyle o günlerde piyasaya sürülen ve o gözlüklerin delip geçemeyeceği kumaştan elbise giymek tesettüre en uygundur” fetvaları girecek, dediğimde başıyla onaylamıştı.
Hani bin bir emekle bir program hazırlayan kişi veya kurum onu internetten parayla satışa sunarken haklı olarak indirme parası alabilmek için programını kilitliyor.
Program pazara sunulduğu gün bir başka programcı o kilidi kırıyor ve bedava/free diyerek herkese açıyor ya, işte o gözlükler piyasaya sunulmaya hazırlanırlarken bir başka yerde o gözlüklerin aşamayacağı kumaşlar da dokuma tezgâhlarında dokunmaya ve piyasaya sürülmeye başlamış olur.
İlmihal kitapları da “Dışarı çıkarken o gözlüklerin delip geçemeyeceği kumaştan üretilmiş elbiselerle çıkarsınız” diye yazacaklar.
Dert varsa devası da var.
Havadan, karadan ve denizden gelecek her türlü silah yapanlara karşı o silahları sınırdan içeri girmeden vuracak savunma silahları üretildiği gibi her kötülüğe karşı duracak insanlar ve aletler de her zaman olacaktır.
Özetle röntgencilere karşı pencere perdeleri üretildiği gibi, her dönemin perdesi kıyamete kadar olacaktır.
“Tuvaletin de adabı mı olur?” deyip geçmeyin.
ABD başkanlığındaki Beyaz Saray’da, Vatikan’da, Kızıl Saray’da bile tuvalete suyun girmediğini gören, girmesi gerektiğini halkı Müslüman ülkelerin temsilcilerinden öğrenen, Avrupa’ya işçi gidenlerin patronlarının tuvaletine suyun girmesini sağlayan işçilerimiz, öylesine etkili olmuşlar ki; Birleşmiş Milletler 2012 yılından itibaren 19 Kasım gününü “Dünya Tuvalet Günü” ilan etmiştir.
Birleşmiş Milletler, 19 Kasım’ı “Dünya Tuvalet Günü” olarak ilan etmiş.
İyi de etmiş... Çünkü her insanın belirli bir zamanının tuvalette geçmesi nedeniyle bunun da bir düzene sokulması gerekirdi.
Birleşmiş Milletler’in araştırmasına göre bu çağda hâlâ bir milyarın üzerinde insanın tuvaleti yokmuş ve açık alanda ihtiyaç gideriliyormuş.
Yani yedi insandan birinin tuvaleti yok demektir.
1973 yılında Avrupa’ya işçi olarak gittiğimde henüz eski evlerde banyo yapacak yerleri yoktu ve Türklerden banyo yapmayı öğrendiler ama evlerde tuvalet vardı.
Tuvalete suyu Türkler soktu, fakat Avrupalılar hâlâ tuvalete su sokmamakta diretiyorlar ama işçilerimizden öğrendiğime göre tuvalete su sokmayı kabul eden Avrupalının sayısı hızla artmaya devam ediyormuş.
“Bir buçuk milyar insan açık alanda tuvalet yapıyor” bilgisine Avrupalılar dahil değil.
Ve fakat ben biliyorum ki özellikle Fransa’da açık alanda tuvalet devam ediyor.
Özellikle küçük tuvaletlerini Lyon’un ara sokaklarında ayakta açığa yapma 1973’te olduğu gibi bu sene konferans için gittiğimde taksiyle yol alırken aynı âdetin devam ettiğini birkaç defa gördüm.
Medine’de Sevgili Peygamberimiz, Müslümanların tuvalete nasıl gireceğini, tuvalette nasıl oturacaklarını ashabına öğretir.
Mekkeli müşrikler ve Yahudiler, Müslümanları alaya almak için “Peygamberiniz size tuvalet adabını da mı öğretiyor?” diye sorduklarında Selman-ı Farisi, “Evet, öğretiyor, tuvalette önümüzü ve arkamızı kıbleye dönmeyi, sağ elle tuvalet yapmayı yasakladı” diye cevap verir. (Müslim, Sahih, Kitabü’t-Taharet)
Seksen yıl yaşayan bir adamın bir senesi tuvalette geçtiğine göre zamanının her saati en değerli sermayesi olan bir Müslüman’ın o sene ve saatlerinde de Müslümanca tavrı olmalıdır.
Tuvalete girerken “Allah’ım, pislerden ve pisliklerden Sana sınırım” dedikten sonra tuvalete girin ve tuvalete girerken bile zikrinizi yapmış olun.
Tuvalete sol ayağınızla giriniz.
Tuvalette, kitap okuma, telefonla meşgul olma gibi işlerden uzak durun ve ihtiyacınızı karşıladıktan sonra hemen çıkın.
Çıkarken sağ ayakla çıkın.
Çıktıktan sonra “Benden bu eziyeti gideren Allah’a hamd ederim” deyin. Böylece hem girerken hem çıkarken Allah’ı zikretmiş olursunuz.
Ellerinizi bol sabunla yıkayın, müsaitse abdestinizi alıverin, abdestsiz gezmemeye dikkat edin.
Tesettürüne cennette ağaç yapraklarıyla başlayan Hazreti Adem ile Hazreti Havva, dünyaya gelince tuvalet de başlamıştı.
İlk tuvaleti yapan Hazreti Adem’dir.
Kapanma ihtiyacından kaynaklanmıştır tuvalet yapmak.
Rabbimiz buyurur:
“O (Allah) ümmiler içinde kendilerinden olan ve onlara (Allah'ın) âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten Peygamber’i gönderendir. Halbuki onlar, bundan önce açık bir sapıklığın içindeydiler” (Cum’a süresi ayet 62/2)
Yorumlar
Kalan Karakter: