Âlemde Şer, Oğuzda Er Tükenmez!
Reklam
Reklam
Yunus Turan

Yunus Turan

Âlemde Şer, Oğuzda Er Tükenmez!

19 Mayıs 2020 - 12:05

Yunus TURAN

Türk Ocakları
Karaman Şube Başkanı

Osmanlı Devletinin 30 Ekim 1918 akşamı Agamemnon zırhlısında imzaladığı Mondros anlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu fiilen sona ermiştir. İtilaf Devletleri tarihin hıncını alırcasına binlerce yıldan beridir var olan Türk milletini tarih sahnesinden silmek istemektedir.

Zira Türk yoksa İslam da olmayacaktır.

Bu Anlaşmanın 7. maddesi ucu açık bir maddedir; "İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır." demektedir.

Çok geçmez 13 Kasım 1918'de İtilaf güçleri bir bahane ile İstanbul'u işgal ederler ve önemli stratejik noktaları kontrol altına alırlar.

Aralarında Türk vatanını işgal etme yarışı başlamıştır sanki... 15 Mayıs 1919'da İzmir Yunanlılarca işgal edilir. Aynı günlerde Osmanlı İmparatorluğunun birçok köşesi İtilaf devletlerince işgal edilmiştir bile...

1918 ve Ocak 1919 aylarında Fransız ve İngiliz birlikleri, Antakya, İskenderun, Adana, Tarsus, Kilis ve Antep'e girerler.

Ardından İtalya 22 Mart 1919'da yine anlaşmanın 7. maddesini gerekçe göstererek tek taraflı olarak Antalyayı işgal eder.

* * *

Türk Ocaklılar ülkenin yok olmasına seyirci kalamaz. Bir dizi miting düzenler. Sultanahmet Meydanı, Fatih, Üsküdar, Kadıköy'de mitingler yapar.

23, 30 Mayıs,10 Ekim 1919, 13 Ocak 1920 tarihlerinde dört kez miting yapar. Her birine yaklaşık 150-200 bin kişi katılmıştır. Tarihin en büyük mitingleridir bunlar ve bu mitinglerde; Mehmet Emin Yurdakul, Halide Edib Adıvar, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Selim Sırrı Tarcan ve diğer Türk Ocaklı, Türk Milliyetçisi münevverler konuşmalar yaparlar.

İşte İstanbul işgal edilince işgal kuvvetlerinin resmi dairelerden sonra işgal ettiği tek sivil merkezin Türk Ocakları binası olması bundandır.

Bu mitingler daha sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" sözüne ilham kaynağı olacaktır.

* * *

Ülke İngiliz, İtalyan, Fransız, Yunanlılar tarafından işgal altındadır.

Ordun terhis edilmiş, bütün silahlara ve cephanelere el konmuştur. Telgraflarla iletişim, demiryolları ile de ulaşım tamamen işgal devletlerinin kontrolüne geçmiştir.

Türk bayrakları gönderden indirilmiş, gavur bayrakları çekilmiştir. Gavur botları her yerde adım adım dolaşmaktadır.

O inen bayrak yeniden dikilmez ise, minarelerden Ezan sesi duymak hayal olacaktır artık.

İki yol vardır; ya milli bir mücadele başlatıp kanının son damlasına kadar savaşacaksın ve çiğnetmeyeceksin namusunu, yahut teslim olacaksın...

Kolay olanı teslim olmaktır lakin teslim olmak; bitmek, yok olmak, tarihten silinmek demektir. Zor olanı ise mücadele etmektir.

Şartlar zor ve çetin...

Askerin yok, silahın, cephanen yok.

Bir lider lazım... Bir de Yaradan'ın desteği...

Hepsinden önemlisi bir liderin önderliğinde; düşmana karşı birlikte müdahale ve mukavemet edecek, inanç değer ve kültürüne sahip çıkabilecek, bu uğurda ölebilecek ruh, azim, kararlılık...

Bugün düşmanın içimizdeki taşeronları vasıtası ile Türklük ruhunu yok etme gayretleri işte bu yüzdendir.

O günün gavur yanlısı yandaş gazeteleri o gün de Türklük aleyhine yazılar yayınlarlar. Manda altında yaşamaya çoktan razıdırlar. Tartışmaları; hangi gavurun himayesi altına girelim tartışmasıdır.

İtilaf devletleri düşman güçlerce inancına bağlı insanlara karşı dini kullanmak iyi bir nimettir. İslam Teali Derneği, Pontus Rum, Kürt Teali gibi ülkeyi oarçalamak üzere dernekler kurdurulur. Zamanın Şeyhülislamı yani din konusundaki tek fetva makamı, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını hain ilan edip idam fermanı hazırlarlar. Görüldükleri yerde öldürülmelerini isterler. Buna dair yazdıkları broşürleri Yunan uçakları ile her yere dağıttırırlar.

Tarihin her döneminde olduğu gibi bu aydın görünümlü Türk düşmanlarına karşı, Türk aydınları mücadele edecek ve vatanın işgaline müsaade etmeyecektir.

Lakin bir kurtarıcı, bir kurtarıcı... Bir lider, bir baş lazımdır...

* * *

İşgale karşı Türk milliyetçileri mitingler yaparken, bir lider doğacaktır 19 Mayıs günü; Mustafa Kemal'dir adı...

Önceden Yıldırım Orduları komutanlığı yapmış, özel yetenekleri sayesinde diğer komutanlar arasından sivrilmiş çıkmış, başarılı bir Mirliva - Tuğgeneraldir.

Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu müfettişi olarak Samsun'a görevlendirilir ve 19 Mayıs günü öğleden sonra Bandırma Vapuru ile Samsun'a hareket eder...

Fakat ülkenin içinde bulunduğu durumu kabullenememekte, bir şeyler yapma arzusuyla çırpınmaktadır.

Milli bir mücadele başlatmak elzemdir!

Bunu kendisi gibi düşünen Türk Milliyetçisi komutanla birlikte yapabilecektir.

19 Mayıs yok olan bir ülkenin yeniden inşası için başlangıç olmalıdır. Çıkarır resmi elbiselerini ve zora koyulur. Sivil sıradan bir insandır artık...

Samsun, Havza, Erzurum, Sivas, Amasya... Ülkenin her tarafında milli mücadelenin ateşini tutuşturur.

"Vatanın bütünlüğü milletin istiklali tehlikededir. İstanbul Hükumeti üzerine almış olduğu sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür. Her türlü yabancı işgaline karşı millet birlikte müdafaa ve mukavemet edecektir. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır ve o satıh bütün catabdır. Manda ve himaye kabul olunmayacak, tam bağımsızlık esas olacaktır. Kuvayi Milliyeyi amil, milli iradeyi hakim kılmak esastır."

* * *

Zamanın manda yanlısı biri gazetesinde bir sözde aydın; "Kemal, Kemal... Seninki çocukça bir hayal... Bırak çocukluğu, İngiliz mandasını kabul et, milleti tehlikeye sürükleme!" diye yazsa da, "ölmeyi başı eğik yaşamaya tercih exerim" diyen Türk milleti arkasındadır. Onu lider kabul etmiştir. Bu kabul Türk milletine özgüdür. Binlerce yıllık Türk tarihinin yok olup gitmesşne müsaade edilmeyecektir.

Türk milletinin komutanına, komutanın da Türk milletine güveni tamdır. Bütün zor şartlara rağmen tek bir şey vardır; Türk milletinin komutanı ile bütünleşmiş ruhu... Çiğnetmeyecek yurdunu, namusunu... Kirleyemeyecekler ruhunu... İzin vermeyecektir ezanın dinmesine, bayrağın inmesine!

* * *

Neticede 19 Mayıs'tan 9 Eylül'e tarih yaptılar, destan yazdılar.

O gün olduğu gibi bugün de bu şeref yoksunu Türk düşmanları hep olacaktır.

"Âlemde şer tükenmezse, Oğuz'da da er tükenmeyecektir"

Vatan namustur, Bayrak şereftir, şandır... İstiklal Marşımız bizim destanımızdır. İnanç değer ve kültürümüzle bugün ay yıldızlı al bayrak altında bütün kurum ve kuralları ile müstakil ve hür, tam bağımsız bir devlet olarak namusumuzla, onurla ve gururla, uygar bireyler olarak yaşıyorsak;

Bunu borçlu olduğumuz; Mustafa Kemal, Fevzi, Karabekir, Refet, İsmet, Ali Fuad Paşalar ile bütün Milli Mücadele kahramanlarını minnet, saygı ve rahmetle anıyorum.

Bu yazı 3398 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum