Farkında Mısınız?
Reklam
Reklam
Yunus Turan

Yunus Turan

Farkında Mısınız?

05 Eylül 2020 - 10:53

Farkında mısınız?
Ölüm haberleri ve paylaşımları olabildiğince arttı.
Ve önemsiz geliyor artık bize... Bir kaç dakika sürüyor üzüntümüz ve sonra geçip gidiyor.
Sevinçleri, üzüntüleri anlık yaşıyoruz artık.
"Bu Korona sürecinde sevdiklerinizi kaybedeceksiniz" demişlerdi.
Gerçek oldu.
* * *
Bugün işe başladım çok şükür...
Sabah daireye girerken personel kızlardan biri "Geçmiş olsun hocam kurtardınız çok şükür!" dedi. "Sağolasın yavrum" dedim. "Benim babam kurtaramadı" dedi. İnanılmaz üzüldüm... Sevdiğini kaybetmenin üzüntüsü vardı, gözleri doldu. Ne diyeceğimi bilemedim. "Başın sağolsun kızım bilmiyordum, Allah Rahmet eylesin!" diyebildim.
Ulusal-uluslararası bir takım nedenlerle adına virüs denmese de bir bir kaybediyoruz sevdiklerimizi maalesef.
* * *
Belki kırk sene oldu ama iki kesin cennetlik arkadaşım Rıfat Güler ve Ali Yurttaş'ı unutmadım hiç!
Hacı Yusuf abiyi unutamadım. O koca cüssesi çoktan toprak oldu lakin anılar yok olmadı, yaşıyor.
Nusret başkan ile Zeki Akın ile, Edalıların Halil abi ile satranç oynardım, Turgut Bayraç abimi seyrederdim Hilal Spor Lokalinde.
Bayram Uğuz abi tekerlekli sandalyesinde gözümün önünde hala üçlü çeşmenin oradaki çay ocağının önünde...
İmdat Yıldız abim yıllarca Behçet hastalığını çekti...
Kürt Yakup abinin cebinden çıkarıp çaldığı o bir karış uzunluğundaki sipsinin ezgisi...
Kenan Dinçer abimin o bakışları...
Yılların ustası Basri usta ile neler paylaşmıştık oysa...
Ender Gökdemir hocam ile sohbeti... İki dakika önce sohbet ettiğimiz Ayvaz Gökdemir abimin Ocak Genel Kurulundaki son vedasını...
Helvacı Mesut Keçeci abimin o mütevazi konuşmasını özledim...
Hurşit amcayı, Bıçakçı Süleyman amcayı, Sobacı Muharrem abiyi, Mustafa Kantar'ı, Esat Kantar'ı...
Mustafa Birer abimi...
Pala dayıyı...
Hacı Sarı abimin o son görüşümdeki gözlerinin dolmasını...
Hasan Ali Uçar kardeşimi...
Doktor Kel Hasan hocamın dobralığını, Uğur Demirel'in o mütevaziliğini, Çatlak Yarbay Abidin abimin samimiyetini...
İsmail Özsoy'u onun hüzzam şarkılarını...
Helimi...
Muammer Baran abiyi... Onun alını, sarısını, şiirlerini, mızıkasını...
Mustafa Varel abiyi...
Ya benim Güngör Koraş Başkanım... Elinden eksik olmayan koca tespihi ile geleceğe dair yaptığımız planlar... Gelecek bile geçti ya...!
Hepsini özledim...
Hepsi bir bir koptular gittiler.
Hepsini çok özledim...
* * *
Ya Türklüğe damga vuran Türkün Başbuğu...
Ya Muhsin abimi...
Kanlı gömlekleri ile defnettiğimiz bütün o yiğitlerimizi...
Fırat'ı...
Yunus Bedel öğretmenimin cenazesini... Abdullah abinin, Ziya abinin cenazesinde yaşanılanları...
Nasıl unutacaksın?
Kimsesiz olduğu için dört kişi ile taşıyıp defnettiğimiz bir garibanı...
Kör Şadi abinin ibretlik defin hikayesini, beyaz uzun sakallı babasının ağlayarak oğlunun cenazesini yıkaması ve kendi elleriyle defnetmesini...
Unutabilir miyiz?
* * *
Yıllar önce kaybettiğim anamı, babamı, akrabalarımı... İstiklal Harbi gazisi Gaffar Dedemi... Hangi birini sayayım! O kadar çok ki!
Anam, İsmet Yengem, Fatma ablam...
O sert adam Sabri Dede, bacanağım Salih...
Gencecik yaşında vurulan Sabri'nin acısı hiç eksilmedi, hiç...
Nasıl unutulur Mustafa kardeşimin annesini kaybetmenin verdiği acıyla çaresizlikten kıvranışı?
İşte kırk sevilen saydım...
Sen de üç ekle beş çıkart...
Ahretlikler hep orada buluştular eminim.
Zamanı gelen gitti...
Hele o genç yaşta çocuklarını kaybeden dostlarım var. Yüzlerine bakamıyorum, çocukların da kendilerinin de söyleyemiyorum nedense!
* * *
Ne çok anneler, babalar, ebeler, dedeler, sevdiklerimiz öldü bu dönemde!
Tarihte ilimizde bir günde 8 kişinin öldüğü hiç vaki olmamıştı mesela... Bunu da gördük.
Hayatın gerçeği bu işte... Gelen gidiyor. Gidenler kalanlardan fazla artık. Ve bir gün önce ölen unutuluyor gidiyor. O kadar çok ki unuttuğumuz!
Adını bile unuttuğumuz o kadar dost, şimdi hepsi mevta...
Sevdiklerimize sevgimizi gösterelim. Bırakalım kırgınlıkları, küçük şeyler yüzünden kırmayalım birbirimizi. İyi insan olmanın iyi bir şey olduğunu öğretelim çocuklara... İyi insan olmaya özensin çocuklar.
Her birinizin belki daha çok yaşadıkları, daha çok kaybettikleri var...
Bu gün konuştuğunuz bir arkadaşınızı, akrabanızı bir gün sonra bir daha hiç görememe ihtimalimiz var.
İş işten geçmeden...
 

Bu yazı 928 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum