"Devlet Yaşasın"sa
Reklam
Reklam
Yunus Turan

Yunus Turan

"Devlet Yaşasın"sa

06 Kasım 2020 - 09:58

Deprem bize çok açık ve net bir şeyi gözümüze soktu;

9 bina yıkıldı 100'den fazla kişi öldü.

İstanbul'da 90 bina yıkılsa, en az 1.000 kişi ölecek.

900 bina yıkılsa 10.000 kişi...

İstanbul depreminde 48.000 binanın ağır hasar alacağı söyleniyor. Hepsi yıkılsa bu hesaba göre 480.000 kişi ölecek. Yarısı yıkılsa 240.000 kişi ölecek.

Bu depremler gece saatlerinde olursa rakamları ikiye üçe katla...

Eski yerleşim yerlerinde ise bunu da iki katla...

Bunlar varsayımlar. Gerçek rakamlar değil. Yalnızca bugünkü deprem ile karşılaştırdığımız vakit görünen bu... Allah göstermesin, Allah bize yaşatmasın, dileğimiz bu lakin bir de gerçek var ki bunlar yaşanacak... Gereken tedbirler alınmazsa da kaçınılmaz... Olacak... 

Açık ve net belli...

Aslında sayılara takılmıyoruz çünkü 1 kişi de olsa değişmez. Hiç bir şey bir tek İdil-Elif-Ayda bebek gibi enkazda kalan bir bebeğin bir tırnağına değmez.

Şimdi gerçek rakamlara bakalım ve bir mukayese yapalım; 

Resmi rakamlara göre 1984-2020 yılları arası yani 36 yıl boyunca polis, asker, korucu, güvenlik görevlisi toplam 8 bin 128 insanımızı şehit vermişiz.

36 yıl boyunca bir mücadele veriyorsunuz ve ülkemi böldürtmem diyorsunuz, varlığınızı korumak ve sürdürmek adına şehit veriyorsunuz. Ancak bir kaç saniye içinde şehit sayısından kat kat fazla insanınızı bir anda kaybediyorsunuz. Üstelik kadın, çocuk, yaşlı, genç... Sivil...

Sadece 1999 yılındaki Gölcük depreminde resmî raporlara göre 17.480 can kaybedildi. Resmî olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 can kaybı olduğu söyleniyor. Bir kaç saniyelik bir depremde verdiğiniz bu kadar.

Gerisini siz düşünün...

* * *

Depremden sonra yardıma eyvallah... Bizim insanımız yardım konusunda duyarlıdır, gereğini yapar, varını-yoğunu döker, bunda hiç tereddüt yok. Her kurumun, STK'nın, her insanın zaten vazifesi...

Cemaat, tarikat yapılanmalarını saymıyorum, onlar il seçiyor, adam seçiyor... Kendinden olmayan kim olursa olsun enkaz altında ölmesine razı...

Elazığ-Malatya depreminde, deprem için toplanan 7 milyon 925 bin dolar parayı deprem için kullanmayıp bir cemaate, Ensar'a veren, bunu da kabul eden, pişkin pişkin söylemekten çekinmeyen Kızılay'ı da saymıyorum...

Devletin sildiği büyük iş adamlarının vergi borçlarının bugün deprem için toplanan paralarla mukayesesini yapmıyorum. Silinen borçların deprem için harcadığı varsayımını da yapmıyorum. 

Sayıştay raporlarına göre 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı’nın yıllık harcaması bir önceki yıla göre 4 kat artışla 3.6 milyar TL. olmuş. Böl 365'e; 9.863.013 TL. Yani bir günde 10 milyona yakın para gidiyor. Al bu parayı deprem için toplanan para ile mukayese et, cemaatlere verilen yardımı çıkar, silinen vergi borçlarını ekle, elde kalana bak!

Geçmişte herkesten alınan deprem vergilerinin nerelere harcandığını da bir kenara koyuyorum.

Bugün toplanan paraların ne kadarının deprem harcanacağını da bilmiyorum. 

Ben bunları saymıyorum...

* * *

Depremlerde fırsatçılar vardır. Kimi siyasetçiler depremden sonra ortaya çıkarlar, zaten deprem Allah'ın getirdiği bir felakettir önüne geçilemez, dağıtırsın battaniyeyi, çadırı, yemeği, verirsin evini kaybedenlere şu kadar para, iş biter gider. Ateş düştüğü yeri yakar. Ölen ölmüştür, takdir-i İlahi... Hani oy getirmese de getirdiği yeter, hiç değilse zararı da olmaz. Dağıtılan yardımları çalıp çadırlarına götüren Suriyelilerden farkları yoktur bunların. Deprem öncesinde harcanan paralar bunlar için oy getirmeyen ölü yatırımdır. Siyasette böyle düşünür.

Ben bunları hiç saymıyorum... Açıkçası bu tip fırsatçıları adam-insan yerine de koymuyorum. Ayda bebeğin soluduğu tozlu-topraklı hava haram olsun Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz fırsatçılara...

Hayatını kaybedenler, yakınlarını kaybedenler bir yana; "Sen gitme abi, gitme elimi bırakma abi..." diye yalvaran delikanlının çektiği acının sorumluluğunu ve bunun acısını yüreğinde taşımayan, insan olur mu? Bunlar olsa olsa insan maskesi takmış bir canavar olur. 

* * *

Sözün özü...

Bakın kardeşim!

Maddi hasar sorun değil, millet gereğini yapar.

"Felaketin önüne geçilemez" doğrudur. Ama "kader" bu değildir. Bu "kader" değildir. "Allah'tan geldi ne yapalım kardeşim!" demekle siyaseten ardınızda bir sürü insanı ikna edip sürükleyebilirsiniz belki lakin depremde verilen can kayıpları lafla azalmaz. Başka ülkelerin yaptığı gibi tedbirini alacaksınız.

 ALACAKTINIZ!

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sa....

Mesele öncesinde, öncesinde, öncesinde...

Bu yazı 1644 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum