Bir Varmış, Bir Yokmuş…
Hayata ha şimdi, ha daha sonra başlayayım derken, bir bakıyorsunuz tükenmiş ömür! Elinizde kullanma tarihi çoktan geçmiş bir sürü acı tecrübe kalmış. Atsanız atılmıyor, satsanız kimse sizden satın almıyor.
Öyle bir zamandan geçiyoruz ki; Her şey yerlerde, hepsi darmadağın, insanlık, sevgi, saygı, merhamet, akıl, edep vb. hepsi paramparça.
Hiçbir şeyin bize ait olmadığı bu dünyada her şeyi çok hızla harcıyoruz. Yemeler, içmeler, gezip tozmalar, gittiğimiz tatiller, kimselere vermeye kıyamadığımız para ve mücevherler vb. bir gün istesek de, istemesek de onlardan ayrılmak zorunda kalacağız. Bize kalan yanımızda gidecek olan tek şey “ iyilik” Kimsenin hakkını yemeden, kırıp dökmeden, gözlerde yaş bırakmadan, okşanmış bir yetim başı, verilmiş sadakalar, bir tatlı söz, bir güler yüz… Bu kadar.
Hep bir telaş, hep bir koşturmaca, bazen elem, bazen sevinç kısır bir döngü içindeyiz. Farkına varmıyoruz ama ne kadar da hızlı akıyor ömür dediğimiz zaman. Geçmez demeyin, bu hayatta her şey üzülseniz de, sevinseniz de, gülüp ağlasanız da gençliğiniz ve güzelliğiniz de hepsi gelip geçiyor. Kimisi delip geçiyor, kimisi kırıp geçiyor… Geçiyor işte.
Herkes bir şeyler alıp götürür sizden. Kimi hayallerinizi kimi umutlarınızı kimi en güzel yıllarınızı... İnsanı en çok acıtan şey yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.
Ömür takviminden her gün bir yaprak düşer ağaçtan. Bir mahsun mor menekşe bakar uzaklara... Ne yangınlar çıkar yürelerde... Boynunu büker güz gülleri, kavak yelleri esmez olur başınızda... Arada bir durun ve arkanıza bakın neler bıraktığınıza... Yüzümüzdeki derin çizgiler, affedemediklerimiz, vazgeçtiklerimiz yada vazgeçemediklerimiz, ağladıklarımız güldüklerimiz... Bak bitirdik hepsini boşverin sessiz anılarınızı. Harcanmış yıllarınızı seyredin usulca! Kimler gelmiş kimler geçmiş kimler sizi üzmüş kimler güldüğrmüş. Nasıl da bitiyor ömür dediğimiz... Azaldık aslında çoğaldığımızı sanırken.
Ömür dediğimiz bir rüyadan ibarettir. Kimi rüya sene sene geçiyor, bazıları ise fasıl fasıl. Bir rüzgar sanki esip geçen farkına varmadan yitip giden. Ve ödenen bedeller! Bazen seçtiklerimizin bazen de seçemediklerimizin bedeli!
Akışına bırkamak gerekir bazen hayatı... İyi-kötü, güzel-çirkin kaderde ne varsa o çıkar karşınıza.
İnsanoğlu hep yarın için yaşar yarını o kadar çok düşünür ki, bugünün kaybolup gittiğini anlamaz. Su gibi akıp gidiyor, geçip giden ömrü durduramıyoruz. Herşeyi yarına bırakıyoruz. Yarın var mı bilmeden! Oysa hayat şimdiki zamandır. İnsanın kaç ömrü var ki? Ömür dediğimiz bir yanı eksik kalmış hayat hikayesi, ne çabuk geçiyor farkına varmadan yitip giden zaman...
Aslında her insanın hayatı yazılabilir koskoca bir romandır bana göre. Ama bir gün bakar ki harcadığı tek şey kaybettiği zamandır. Yolun sonunda kimine rahmet, kimine merhamet, kimine ise lanet okunur. Kim dua eder, kim beddua eder bilinmez. İşte hikayeniz orada bitmiş olacak...! Veda edersiniz sahte tüm insanlara. Allah’a havale edilenlerden değil, Allah’a emanet edilenlerden olun.
Sevgiyle kalın, gönüllerde kalın, dostlukla kalın, hoşcakalın.
Yorumlar
Kalan Karakter: