Yargıtay hukuk dairelerinin (ferdi daireler) kararları, hukuk genel kurul kararı (HGK) veya içtihadı birleştirme kararı olmadıkça sadece ilgili dava (somut olay) için bağlayıcıdır ve herkes için kanun hükmünde geçerliliği yoktur.
Bu kararlar “yerleşik içtihat” niteliğinde ise mahkemelerce dikkate alınsa da diğer davalarda uyulması zorunlu değildir.
Daire kararları, somut olaya özgüdür. Emsal teşkil edebilir ancak mahkemeleri kesin olarak bağlamaz.
Hukuk genel kurul kararları (HGK),direnme kararları sonucu verilen, ilk derece mahkemeleri ve daireler için uyulması zorunlu içtihatlardır.
İçtihadı birleştirme kararları ise, tüm mahkemeleri ve Yargıtay dairelerini bağlayan “kanun hükmünde” olan kararlardır.
Hukuk genel kurul kararları alt derece mahkemelerini bağlar (içtihat niteliğinde) ancak sadece uyuşmazlığın tarafları için nihai hüküm oluşturur.
Hukuk genel kurul kararları hukuk güvenliği ve uygulama birliği açısından büyük önem taşır. Yerel mahkemeler bu kararları uymaya yönelir.
Yargıtay daire kararları kural olarak diğer benzer davalar için bağlayıcı değil emsal niteliğindedir.
Ancak, Yargıtay’ın farklı dairelerinin kararları arasındaki aykırıkları gideren “içtihadı birleştirme kararları” Yargıtay kanunu gereği tüm mahkeme ve davalar için bağlayıcıdır.
Yargıtay büyük genel kurulunun verdiği kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine başka bir yargı merciine başvurulamaz.
Özetle, hukuk genel kurul kararı (HGK) olmayan bir daire kararı, hukuki bir "yol gösterici" olsada, hukuk düzeninde herkesin uymak zorunda olduğu bir kural değildir.
Bir zamanlar iş ilişkileri söz ve itimat üzerine inşa edilirdi.
Bugün ise en küçük bir uyuşmazlıkta dahi hukuk yollarına gidiliyor.
Mevzuattaki sık değişiklikler, teknik detaylar bazen hem işçiyi hem işvereni davalı haline getirebiliyor.
Danıştay dairelerinin kararları da, sadece o dava dosyasının tarafları için kesin hüküm niteliğinde olup bağlayıcıdır.
Emsal içtihat niteliğindeki daire kararları idare ve alt mahkemeler için yol gösterici olsa da hukuken bağlayıcı değildir.
Bağlayıcı olan tek Danıştay kararları ,”içtihatları birleştirme kurul kararları” ile idari/vergi dava daireleri kurul kararlarının bozma/onama kararlarıdır.
Danıştay dairelerinin temyiz incelemesi sonucu verdiği bozma kararlarına yerel mahkemeler ısrar hakkı saklı kalmak kaydıyla uymak zorundadır.
Danıştay "içtihadı birleştirme kurul kararları" resmi gazetede yayınlanır ve tüm Danıştay daireleri, idari mahkemeler ve idare için bağlayıcıdır.
İş mahkemelerinin kapısını en çok aşındıran konular çalışma hayatının kanayan yaralarıdır.
Bunlar:
Kıdem tazminatı davaları, hizmet tespit davaları, işe iade davaları, fazla mesai ve ücret alacakları davaları, iş kazaları ve meslek hastalıkları davaları, mobing ve manevi tazminat davaları şeklinde sıralanabilir.
Sadece teknik birer hukuki başlık gibi görünen bu konular, binlerce çalışanın geleceği, emeği emekliliği ve binlerce işverenin ise ticari sürdürülebilirliği anlamına gelir.
Çalışma hayatındaki dava yükünü azaltmanın yolu sadece daha çok mahkeme açmak, kanunları revize etmekten geçmez.
Asıl çözüm, iş yerinde adaleti, liyakati ve şeffaflığı henüz uyuşmazlık doğmadan tesis edebilmekte saklıdır.
Şayet çalışanın hakkını ve sermayenin hukukunu birer tehdit olarak değil de, ortak bir geleceğin parçası olarak görebilirsek, adliye koridorlarındaki o ağır sessizlik, yerini hayatın canlı sesine terk edecektir.
Bu durum olmadığı takdirde, her açılan yeni dava dosyası, toplumsal barıştan uzaklaşan bir adım olmaya devam edecektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: