Türk Âşıklık Geleneği ve Ozan Ârif
Reklam
Reklam
Mestan Karabacak

Mestan Karabacak

Dağarcık

Türk Âşıklık Geleneği ve Ozan Ârif

02 Mart 2019 - 14:44

Türk tarihinde Dede Korkut’tan bugüne devam ede gelen âşıklık  / ozanlık geleneği çağlar içinde çok büyük temsilciler yetiştirmiştir. Bunlardan çağları aşarak, adlarını bugüne ulaştırmış büyük ozanları hemen hepimiz tanırız. Bu, Türk edebiyatı tarihine mal olmuş, Türk milletinin gönlüne nakşolmuş isimleri bir hatırlayalım isterseniz… Âşık Emrah’tan Karacaoğlan’a, Köroğlu’ndan Pir Sultan Abdal’a, Dadaloğlu’ndan Âşık Ömer’e, Seyrani’den Dertli’ye, Bayburtlu Zihni’den Sümmani’ye,     Âşık Şenlik’ten Deli Boran’a, Âşık Şemi’den Gufrani’ye kadar nice büyük isim sayabiliriz. 20. Yy. gelince, pek çok isim içinde bir yıldız gibi parlayan isim Âşık Veysel’dir. Bu yüzyılın ikinci yarısına bakınca, en önce; Âşık Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Âşık Reyhani, Abdülvahap Kocaman, Feymani ve Ferrahi gibi isimler akla gelmektedir.
 Yalnız bu dönemde saymış olduğumuz bu âşıklardan farklı ve özgün özellikleri olan iki aşık / ozan daha karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan birisi yakin tarihte kaybettiğimiz Âşık Mahsuni Şerif ve diğeri de 13 Şubat 2019’da kaybettiğimiz Ozan Ârif’tir.
Bu iki büyük ismin ozanlığı / âşıklığı zaman zaman siyasi / ideolojik tercihlerinin gölgesinde kalmıştır. Ya da bu yönleri âşıklıklarının önüne geçmiştir. Bu da belki kaçınılmazdı, çünkü 20 yüzyılın ikinci yarısında ülkemizde, toplumsal hayatımızda etkili olan siyasi / ideolojik ağırlık bu ozanlarımızın sanatlarında da etkili olmuştur.
Şunu sanırım rahatlıkla söyleyebiliriz;  Dede Korkut’tan bugüne süre gelen ozanlık geleneğinin son büyük temsilcisi idi Ozan Ârif. O da diğer büyük ozanlar gibi, sadece milletinin sesi olmuş, onun duygularına tercüman olabilmek için sanatını icra etmeye çalışmıştır. Sanatını hür ve bağımsız yaşatmayı hedef almış, güce ve resmi otoriteye eyvallah etmemiştir. İnanıp, benimsediklerini korkusuz ve gür bir sesle dile getirmiştir. O yönüyle Seyrani’ye benzer ve son mülakatında onu kendisine örnek aldığını belirtmektedir. Yine bu mülakatta Pir Sultan Abdal’ı haklı bulduğunu, ona haksızlık yapıldığını söylemektedir. Bu açıdan bakınca Derviş Paşa karşısında da Dadaloğlu’nu haklı bulduğu anlaşılmaktadır. Zaten bu büyük ozanlar hakkın ve haklının yanında yer almasalar ve inandıkları değerleri korkusuzca haykırmasalardı tarihe ve millete mal olup, isimlerini bu güne taşıyamazlardı.
Ozan Arif gibi gerçek ozanları gücün, otoritenin ve şahısların önünde eğilen, onlara soytarılık yapan uyduruk ozanlarla, - günümüzün tabiriyle çakma ozanlarla – karıştırmamak gerekir.
Ozan Arif daha gencecik bir ozan iken:
Koy desinler filan fikrin ozanı
Ozan Arif sen bırakma ezanı
Bismillah deyip de köhne düzeni
Yıkmayınca bu memleket düzelmez, diye haykırdı. Gün geldi:
Âşıklardan çıkar sözün zengini
Gösterin cihanda Türk’ün dengini
Ay-yıldızlı bayrağıma rengini
Verene kurbandır bu canım benim, diyerek sesini yükseltti. Ve gün geldi:
Ozan Arif saz omuzda
Yoktur başka dostumuz da
Yaradan var üstümüzde
Kula minnet etmem gayrı… diyerek doğru bildiği yoldan yalnız da kalsa dönmeyeceğini mertçe seslendirdi.
1980’den 1991’ e kadar Avrupa’da ve diğer ülkelerde yaşayan Türlerin, gurbetçilerimizin sesi ve nefesi oldu. Onların dertleriyle dertlenip, onların sıkıntılarını seslendirdi. Oralarda milli kimliğimizin ve kültürümüzün güçlenmesine anlatılmaz derecede önemli hizmetleri oldu.
Sonra Türkiye’ye dönüş ve yurduna kavuşmanın sevinç ve coşkusuyla sanatını icra etti,  ülkemizi baştan sona konserlerle dolaştı.
Maalesef, ömrünün son yirmi yılını, ozanlıkta en olgun ve verimli olacağı yılları mahzun ve mustarip geçirdi. Sevenleriyle ve milletiyle sahnelerde, salonlarda ve meydanlarda kucaklaşmasının önüne engeller çıkartıldı. Biz biliyoruz ki tarih ona engeller çıkartanları ve asılsız gerekçelerle saldıranları değil Ozan Arif’i yazacaktır.
Fırtınalarla ve mücadelelerle geçen hayatı sebebiyle, onun kitlelere mal olmuş coşkulu ozanlığının gölgesinde kalan güçlü şairliği gözden kaçmıştır. Elbette onu anlatan ve sanatını inceleyen araştırmalar, tezler ve kitaplar hazırlanacaktır.
Hayatının mutsuz ve mahzun geçen yıllarının sonunda maalesef amansız hastalığa yakalanan ozanımız, büyük acılar çekmiştir. Ve göçünü toplayıp:
Arif der ki bunca yıl ay
Geldi geçti vay dünya vay
Yaşamaksa… yaşadım say
Aha geldim gidiyorum, diyerek fani dünyadan ayrılan Ozan Arif’in cenaze merasimi de adına yakışan ihtişamda olmuştur.
Türkiye’nin her tarafından ve dünyanın – Türklerin yaşadığı- her yerinden binlerce insanın katıldığı son görevin yapıldığı törende (16 Şubat 2019 Cumartesi) bulunmak bize de nasip oldu. Türk âşıklık geleneğinin son büyük ozanının uğurlanmasında bulunmak, ruhumda esen fırtınaları sükûta erdiren bir teselli olmuştur. Cenab-ı Hak seni cennetinde güldürsün Arif Ozan, güle güle…
OZAN'IN VEDÂSI
Hiç sapmadan, doğru gitti yolundan
Neler çekti sivri, keskin dilinden
Şikâyetçi olmadan hiç halinden
Ozan Ârif çekti gitti dünyadan.
Bir ülküsü vardı bir de Turan'ı
Rehber etti kendisine Kur'an'ı
Çok üzüldü eşi, dostu, yâranı
Ozan Ârif çekti gitti dünyadan.
Çekinmedi söyler iken sözünü
Hiç budaktan sakınmadı gözünü
Hakka doğru çevirerek yüzünü
Ozan Ârif çekti gitti dünyadan.
Sebil etti dâvâsına ömrünü
Göremedi emeğinin sonunu
Menfaate çevirmedi yönünü
Ozan Ârif çekti gitti dünyadan.
Bu yolda emeği, hakkı çok O'nun
Hazır idi, farkındaydı bu sonun
Sedası kesildi aziz vatanın
Ozan Ârif çekti gitti dünyadan.
Hem sesi yiğitti, hem sazı yiğit
Sözleri destandı, şiiri öğüt
Anlatamaz O'nu yazsam bin ağıt
Ozan Ârif çekti gitti dünyadan.
 

Bu yazı 6469 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 6 Yorum
  • Suat kürekçi
    6 ay önce
    Söz gümüş ise..sukut altın .Arif olup da anlayaydın Şirin görünmeye gerek yokki Zaten şirin di soyadın... Biz seni hep arif biliriz Hak o*** yoldan yürürüz Mekanın cennet olsun Cemolur orada görürüz Yazacak çok şey var amma Dünya dediğin hep muamma Yapan yaptıgını bulur Yarına kalacak sanma.... Pek anlamam ama yinede yazmadan duramadım bende hasretliğimi böyle gidereyim ..tabii ki sizlerin hoşgörüsüyle...selam ve dua ile
  • Abdilkadir Sayar
    6 ay önce
    Abi Ozan Arif 1980'li yıllarda Avrupa'da sahnelerde bizi coşdururdu. M.H.P Davasının devam etdiği yıllarda Hasret dergisinde çıkan şiirleriyle adera morel kaynağımız olmuşdu.Ama son yıllarda sahnelerin yasak***ması Ülkü Ocaklarının gecelerine katılamaması onu bu ölümcül hasdalığa gark etdi. Ona bu acıyı çekdirenler Allah'ından bulsun inşallah.
  • Suat kürekçi
    6 ay önce
    Kula minnet etmem gayri....ne güzel söylemiş..Rabbimin Rahmeti onunla olsun..mekanı cennet olsun...Hocam çok şahane olmuş ..kalemine kuvvet kuvvet olsun..yürek sende hep varolsun....kula minnet köleliktir...hak bilene selam olsun....diyor yazılarının devamını bekler sayğılar sunarım selam ve dua ile suat kürekçi mahmudiye mah.muhtarı...
  • Suat kürekçi
    6 ay önce
    Kula minnet etmem gayri....ne güzel söylemiş..Rabbimin Rahmeti onunla olsun..mekanı cennet olsun...Hocam çok şahane olmuş ..kalemine kuvvet kuvvet olsun..yürek sende hep varolsun....kula minnet köleliktir...hak bilene selam olsun....diyor yazılarının devamını bekler sayğılar sunarım selam ve dua ile suat kürekçi mahmudiye mah.muhtarı...
  • Ali MENEKŞE
    6 ay önce
    Diline sağlık Mestan Hocam.Ozanımıza Allah'ım Gani Gani rahmet eylesin.Mekanı Cennet olsun İnşaallah.
  • Muzaffer Karaoğlu
    6 ay önce
    Sevgili Hocam... Ozanlık geleneğimiz ve bu geleneğimizin son temsilcisi o*** Ozan Arif hakkında bizleri bilgilendiren yazınız için çok teşekkür ederim. Ayrıca; rahmete kavuşacağına inandığımız ' büyük ozan ' Ozan Arif'e bir ağıt niteliğinde o*** harika şiiriniz için de kutlarım. Allah'a emanet olun.!