Bugün Cuma; haftanın en fazla iyilikler, hayırlar, yardımlar yapıldığı, gönüllerin alındığı, uzaktakilerin görüntülü veya sesli iletişim araçlarıyla gönül kapılarının çalındığı gün.
Önce kendimize ikramda bulunalım ve sabah namazında okuduklarınızın manasını bir okuyalım.
Sabah kahvaltımızı, evde bulunanların hepsini bir sofrada toplayalım ve soframıza konulanların hiçbirini aşağılamadan, “Ben bunu hayatta yapamazdım, ama Rabbimiz şunları topraktan, bunları hayvandan yaratarak soframıza sunuvermiş” diyelim Rabbimize şükür, ekmeğimize söz ikramında bulunalım.
Teknik açıdan gelişmiş bütün ülkeler bir araya gelseler, bir tek buğday veya pirinç yapamazlar diyerek kuru ekmeği gözümüzde saygın hale getirelim.
İki yüz metrekarelik bahçemizin sınır komşusu aynı zamanda bütün bahçelerin de bekçisi idi.
Köyümüzün en fakiri idi.
Babam o bahçe komşumuzu bana tanıtırken, “Oğlum bu adam, yarım ekmeği olsa yanındakiyle bölüşmeden yiyemez” demişti.
Sevgili Peygamberimiz ’in
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisine kulak verip yediğimizden yedirmeye çalışalım. “Komşusu aç iken tok yatan, hakiki mü’min değildir” (Hakim, Müstedrek, Birr 4/167, Taberani, Ebu Ya’ladan naklen, İbni Receb, Camiul ulum ve-l hıkem 2’nci hadis şerhi sayfa 48)
Birazdan Cuma namazına gideceğiz.
Kendin tok karınla namaz kılacakken aç karınlı olduğunu bildiğin biri de camideyse, kendi gönlünü hoş edebilmek ve Sevgili Peygamberimiz’ in bahsettiği kâmil bir mümin olarak namaz kılabilmek için, namazdan önce tanıdıklarımızı gözden geçirelim.
Sevgili Peygamberimiz, camiye veya insanlar arasına çıkmadan önce misk sürünürmüş.
Biz de camiye doğru evden çıkmadan önce güzel kokularımızı sürelim.
Özellikle Cuma günü namaz öncesi, çiğ sarımsak veya soğan yememeye dikkat edelim.
Mutlaka yiyeceksek, ateşte pişirdikten sonra yiyelim.
Cuma namazının farzını kıldıktan ve de selam verdikten sonra sağınızda ve solunuzda olan cemaate dikkatle bakınız.
İki tarafta da partisini, derneğini, takımını, mezhebini, meşrebini sevmediğiniz birilerini göreceksin.
Aynı mekânda, aynı safta, aynı imamın arkasında, aynı zikirleri yaptığın adamla berabersin ve aynı yöne aynı imanla dönüyorsun.
Parti başkanınla, dernek başkanınla, takımdakilerle bir ömür bir araya gelemediğin halde, neden onlar sebebiyle aynı saftaki Müslüman’a yan bakma tarafına gittiğimizi bir sorgulayalım.
Dağın tepesinde kar, derenin kenarında nar, yol kenarlarında beyaz papatyalar, sarıpapatyalar, kırmızı gelincikler, yeşil kekikler…
Rabbimiz, estirdiği rüzgârlarla, şehirdekilere güzel kokuların karışımını göndererek içlerinde birikmeye başlayan kin küfünü, intikam ateşini, hile tuzaklarını, kıskançlık hastalıklarını bahar yeliyle kurutup huzur meltemleri estiriyor.
Üstünüzde güneşin size sunduğu ısı, ışık ve vitaminleri düşünün ve bunları yaratanın nimet sokağında, yine o Rabbimizin lütfettiği ayaklarla, kokuları alan burunlarımı veren Allah’ı hatırlayın ve “Kadere iman edenin, kederi olmaz” deyin ve kendinizi salıverin cemaat denizine.
Yorumlar
Kalan Karakter: