
Şu deli gönlüme sonbahar gelmiş
Simsiyah saçıma beyazlar dolmuş
Sana giden yollar kördüğüm olmuş
Bilmem ki ben nasıl çözeyim leyla (s. 12)
***
Bırakma elimi bir ömür boyu
Hep sen ol yanımda yanı başımda
Kollarıma yaslan sinemde uyu
Hep sen ol yanımda yanı başımda (s. 98)
Duygu, heyecan ve coşku yüklü mısralarıyla sanat dünyasının yakından tanıdığı bir isim olan Hikmet Elitaş, 10 Şubat 1966 tarihinde Karaman’a bağlı Göztepe köyünde dünyaya gelir. Edebiyat tarihlerinin “âşık” şeklinde takdim ettiği Elitaş[1], beş çocuklu bir ailenin son çocuğudur. Genç yaşta babasını ve ağabeyini kaybeden şair, ailenin geçim yükünü omuzlamak durumunda kalır. Onu derinden etkileyen bu elim hadise, şiirle buluşmasına da vesile olur. Duygularını kafiyeli ve ölçülü biçimde dile getirmeye başlayan genç kalem, tutulduğu sevdayla birlikte coşkun bir ırmağa döner. O günlerde bir saz satın alır; ulaşabildiği ses kayıtlarını, radyoyu, televizyonu dinleyerek saz çalmayı öğrenir. 1989 yılına gelindiğinde takip edilen, sözü dinlenen bir âşık olur. Mahlas olarak önce Elitaş’ı, sonra Hikmetî’yi kullanır. İlk ödülünü 1992 yılında kazanan sanatçı, eserleriyle çok sayıda ödüle layık görülür.
Şiirleri Türk Edebiyatı, Yüzakı, Kümbet, Vezin, Akpınar, Çağrı, Ay Vakti, Çıngı gibi dergilerde yayımlanan Elitaş’ın bazı şiirleri muhtelif bestekârlar tarafından değişik makamlarda bestelenmiş ve TRT repertuvarında yerini almıştır. Şairin bazı şiirleri de yabancı dillere çevrilmiştir. Hâlen Kültür Bakanlığına kayıtlı bir halk şairi olan Elitaş’ın derleme, şiir ve seçki niteliğindeki eserleri şunlardır: Gönlüm Karalar Bağladı (2003), Yunus Emre ve Gönül Diliyle Karaman (2006), Anadolu Âşıkları: Antoloji 1 (2007), Anadolu Âşıkları: Antoloji 2 (2009) ve Sabır Yetmez Bu Hasrete (2022).
Sade bir dili tercih eden Elitaş’ın şiirleri genellikle heceyledir. Son yıllarda aruzu denediği de olmuştur. Aşk, mahallî motifler, millî değerler, vatan sevgisi, sıla, özlem, insanlık gibi temalarla örülen bu şiirlerde pek çok âşıkta görmeye alışık olduğumuz toplumsal sorunlar da göze çarpar.
Sabır Yetmez Bu Hasrete (Çimke Yayınları, 2022, 175. s.) isimli kitap, şairin beşinci eseri. İçinde 134 şiir var. Kitaba şiir ve şaire dair görüşleriyle başlayan Elitaş’ın, “poetika” mahiyetindeki şu sözleri dikkat çekici: “Şiir çeşitli yorumlamalara uygun bir genişlik ve kapsama sahip olmalı, şiiri her okuyan ona kendi yaşamını, anlamını yükleyebilmeli ve böylece şiir, şairle insanlar arasında ortak bir duygu dili olma durumunu elde edebilmelidir.” (s. 9) Takip eden sayfada dile getirdiği şu cümlelerse hem kişiliğini hem de edebiyat vadisindeki mütevazı duruşunu göstermesi bakımından önemli: “Bu çalışmamdan önce de kitaplarım yayınlandı ama bu kitabımın sevinci ve heyecanını bir başka yaşadım, yaşamaktayım. Arzum okuyacağınız her şiirimin içinizi kıpırdatması, sizleri güzelliklere götürmesidir. Ama biliyor ve farkındayım. O şiiri hâlâ yazamadım.”
Kitap üç bölümden meydana geliyor: Birinci bölümde 111, ikinci bölümde 16, üçüncü bölümde ise 7 şiir var. Kitaba adını veren şiir, ilk bölümde yer alıyor. Genellikle 8 ve 11’li hece ölçüsüyle söylenen şiirlerde samimiyet, doğallık ve yerel motifler öne çıkıyor.
Kitaptaki kimi şiirler, muhtevası bakımından ayrıca dikkati çekici. “Şiir” (s. 47) bunlardan biri. Bu satırlar; şiirin kendi hayatında edindiği yeri, şiire bakışını, şiirle olan ünsiyetini sergilemesi bakımından son derece anlamlı. Bütün bunları özetleyen şu dizeler âdeta vasiyeti gibidir:
Hikmetî söz pazarına
Borç kılınmış üzerime
Yazılmazsa mezarıma
En büyük zulümdür şiir (s. 47)
Şiirlerin bölümlere hangi ölçüte göre alındığını gösteren bir açıklama kitapta bulunmuyor. Bununla birlikte Birinci Bölüm’de yer alan şiirlerin çoğunun lirik manzumelerden oluştuğu göze çarpıyor. İkinci Bölüm’deki eserlerin, tarihî şahsiyet ve konuları işleyen eserlerden meydana geldiği, son kısmın ise memleketi olan Karaman temalı metinlere tahsis edildiği görülüyor.
Elitaş’ın hayatında ve şiir dünyasında özel bir yer ayırdığı şahsiyetlerden biri de Yunus Emre. “Yunus’a Götürsün”, “Bir Gördü Yunus”, “Bizim Yunus”, “Bilmez Yunus’u”, “Ben Yunusum” isimli eserler, şairin bu gönül erine olan sevgisini, hasretini dile getiren örneklerden birkaçı. Yer yer Mevlana, Ahmet Yesevi, Karamanoğlu Mehmet Bey, Atatürk gibi tarihî ve edebî şahsiyetlerin de adını anan şair, kültür ve medeniyet dünyamızın önemli kişilerini okurlarla buluşturmayı hedefliyor.
Şiirlerini sade bir dille yazan Elitaş, mısralarda “od” gibi arkaik kelimelere (hasret odu, aşk odu gibi) ve “-dıksıra” gibi mahallî ek ve söyleyişlere de yer veriyor (yıllar yılları kovaladıksıra gibi). Ancak bu söz ve söyleyişlerin, eseri ve sanatçıyı “mahallî” olarak değerlendirmeye yol açacak yoğunlukta olmadığı bilinmeli.
Hemen her yayında olduğu gibi, bu şiirler manzumesinde de gözden kaçtığını düşündüğümüz birtakım noktalama ve yazım kusurları bulunuyor. Eldeki eser bir şiir kitabı olduğu için söz konusu yazımlar ve noktalama tercihleri şairin tasarrufu olarak düşünülebilir. Ancak karşılaşılan örnekler dikkatle incelendiğinde bunların üslup hususiyeti olmadığı anlaşılıyor. Mesela bazı metinlerde “t” ile yazılan “da, de” bağlacı dikkat çekici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. “Gel” başlıklı şiirdeki (s. 48) şu yazımlar, bunun örnekleri: “Dök te gel, bak ta gel, çek te gel, yak ta gel, çak ta gel”.
Düzeltme işareti de kullanımında yanlışlıkların, birden fazla yazımların göze çarptığı bir işaret. “Hal, kağıt, rüzgar; Larende, Yunus” gibi kelimeler, şiirlerde ikili yazılışa sahip örnekler. Şapkasız yazılması gereken “aşk, Hak, selam” kelimelerinin de bazı dizelerde düzeltme işaretiyle yazıldığı görülüyor.
Özel isimlerin yazılışında kimi örneklerde kelimenin ilk harfinin küçük harfle verildiği kelimelerle karşılaşılıyor. (toroslar, s. 27 gibi) bunun bir örneği. Yine özel isimlere getirilen çekim eklerinin kesme işaretiyle ayrılmadığı görülüyor (Çine, s. 148 gibi)
Bu ve buna benzer hataların nazarlık kabilinden olduğunu, şiirlerin ve kitabın değerine asla gölge düşürmeyeceğini, bundan sonraki baskılarda da düzeltileceğini düşünüyoruz.
Memleketi Karaman’ı çok seven, şiirlerinde bu şehre özel bir yer tahsis eden Hikmet Elitaş mütevazı bir ırmak gibi akmaya devam ediyor. Bir şiirinde
Yürüdüm değişti sevdamın seyri
Yürüdüm ben vardım benden içeri
Yürüdüm ta bezm-i âlemden beri
Kâinatı baştan sona yürüdüm
Yürüdüm gönlümü kılavuz edip
Yürüdüm sevdadan aşktan söz edip
Yürüdüm nizam-ı Hakk’ı gözetip
Çemberinde döne döne yürüdüm
diyen şair, sözüyle edebiyat dünyasındaki yolculuğuna devam ediyor. Kendisine çıktığı bu seyahatte sıhhat, afiyet ve bereketli bir ömür diliyoruz.
Yorumlar
Kalan Karakter: