Karaman'ın Eski Sözleri ve Deyişleri - 1
Reklam
Reklam
Hasan Baran

Hasan Baran

Karaman'ın Eski Sözleri ve Deyişleri - 1

21 Eylül 2020 - 12:41

Bu sözlerin çoğu benim çocukken Karaman’da duyduğum sözler ve ben bir Karamanlı olarak bunları yazmadan edemedim efendim. Birde eski Karamanlılar ‘e’ yi ‘i’ olarak ‘k’ yi de ‘g’ olarak kullanıyorlardı.

Örneğin: Kardeşim yerine ‘Gardaşım’ 

‘Ne yapacaksın’ yerine ‘nörecen – nidecen’ derlerdi. 

Kültürel geçmişimizi yaşatmak ve anmak gayretiyle yazdım derledim bunları, tüm Karaman halkına selam ve saygılarımla armağan ediyorum efendim.

KARDEŞİNİZ KARAMANLI YAZAR HASAN BARAN

A

Abdal avradı gibi sokak sokak gezer.

Abdalın eşeği kaçmış da keşkem de keşkem demiş.

Adamakla mal mı tükenir.

Allah'dan gorkmayan daşınan demir.

Açlığılan tokluğun arası yarım ekmek.

At yedi günde, it yediği günde belli eder.

Ağır kazan çabuk kaynamaz.

Ağır ol da kâmil desinler.

Ağızdan burun yakın, kardaştan karın yakın.

Ağzı açık ayran delisi

Ağlayak da gözden mi olak?

Ağrısız baş mezar da gerek.

Akçe bulsam çıkı yok.

Akılsız köpeği yol kocatır.

Adı çıktı dokuza, inmez sekize.

Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar.

Alacağın bir iğne, çeliğin okkasına orantıya vurursun.

Alma mazlumun ahini, gökten indirir şahini.

Allah yaz gününün gündüzünü uzatmış bitmeyen işler bitsin diye, Kış gününün gecelerini uzatmış, bitmeyen ömürler bitsin diye.

Allah sana son gürlüğü versin.

Allahım dipte yatırıp kapıya baktırmasın.

Allah şaşırttı mı dayıya hala dedirtirirmiş,

Al kaşağıyı gir ahıra, yağır olan gocunsun.

Al elmaya taş atan çok olur.

Aş daşdı, avrat şaşdı.

At elin, torban emanet, senin dahdahan var.

Ayağı dokunmadık taş, başa gelmedik iş olmaz.

Ayağın sığmayacağı yere, baş sokulmaz.

Az yaşa, uz yaşa akıbet gelecek başa.

Arap eli öpmekle dudak kararmaz.

Arsızın ar nesine; gömleği uzun yar nesine.

Ar namus tertemiz.

Armudu sapıyla, üzümü çöpüyle, pekmezi küpüyle.

Asıl azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, aslı ayrandır.

At elin, torban emanet, senin dahdahan var.

Atlar ölür, itler bayram eder.

Attığım taş dilediğim kuşu vurmadı.

Ava tazısız giden tavşansız döner.

Avrat tuz der, kıçın çiz der.

Ayakların götürdüğü yere giderse baş.

Başı boş, nefsi hoş, sonucu olur telaş.

*

Aaleşme: İkamet etme, oturma

Aba: Abla

Abooo:  Hayret sözü

Accık: Azıcık

Acep: Acaba

Afat: Sel, fırtına gibi doğal felaket

Afili: Oynak, havalı

Ağa: Abi

Ağıl: Koyun barınağı

Ağırmak: Gün aydınlanması, sabah olması

Ağız Birlemek: Anlaşarak aynı şeyleri konuşmak

Ağzı Kalaylı: Havalı, yüksekten atan

Ağzını Bellemek: Bir daha yapmamaya karar vermek

Aha: Bu, şu, o

Ahır Sekisi: Hayvan barınağında tahtadan yapılan seki

Ahretlik: Ahiret kardeşliği.

Al Ha: Nasıl şey, hayret uyandıran ünlem

Alaca Düşmek: Üzümlerin yetmeye yüz tutması

Alaca karanlık: Akşam olmaya başlaması

Alayı: Hepsi

Aferin delisi: Şımarık

Alaz: Hafif yanan ateş

Allah bu günnere gine gavışdırsın: Allah bu günlere tekrar kavuştursun

Alettirik: Elektrik

Alengirli: Gösterişli, tuhaf, acayip, karışık

Algın: Yel çarpması

Allasen: Allah’ını seversen

Alma. Elma

Aluuuf: Hayret edince söylenir

Ana yoo, fazla durmıyacaaz: Anne fazla durmayacağız

Anaa gavurun sipasina: Hayret edilince söylenir

Anaç: Anaç, olgun anlamına da gelir

Anadan Üryan: Çıplak

Agut: Aptallığın simgesi, bir kuş

Anırma: Eşek sesi

Anşa: Ayşe

Arık: Zayıf, çelimsiz

Asik Etek: Avrat, hanım, kadın anlamında

Aş: Yemek

Aşene: Mutfak

Aşam: Akşam

Aşık Atmak: Boy ölçüşmek, kıyaslamak

Aporle: Hoparlör

Avara:  Boş, işsiz

Avgın:  Suyun aktığı kanal, ark

Avrat  Assiye. Asiye hanım

Avuçlamak:  Elle kavramak

Avur Zuvur:  Meyve artıkları

Avurt:  Ağzın yan boşlukları ( avurdunu şişirme )

Avurtlamak:  Ağız dolusu, kabaca yemek

Ayağına Tez:  İşi çabuk yapan, becerikli kimse

Ayak Yolu:  Tuvalet, helâ

Ayarsız:  Dengesiz adam

Aylak: Bedava, avare

Azık: Yolcu yemeği

Azıtmak: Yolunu şaşırmak, yanlış yere yöneltmek

Azıcık öte yanda dur: Biraz öteye git

B

Babamın evi uzak olsa övünmesi kolay olsa.

Başındaki fese bak, girdiği kümese bak.

Başkasının omuzundan tüfek atar.

Bizim evde yer içer. Kendilerinde güler geçer.

Bağı gör, üzüm olsun, üzüm yemeye yüzün olsun.

Boş gezenin ocağı yanmaz.

Babam bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım.

Baba mirası yanan mum gibidir.

Babası ölen bey, anası ölen kadın olur.

Bağ dua değil, çapa ister.

Bağ bağda, dağ dağda; tava delik, iş yağda.

Baht olmayınca başta, ne kuruda biter, ne de yaşta.

Bak gari şona: Bak şuna

Bakkal ölenin borcunu diriye ödettirir

Başı erine göre bağlar, aşı tencereye göre kaynar.

Başına uymayan takkeye kafa yorar.

Başındaki fese bak, girdiği kümese bak.

Başkasının omuzundan tüfek atar.

Bayramda takılamayan tüfeğin kulpu kırılsın.

Ben hadımım dirimde, o, oğlun uşağın gaç dir.

Beş kuruşluk fener o kadar yanar.

Bir yerim diyenden, bir de yemem diyenden kork.

Bir dostum var, birde gara posdum var.

Bizim evde yer içer. Kendilerinde güler geçer.

Boyunca bulursun da huyunca bulamazsın.

Bir nalına vurur, bir mıhına.

Bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp geçelim.

Büyük lokma ye, büyük söyleme.

Boş ite, menzil olmaz.

Boş boğazı ateşe atmışlar da odun yaş diye bağırmış.

Böyle duanın, böyle âmini olur.

**

Baas:  Bahis, şans oyunu

Babal:  Vebal, günah

Babal-ı boynuna: Vebali üstüne

Bacı:  Abla, büyük kız kardeş

Baha:  Fiyat, ücret

Balcan:  Patlıcan

Bannak:  Parmak

Baş Bıçağı:  Ustura

Başı Kurtulmak:  Kadının sağlıklı doğum yapması

Başını Bağlamak:  Nişanlamak, söz kesmek, evermek

Başını Yetirmek:  Eksiğini tamamlamak

Bayaktan:  Az önce, deminden

Bayır:  Yokuş

Bayramcalık:  Bayramlık giysileri

Baytar: Veteriner

Becek:  Köşe

Bışgı: Testere

Bıyıl: Bu sene

Bi geliver hele: Hele bir gel

Bidane: Bir tane

Bilader: Erkek kardeş

Binit: Binilecek at, eşek, her türlü araba

Bişi: Tava içi pişirilen bazlama

Bi şiy itmez dime: Bir şey olmaz deme

Biyaz: Beyaz

Boğür: Vücudun yarı kısmı

Bonker: Cömert

Bostan: Kavun, karpuz vb.yetişen yer

Boyunbağı: Boyuna bağlanan ince kumaş

Boyunduruk: Öküzün boynuna takılan aracı

Boz: Nadas yapılmamış, sürülmemiş tarla

Böcü: Böcek

Böcük: Küçük hayvan, haşarat

Buba: Baba

Bucaklık: Raf

Buğuz: Kin, garaz

Bukağı: Atların ayaklarına vurulan bir çeşit kelepçe

Bulama: Un çorbası

Bulguru Diri: İşleri yolunda

Bunak: Çok yaşlı, ne dediğinden haberi olmayan

Burnundan Fitilemek: Çok kızgın

Buynuz: Boynuz

Bülüç: Civciv

C

Can sefadan da usanır, cefadan da.

Cennete gitse, fidan kırar; cehenneme gitse kazan deler.

*

Cahal: Cahil

Camız: Manda

Canı Ağır: Aldırışsız

Canı Tez: Aceleci

Cascavlak: Tüysüz, örtüsüz, soyulmuş şekilde

Cazı: Cadı

Cenderme: Jandarma

Cerahat: İrin

Cereme. Başksının yerine ceza çekme

Ceryan: Elektrik

Cıbılamak: Suda yüzmek

Cılk: Bozulmş, kokuşmuş yumurta

Cımbıldama: Oynaklık etmek

Cıncık: Misket, cam parçası, porselenden yapılmış eşya

Cıngar Çıkarmak: Kavgaya neden olmak

Cıngırdak: Çocuk oyuncağı

Cınnaklamak: Tırmalamak

Cırmalamak: Tırmalamak

Cırcır: fermuar

Cıvıtmak: işi sulandırmak

Cıvladı. Çok hızlı gitti

Cilet. Jilet

Cimcik atmak: İki pamakla eti kıstırmak

Cimcime: Zaı, cılız

Culuk: Hindi

Cumburcomaat: Toplu, hepsi

Cuvara: Sigara

Cücük: Civciv

Devam edecek…

Bu yazı 4232 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum