Mehmet Bey heykeline ne yapmalı?
Reklam
Reklam
Yusuf Yıldırım

Yusuf Yıldırım

Mehmet Bey heykeline ne yapmalı?

04 Kasım 2019 - 13:03

Sulu Park, kampüs, Otogar, derken şimdi yeni yerinde.

Mehmet Bey heykelinin gezisi sürüyor.

Nereye konursa konsun draması bitmiyor, ancak.

Mehmet Bey heykelinin yapılış öyküsünü bir bilen anlatsa. 1990'ların başında sulu parka konulduğunu biliyorum. 15 sene kadar orada durdu.

Daha sonra ortalıktan kayboldu.

Yerelden kimse Mehmet Bey heykeline ve fermana eleştirel bakmadı ya da bakamadı.

Ancak ulusalda bazı şair ve yazarlar özellikle ferman metnine yüklendiler. Dalga geçtiler, güldüler, eğlendiler. Sözde Türkçeye, Türk diline sahip çıkan Karaman; Türkçe Fermanı'nda bir çocuğun yapmayacağı hatalar yapmıştı. Durum eki “de/da”nın ayrı yazıldığı nerede görülmüş, mesela! Şapkalı “âéyı dergâha bargâha koydun da neden divâna ve meydâna koymadın. Divân da meydân da Arapça. Ve ikinci “a”lar uzun. Koyan koymuş; koymayan koymamış, bildiği bu kadarmış deyip geçebilirsin. Ama elin oğlu da senin notunu verir geçer.

Birkaç aydır otogar tarafında da görülmeyen Mehmet Bey heykeli şimdi Türk Dil Parkı’nın girişinde ziyaretçileri gözlüyor. Fermana kısmen düzeltme yapılmış. Ancak yeni bir şey yok ortada. Kelime sonundaki durum eki "de/da" yı birleştirmek ne günü kurtarıyor ne de heykeli.

Gelelim heykelin kendisine.

Okuyalım onu!

Hani demişler ya, vizyonunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. İşte öyle bir şey. Tamamen hayal ürünü tasarımla bu heykel, bu yazımla bu dizgiyle bu yazı fontuyla bu ferman Karaman'ın Türkçeye nasıl sahiplendiğini ve nasıl sahiplenebileceğine en büyük gösterge.

Ben akşam bilgisayar başında beş dakika uğraştım yeni ferman nasıl olmalı diye. Şöyle yakışıklıca kenar boşluğu verdim, fermana. Metni yeni baştan dizdim. Eski Avrupa’da olduğu gibi kaligrafik bir font denedim. Kenar boşlukları, dizgisine bir el attım.

Mehmet Bey’e de bir el atmalı artık. Çiftlik kahyalarının giydiği çizmelerden de kurtarılmalı. Üzerindeki pardösüyü çıkarıp atasım geliyor. Şimdi Mehmet Bey kızıyordur, nerde benim kaftanım diye! Ya içindeki kuşağa ne demeli. İhtiyar dede mi sandın sen onu! Bu şalvarı hiçbir zaman giyen olmadı bu civarda. Biraz fazla Tarkan çizgi romanı mı okumuşuz ne? Gözlerim daha fazla görmek istemiyor. Eğer Mehmet Bey başındaki miğfer ile bir komutan ise alt tarafı niye çobandı?

Mehmet Bey yeniden tasarlanmalı. Hem de 13. yydaki insan tipleri giyimleri, techizatları somut biçimde ortada artık. Kaynaklarda bol bol o dönemin insan modelleri hem de gerçeğinden sayısızca var. Önce Esik Kurganı’ndan çıkan altın elbiseli adamı bir incelemek gerek. Sonra Selçuk el yazmalarındaki tüm minyatürler, askerler, sultanlar, bürokratlar tek tek incelenmeli. Bakın nasıl muazzam bir Mehmet Bey çıkacak, ortaya.



Bu yazı 702 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum