Kel Osman'ın Yılmaz
Reklam
Reklam
Yusuf Yıldırım

Yusuf Yıldırım

Kel Osman'ın Yılmaz

14 Ocak 2020 - 10:01

Sen Kel Osman’ı nereden biliyorsun! Daha ilk soruda bu şaşkınlık gelmişti! Doğru ya, ne sebze pazarı kalmıştı ne de sebze pazarıyla adı bütünleşmiş Kel Osman. Ama ben 2013’teki röportajıma altı ay hazırlanmış, Yılmaz Babaoğlu hakkında bilmem gereken ne varsa öğrenmiştim.

Sorularıma verdiği cevaplardan ve cevap verme biçiminden Yılmaz Babaoğlu’nun ne kadar büyük bir insan olduğunu bizzat tecrübe etmiştim. Sadece diline değil duruşuna, bakışına, davranışına yansıyan o özgüveni ve rahatlığı hiç unutamıyorum. İleri görüşlülük ve kararlılık yüklü her bir cümlesi aynı zamanda umut doluydu! Hele “Ben tıptan sağlıktan anlamam ama bir hastane kurup birçok doktoru istihdam edip hastaneyi işletirim.” sözü onun işletmecilik ve yöneticilikte ustalık ötesi sanatkarane birikime sahip olduğunu gösteriyordu.

Ne kadar para kazandığını en yakınına bile söyleme, bir gün gelir yan bakar, ifadesi hayat felsefesinin mihenk taşlarındandır. İlkokuldan sonra okumasını istemeyen baba Osman Babaoğlu’nun ona sebze pazarındaki bakkaliyeyi teslim etmesi, ilerideki büyük iş hayatı kapılarının ardına kadar açılması anlamına geliyordu. Henüz on iki yaşında olmasına rağmen Yılmaz Babaoğlu, bakkaliyeyi sabah erkenden açmayı kendine prensip edindi. Dört elle sarıldığı bakkaliyede kazandığı paralar, yakın çevresinde bile kıskançlığa sebep olur.

80’lerde kendini aşmış, 2000’lerde tamamen kurumsallaşmış bir şirket olan BİFA’nın geldiği nokta; Yılmaz Babaoğlu’nun 1968’deki ortaklığa giriş şartında gizlidir. 1958 yılında kurulan BİFA’ya 1968 yılında ortak olan Yılmaz Babaoğlu diğer ortaklara tek bir şart koşar. O da yönetime kimsenin karışmaması. Henüz 34’ünde iken kendisinden kat kat büyük ve burnundan kıl aldırmayan diğer ortaklara bu şartı kabul ettirmek ustaca bir ilişki yöntemi olduğu kadar dik duruşun göstergesidir.

Eğitim sektörüne girmesinin asıl sebebi sorusuna verdiği cevap herkesi derinden düşündürecek niteliktedir. BİFA’nın önünden çıplak ve çantasız okula giden çocuklar, vicdanında insanı öne çıkarıp parayı ötelemesine vesile olur. Bu farkındalıkla üç okul bir cami yaptırarak gönüllerde ölümsüzleşir.

Kendi insanımızı kendi çatımız altında yetiştirmek diye belirtir özel okul açma amacını. Karaman’da o zamanlar bir özel okul açmanın risk olduğunu ve bu riski nasıl göze aldığına dair soruya, ben özel okulu karlılık amacıyla açmadım ki diye yüce bir düşünceyle vurgular.

Yılmaz Babaoğlu o kadar güce ve varlığa karşın bir halk adamı idi. Alçakgönüllü idi. Hemen hemen her gün ikindinleri çarşıya çıkardı, yakın çevresiyle. I. İstasyon, Aktekke Çay Bahçesi ve İsmet Paşa, Canbaz Gazi Parkı uğrak yeri idi. Buralarda bir yandan çayını yudumlar bir yandan da yanına uğrayanlara güler yüzünü eksik etmezdi. 

2013’teki röportaj sorularım, Yılmaz abide silinmez bir iz bırakmış olmalı ki her karşılaşmamızda bana da “gazeteci çocuk” derdi. Devamında da büyük bir haz ile eskileri konuşurdu benimle. 

Yılmaz Babaoğlu demek tam da Sakıp Sabancı demektir. Sevecen, insancıl, hoş sohbetiyle Babaoğlu’nu gör Sabancı’yı arama. Kendisini geliştirmek ve dünyayı tanımak adına her ikisi de çok gezmiş. Dünyaya ve hayata insan merkezli bakabilmede Babaoğlu da Sabancı gibi modeldi. Babaoğlu çok iyi biliyordu ki, asıl itibar manevi değerlerdeydi. İnsana, kültüre yapılan yatırımların sürekliliği ve karşılığı vardı. Çok paranın getirdiği göreceli güçtü ama asla itibar değildi. Bir çırpıda 15.000 kitabı okullarda dağıtması hep insan odaklı bakışa sahip olmasındandır. 

Babaoğlu’nun çok az hissedilen bir özelliği de aynı zamanda bir liderdi. Çalışanları onun emaneti idi ve onlara iş buyurmanın ötesinde vizyon yüklerdi. Bunu da çok konuşarak,  anlatarak ya da çok kural belirleyerek yapmadı. Onlarla aynı masada yemek yemesi, bayramlarda harçlık vermesi, giyim ve gıda yardımları çalışanda haddinden fazla Babaoğlu saygısı oluşturuyor, BİFA aidiyetini de arttırıyordu. Çarşı pazarda dolaşırken ve sohbet ederken insanlara umut dolu ve erdemli konuşmalar yapması; geleceğin toplumunu inşa etmede onun kendisine bir rol üstlendiğini gösteriyordu.

Babaoğlu da yaşarken ölümsüzleşenlerdendir. Sabancı’nın ikizi dedik ya. O da Sabancı gibi biyografisini hazırlattı. 2008’de Raşit Keskin tarafından hazırlanan ve Çizgi Yayınevinden çıkan Yılmaz Babaoğlu adlı biyografi kitabı Babaoğlu’nu tüm yönleriyle anlatmaya ve tanıtmayı amaçlamıştır.

2018’deki ağır hastalığı sonun bir habercisi gibiydi. Ameliyatlarla tekrar ayağa kalktı. Kısmı hafıza kaybı oldu. Eskisi kadar olmasa da tekrar sağlığına kavuştu. Yine I. İstasyon’da ve civarda gezdirildi, dinlendirildi. İlk karşılaşmamızda çok merak ettiğim; beni gazeteci çocuk olarak hatırlayabilecek miydi? Uzun bir bakış sonrası dilinden dökülen “gazeteci çocuk” kelimeleri benim için dünyalara değişilmez bir mutluluktu. 

Kendisiyle son röportaj Ahmet Tek abiye nasip oldu. 15 Kasım gibi Karaman’a gelen Ahmet Tek, Ankara Karamanlılar Derneğinin yayını Başkentte Karaman dergisi için uzun zamandır düşündüğü Yılmaz Babaoğlu röportajını yaptı. Bu röportaj Başkentte Karaman dergisinin üçüncü sayısında yayınlanacak. Dergi 20 Ocak’a kadar baskıya girmiş olacak.

Böyle uzun süre gider, Yılmaz abiyi hep görürüz derken Konya’da yoğun bakıma alındığını duyduk. 27 Aralık’ta oğlu Necati Babaoğlu Bey’i arayıp durumunu sorduğumda İnşallah taburcu olmasını bekliyoruz, karşılığını verdi. Oysa bu dilek iyi niyetten öte değilmiş. Ve kaçılmaz son bugün 13 Ocak’ta geldi ve işçilerin babası, halk adamı, patron, iş adamı lider ve hepsinden önce insan Yılmaz Babaoğlu’nu aramızdan aldı götürdü. 

O röportajın başında Babaoğlu son derece kararlı biçimde “Bana siyaset sorma, bana aile hayatımı sorma”, demişti. Oysa ben sadece Babaoğlu ile eğitim üzerine röportaj yapmaya gelmiştim. Röportaj bittiğinde Babaoğlu hem 60’lardaki ideolojik dünyasını hem de özel hayatını güzelce ve kendiliğinden anlattı.

Kendisini anlatmaya sayfalar yetmez. Bu yazıda gözlemlediğim birkaç önemli özelliğini vurgulamak istedim. Allah gani gani rahmet etsin Kel Osman’ın Yılmaz’a, şehrin Yılmaz abisine!


Bu yazı 18625 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Şevki Tamaç
    2 ay önce
    Sayın Yılmaz Babaoğlu vefatınızdan büyük bir üzüntü duyduğumu dile getirmek istedim. Ankara Çankaya Hastanesi'nde bize karşı o yaklaşımınızdan göstermiş olduğunuz ilgi ve alakanızdan duyduğum memnuniyeti mi asla ve asla unutamadım.keşke herkes sizin gibi mütevazi olabilseydi. bu gün kabriniz başında duamı yaptım. Allah'ım mekanızı cennet eylesin. Sayın Necati Babaoğlu başta olmak üzere tüm geride kalanlarınıza sabır versin inşallah.
  • Süleyman levent
    2 ay önce
    Allah tahsilatını affedsin
  • Nevzat Dağlı
    2 ay önce
    Sayın Yusuf Yıldırım, merhum Yılmaz Babaoğlu'nu çok güzel anlatmışsınız. Bu değerlendirmenizin Karamanlı iş insanlarına esin kaynağı olması dilerim. Ben sayın Babaoğlu ile hiç karşılaşmadım, başarılarını dostum Remzi Tartan'an dinlemiştim. Karaman'ı ve Karamanlıları sevdiği için ona saygı duydum, sevgi besledim. Allah rahmet eylesin.