Devleti Esirgemek
Reklam
Reklam
Osman Nuri Koçak

Osman Nuri Koçak

Devleti Esirgemek

20 Şubat 2020 - 14:32

Ezelden beri Türk siyasetinin kanseri, iktidarı eline alanın kendisini, devletin ve milletin mutlak egemeni zannetmesidir.

Bu nedenledir ki;

Bütün kamu çalışanlarını kendi hizmet ve himmetine amade hale getirmek ister.

Hukukun kendi emelleri dışında ve tüm insanlığı kapsayan görevlerinin olduğuna akılları bir türlü ermez.

Eğitim ise onun bin yıllık egemenliğini sürdürecek şekilde kurgulanmalıdır.

Hatta bu durumu öylesine içselleştiren siyasetçiler vardır ki, “Benim valim, benim belediye başkanım, benim il müdürüm, benim genel müdürüm, benim bakanım” demeyi ve onların sahibi gibi davranmayı kendilerinde hak görürler. Kaybettikleri belediyeleri bir türlü içlerine sindiremezler ve onları çalışmaz hale getirip halkın gözünden düşürmeye çabalarlar.

Hâlbuki siyasetçiler gelir gider, “benim” diye tapulu malları zannettikleri kurumlar ve kurum çalışanları kalıcıdırlar. Çünkü asıl devlet onlardır. Elbette hükümetler devletin nasıl yönetileceğinin asli planlayıcılarıdırlar ama sahibi değillerdir. 

Öteden beri bu hastalık sürer gider de, son zamanlarda bu işler fütursuzca ve kör göze değnek misali yapılır oldu. Böylesi konuları ayakaltında konuşmak, devlete açık müdahale görünümünden sakınmak, udlanmak falan vardı çoğu zaman.

Bürokrasinin nasıl şekilleneceği il başkanından sorulur. O bilir.

Nereye hangi yatırımlar yapılacağına il başkanlığı karar verir. Yapılan işlerin kamuoyuna açıklanmasını il başkanı yapar. Basın başta olmak üzere her platformda devlet yatırımlarını kendilerine mal ederek bu işlerinpropagandasını yaparlar.

İlin hem valisi hem de vasisi gibi davranırlar. Bu tutumları ile devletin bünyesinde ne büyük hasarlar açtıklarını sanıyorum bilmiyorlar.

Şayet kamuoyuna açıklanması gereken yatırımlar, hizmetler var ise bunu ya Vali yapar ya da onun izin verdiği veya konu ile görevlendirdiği İl Müdürleri yaparlar. Hizmetin gelmesi için arka planda yapılan siyasi çalışmaları zaten kamuoyu bilir ve takdir de eder.

Ama siz devleti önemsiz hale getirecek tutumlarda, yani, parti devleti gibi davranmakta ısrar ederseniz zannettiğinizin tersine, hizmetlerinizin karşılığı ödül değil öfke olarak size geri döner. Türk Demokrasisi sizin sandığınız kadar korumasız değildir. Halk yapılanları bilir, görür, sağduyu süzgecinden geçirir ve hükmünü verir.  Toplum partiler şeklinde nasıl ayrışırlarsa ayrışsınlar, devleti hep birlikte sahiplenmeli ve esirgemelidirler. Peki, böyle olursa ne olur? Bazı kesimler devletin kendilerini temsil etmediğini düşünmeye başlarlar ve orada kabak çömlek patlar. Devlet uzlaşmaz çatışmaların hesaplaşma meydanı değildir. Devleti günübirlik siyasi çekişmelerde bir tarafın sopası haline getirerek başkalarını dövme aracı haline getirdiğimiz zaman ülke kazanamaz. İktidar dışı kalan kesimler devletin kendilerine sahabetini gördükleri zaman iktidar da, ülke de kazanır.

Devlet, tüm topluma aittir ve millet onun adalet şemsiyesine güvenmelidir.

Son günlerde sıcak tartışması yapılan Millet Bahçesi sorunu bu acı gerçeği bir kez daha görmemizi sağladı. Belediye Başkanı ile uzlaşma aramadan, bilimsel olarak analizi yapılmadan tepeden inme bir tavır ile Aktekke çevresi Millet Bahçesi yapılacak deniliyor. Her zaman olduğu gibi, gene valiliği hiçe sayıp konuyu kamuoyuna bizzat İl Başkanının taşıması, tartışmanın gereksiz olarak alevlenmesine sebep oluyor.

Ben işin bilimsel yönünü bilemem. Ama “uygun değil” görüşü ciddi olarak ağırlıkta gibi görünüyor. Böyle bir yol izlemek yerine, önceden Belediye Başkanı, Kent Mühendisleri, Karaman İmar Planı Müellifi, bazı STK’ lar ve kamu önderleri ile ön toplantılar yapılarak Millet Bahçesinin yeri belirlenme yoluna gidilse ve bu toplantılara Valilik öncülük ve sözcülük etse daha iyi olmaz mıydı?  

“Yok efendim! O zaman bizim propaganda ayağı ne olacak” diye düşünüyorsanız, doğru düşünmüyorsunuz demektir. Önerdiğimiz formatta bir süreç takip edilmiş olsaydı, ister istemez iktidar partisinin icra gücü nedeniyle sizin öncülüğünüz kaçınılmaz olacak, herkesi size bakacak ama karar doğru ve tartışmasız olacaktı. Şimdi ise kamuoyu ve belediye ile çatışma içine girildiği için bizi salim bir süreç beklemiyor.

Uzun yıllardır tanıdığım, liyakatine ve insani hasletlerine güvendiğim sayın il başkanının bir süredir sürdürdüğü tutumunu biraz hayret ve biraz da üzüntü ile izliyorum.

Haddimizi aşmış olarak telakki edilmez isek, merkezi devlet ile belediyenin çekişme içinde olduğu bir belde, beklenilen ve özlenilen gelişmeyi sağlayamaz. Bunun normalleşmesini sağlamak iktidar partisine düşer. Biz gördüklerimizi ve halkın beklentilerini yazarız. Değerlendirmek kimlere düşerse onlar da vaziyetin gereğini yapmalıdırlar diye düşünüyorum.

Devleti esirgeyelim, bir çok sorun kendiliğinden çözülür.

Bu yazı 3595 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum