ERMENEK'TE HEM DOĞAN HEM BATAN GÜNEŞ!
Reklam
Reklam
MİSAFİR YAZAR

MİSAFİR YAZAR

ERMENEK'TE HEM DOĞAN HEM BATAN GÜNEŞ!

19 Ekim 2018 - 15:27

MÜKREMİN KIZILCA

Moğollardan kaçarak Asya’dan gelen son atlılar Azerbaycan üzerinden Anadolu’ya girdiklerinde 13. yüz yıl başlamıştı.

Konya merkezli, Anadolu Selçuklu Devleti en iyi günlerini yaşıyor 1243 yılında Köse dağ bozgununun arifesinde Azerbaycan’dan Sivas’a giriş yapan Nure Sofi liderliğindeki kalabalık Türkmen obaları Baba İlyas’a katılarak bu savaşta yer alıyorlardı.

Son giren atlıları arkadan kovalayan Moğol çapulcuları Selçuklu imparatorluğunu ortadan kaldırmaya veya metbuları olmaya kararlıydı.

“Karamanlı tarihçisi Şikârî’ye göre  Karamanlılar’ın ataları Moğol istilâsı üzerine Sivas yöresine gelmişler, Baba İshak’ın isyanına katıldıktan sonra Ermenek-Mut yöresine yerleşmişlerdir. Bu yöre ile Silifke, Gülnar ve Anamur bölgesi, I. Alâeddin Keykubad zamanında Kamerüddin Bey tarafından ele geçirilmiştir (622/1225). Selçuklu Devletinin II. İzzeddin Keykâvus ile IV. Kılıcarslan arasında taksim edilmesi ve daha sonra iki kardeş arasındaki taht mücadeleleri, sınır bölgelerinde yaşayan Türkmenler’e kayda değer serbestlik ve önem kazandırmış, beyliğe adını veren Karaman Bey de bu durumdan yararlanarak siyasî sahnede görünmüş ve beyliğin temellerini Ermenek’i başkent yaparak atmıştır (654/1256). Anadolu Selçuklu Sultanı IV. Kılıcarslan 659’da (1261) tek başına tahta geçince Karaman’a beylik vermiş, kardeşi Bunsuz’u da emîr-i cândâr tayin etmiştir.” (DİA)

Nure Sofi önce Kamış boğazının 15 km aşağısındaki Adrassos Roma kentini üzerlerine arı oğullarını mancınıklarla atarak ne olduğunu anlamalarına fırsat vermeden fethetti. Ancak siyaseti sevmeyen Nureddin Bey Mut’a bağlı Yalnızca Bağ köyünün Değirmenlik yaylasındaki bugün mütevazı türbesinin de bulunduğu yere inzivaya çekilerek askeri ve mülki yetkilerini oğlu Karaman beye teslim etti.

Ardından Karaman Bey Ermenek’in dillere destan kalesini on binlerce kâfiri yerlere çalarak aldı ve buraya dedelerinin Hazar kıyılarında ait oldukları İç Oğuzlara atfen İç-İl adını verdi.  1256 yılında Ermenek’i başkent yapıp 1473 yılına kadar sürecek olan Karamanoğulları beyliğini kurdu. 1256’da Ermenek kalesinde kurulan beylik 1473 yılında az ilerdeki zirvede yer alan Mennan kalesinde son bulacaktır. *

1300 yani Osmanlı devletinin kurulduğu tarihe kadar Karamanoğulları da rüştünü kanıtlayarak Anadolu’nun en büyük beyliği oldu. Bu arada Selçuklular yıkılmış Marmara taraflarında Oğuzların Kayı boyundan Osmanlılar bir devlet kurmuşlardı.

Karamanoğullarının etrafı Türk beylikleriyle çevriliydi, onlar kâfir olarak ancak Moğollarla savaştılar ve Anadolu’yu tam bir Moğol istilasından kurtardılar. Beylerini verdiler, paşalarını, canlarını verdiler ama Anadolu’yu Moğollara terslim etmediler.

Ama gel gör ki kader iki Türk boyunu hatta aynı boyun, oğuzların iki aşireti olan Kayı ile Avşarları yani Osmanlılar ve Karamanoğullarını 150 yıl sürecek bir savaşın ve bitmeyen bir didişmenin eşiğine getirmiştir.

Osmanlılar Avrupa’da fetihlerle uğraşırken Karamanoğulları onları metbu tanımamakta, Mısır Mumluklularıyla ve Avrupalı Hristiyanlarla gizli ve açık buluşup işbirliği yapıyorlardı. Osmanlılar Venediklilerle boğuşurken soydaşları hâkimiyetleri altındaki Akdeniz sahillerinde onlara liman tahsis ediyordu.

Ermenek’te doğan güneş batıdan Beyşehir’e, doğudan Ereğli’ye, İçel’e, kuzeyden Ankara’ya ve güneyden Akdeniz sahillerine hükmeder hale gelmişti. Ama Moğolların da Anadolu’yu terk etmeleriyle uğraşacak sadece kendi soydaşları kalmıştı. Kısacası iki Oğuz boyu arasında çetin bir mücadele başlamıştı.

Osmanlılar gözlerini Avrupa’ya diktiklerinden doğuya ve arkalarına hiç bakmadılar. Anadolu dışındaki Türk boylarından onlara hiç çelme takan da olmadı çünkü bütün hanlar kendi aralarında boğuşup duruyorlardı. Ancak Karamanoğulları topraklarını genişletmek için Osmanlılardan başka saldıracak devlet bulamıyordu.

Osmanlılar ise Karamanoğullarıyla başta hısımlık ver akrabalık olmak üzere beraberliğin bütün yollarını denediler. Ama Karamanoğulları beyleri “biz de beyiz size neden bağlanalım ki” demeye devam etiler.

Fatih Sultan Mehmet 1453’te İstanbul’u alıp Avrupa kapılarını zorlarken, en zor günde doğudan iki kardeşi, rahat vermiyordu: bunlardan birisi Akkayunlu devleti hakanı Uzun Hasan diğeri de Karamanoğlu’ydu. Bu iki Türk beyi de Venedik cumhuriyeti ve papayla açıktan açığa elçiler ve mektuplaşmalarla Osmanlıyı beraber imha senaryoları hazırlamaya başlamışlardı. **

Sonuçta başaramayıp ikisi de yenildi. Osmanlı devleti bunun üzerine 1473 yılında Ermenek’teki Mennan kalesinde Karamanoğullarına son darbeyi vurup tarihten silince Karamanoğulları güneşi doğduğu yer olan Ermenek’te batıyordu.

Bütün bunlar tarihi gerçekler, benim şahsen bir katkım yok, ancak birbirleriyle savaşan Türk beylerine ve boylarına iki çift lafım var:

Ey benim değerli atalarım!

Size bugün dünyayı terk edişinizin üzerinden beş yüz yıl sonra basit bir soru soruyorum: biz neden böyleyiz?

Bu soruyu size sorduğuma bakmayın, siz ne cevap vermeye ve ne de tedbir almaya kadir değilsiniz şu anda. Bu soruyu zamanımız Türk boylarının liderlerine ve bu boyların ve devletlerin birbirini amansızca yıpratmaya çalışan idareci ve liderlerine soruyorum!

Biz neden böyleyiz?

Haydi, bu soruyu cevaplamaya çalışalım ve gelecek nesillerimize çok güzel tarihler vermek için bütün Türk devletleri ve boyları bir araya gelerek Türk birliğini gerçekleştirelim.

*Yazı başlığı Yazar Mustafa Ertaş’tan esinlenmedir.

** Yılmaz Öztuna Büyük Türkiye Tarihi Ötüken Yayınları

 

Bu yazı 10313 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum