Zekât verecek durumda olanlar, her sene Ramazan ayında vermeniz sizin için iyidir.
Her sene Aralık ayında veya Ocak ayında yani yılbaşında verirseniz her 35 yılda bir senenin zekâtını vermemiş olursunuz.
İbadetlerimizin bir kısmı Güneşin hareketlerine göredir, bir kısmı da Ay’ın hareketlerine göredir.
Mesela bu gün sabah namazını dünkü sabah namazından bir dakika önce kıldık.
Her gün bir dakika yaz ve kışa göre önce veya sonra olur.
Ramazan orucumuzu, ay takvimine göre başlar, yine ay takvimine göre sonlandırırız ama Sahur ve İftar zamanını Güneşe göre ayarlarız.
Yüz yaşında olan bir adam, seksen sene zekâtını güneş takvimine göre verse iki sene zekât vermemiş olur.
Onun için her sene Ramazan ayında vermeniz bu günahtan sizi kurtarır.
Şuna da dikkat ediniz, Ramazan ayında vereceğim diye on bir ay vermezlik yapmayın.
Ramazan ayında yıllık hesabı kapatın ama hesabı kapattıktan hemen sonra o günden itibaren gelecek senenin ve senelerin zekâtından fakirlere haklarını önceden verebilirsiniz.
Sene içinde verdiklerinizi yazarsanız, Ramazan ayında verilenlerin değil, kalanların zekâtını verirsiniz.
Bazı Müslümanlar, çek veriyorlarmış.
Bazı dernek veya vakıflarımız da “Hiç yoktan iyidir” diyerek alıyorlarmış.
Ramazan ayında hesap yapıp Zekât diye ayırdığınız o rakamı üç aylık, aylık veya bir senelik gibi uzak tarihlerle verirseniz fakirin malını üç, altı ve bir sene geciktirmiş olursunuz.
Zekât sizin malınız değildir.
Rabbimiz, zenginlerin malında fakirin de hakkı vardır buyurur:
“Onların mallarında dilenenin ve mahrumun hakkı vardır. (Bak: Zariyat 51/19 En’am 6/141)
Çek vermekten başka yolunuz yoksa o süre içinde paranın değer kaybını da ödeyiniz.
Çünkü o verdiğiniz zekât, o fakirin hakkı idi.
Altı aylık zaman içinde kaybettiği değeri gram altın üzerinden hesap ediniz.
Zekât ve sadaka verdiğiniz insanlardan teşekkür dahi beklemeyiniz.
Çünkü Rabbimiz, Cennetlik müttaki insanları tanıtırken Rabbimiz:
“Sevmelerine rağmen, yemeklerini fakire, yetime ve esire yedirirler.
Biz, ancak Allah rızası için yediririz, sizden bir karşılık ve teşekkür istemeyiz” (derler) buyurur. (İnsan süresi ayet 76/8-9)
Yardım ettiğiniz hiçbir insandan saygı, sevgi, selam, teşekkür beklemeyin.
Bütün bu saydıklarım, herkesin yapması gereken şeylerdir.
Fakirin sen de olan hakkını sahibine verdiğin için sen ondan bir şey bekleyemezsin.
Emanet eşya bıraktığın adama almak için vardığında malı teslim alırken ona minnet borcun olur mu?
Mal, senin malın, emanetten aldın o kadar.
Fakir de, sende olan hakkını aldı o kadar.
Yaratan öyle taksim etmiş.
- O, Böyle yapmasaydı?
- Ben, Ben karışmam.
- O, Ben karışırım
- Ben, Senin aklını bozan ateist ekonomi profesörüne git ve sor “Neden bu diploması bile olmayan zengine uluslararası ticaret konusunda akıl satıyorsun? Sen kendin maaşla buna hizmet edeceğine bu işi kendin yap” de bakalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: