Sevgi aşk değildir, aşkta sevgi değildir. Her ikisi de farklı...
Reklam
Reklam
İbrahim Yıldırım

İbrahim Yıldırım

İbrahim Yıldırım

Sevgi aşk değildir, aşkta sevgi değildir. Her ikisi de farklı olgulardır!

07 Temmuz 2020 - 13:41

Sevgili dostlar,

İnsanların düşündükleri, olgunlaştırdıkları düşünceler, görüşler, fikirler her zaman tartışmaya açık olmalı doğruyu bulabilmek için. Kendisine ve bilgisine güvenmeyenler eleştiriden korkar. En tehlikeli tutum, “bildiklerimizin tek doğru” olduğuna inanmaktır. Bir sonraki paylaşımlarımda AŞK ile ilgili bilgileri ve görüşleri, düşünceleri aklın, vahyin ve bilimin ışığında tartışarak, analiz ederek doğru neyse bulmaya ve ulaşmaya çalışacağız.

Zihnimize yerleştirilmiş ön yargılı doğruların, “toptan reddeden” anlayışların, bagajlarımıza yüklenilen hurafe tuzaklarına düşülmemeli. Doğrunun ve hakikatin peşinde olmak öğrenmeye ve eleştiriye açık olmayı gerektirir. Aşk üstüne araştırmalarım ve incelemelerim beni doğruya yaklaştıran pek çok bilgilere ulaştırdı. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım aydınlanmalara ve doğrulara ulaşmaya vesile olur. İnşallah!

Okuduğumuz her şeyden bir şeyler öğrenmeye çalışalım. Okuduğumuz üzerine düşünüp derinlemesine tefekkür edersek bilgimiz artar. Bilgimiz arttıkça doğru fikirler ve düşünceler üretebiliriz. Okuduğumuzun üzerine düşünmez isek kesinlikle bilgimiz artmaz. Dünyanın en iyi kitabını okusak dahi! Okunan üzerinde düşünmeden sürekli okumak dahi(her ne okunursa okunsun) beynin, zihnin ve aklın gelişimini engeller. Hatta zekâ geriliğine de sebep olur.

Okumak, bilgilenmek, düşünmek ve yazmak; bu evrensel hayata bir şeyler katabilmek ve insan olabilmek çok ama çok önemlidir. Bu, her insan için, kendi çapında ve lüzumu çerçevesinde bir görevdir. Bende bu sorumluluğu mümkün olduğunca bildiklerimi ve öğrendiğim yeni şeyleri sizlerle paylaşarak yerine getirmeye çalışıyorum. Hep birlikte bilgeliğimizi artıralım. Kişiliğimizi zenginleştirelim. “Bilginin güç, gücün de bilgi olduğunu” bilincine ulaşalım. İnşallah!

Sevgili dostlar,

Araştırmalarım, aşka düşmüş(özellikle ilahi aşka düşenler) veya âşık olduğunu söyleyenleri inceleyip tavırlarını, davranışlarını, sözlerini, düşünce ve fikirlerini analiz edip; bilimsel ve Kur’an’ı açıdan değerlendirildiğinde oldukça sorunlu oldukları ortaya çıkıyor.

Ve diyorum ki: SEVGİ ERDİRİR VE OLDURUR- AŞK İSE MAHVEDER, SAPITTIRIR VE ÖLDÜRÜR!

Aşkta her daim dert, sıkıntı, ahu figan, çok çeşitli hezeyanlar varken; sevgide huzur, mutluluk ferahlık ve akıl vardır. Aşk ta akıl devre dışıdır. Sevgide dengesiz tavırlar ve davranışlar görülmez. Aşkta ise çoğu zaman dengesizce tavırlar, hezeyansak davranışlar ve inançlar görülebilmektedir. Bu iki kelimenin farklı mana ve muhteva içermelerine karşın, genellikle aynı anlamda kullanılmaktadır. Sevgi ile aşk aynı değildir sevgi kelimesinin yerine kullanılan aşk kelimesi yanlış kullanımdır.

SEVGİ AŞK DEĞİLDİR AŞKTA SEVGİ DEĞİLDİR. HER İKİSİ DE FARKLI OLGULARDIR!

Kuvvetle muhtemeldir ki aşk üzerine paylaşımlarda bazı bağnazlar, tarikatçılar, mutasavvıflar, cahil yobazlar beni aforoz/tekfir edeceklerdir. Hatta bazıları da son derece edep ve ahlaktan mahrumlarda küfür edeceklerdir. Bilgisine güvenmeyen, düşünemeyen, tefekkür edip fikir üretemeyen; Prof. İsmail Hakkı Aydının hocanın deyimiyle; “Genetiği değiştirilmiş İslam (GDİ)!” ile kendini Müslüman zannedenler saldıracaklardır. Rahmetli Psikiyatrist Dr. Hamdi Kalyoncunun(Allah’ın rahmeti üzerine, makamı cennet olsun) ifadeleri ile ‘uydurulup yutturulan din’ müntesipleri de saldıracaklardır.

Sevgili dostlar,

Cehalet bilgi eksikliği değildir. Şayet cehalet bilgi eksikliği olsaydı eksik bilgi tamamlanır, cehalette ortadan kalkar toplumda cehaletten kurtulurdu. Aslında tam olarak cehalet bilimsel bilgiye, gerçeğe ve hakikate direnmek, gerçeği ve hakkı kabul etmemektir.

‘’Cahil olmakla cahil kalmak aynı şey değildir..’’

Beyin cerrahı sayın Prof. İsmail Hakkı Aydın: Düşünen bir beyin, her zaman, daima ibadet eden, ancak, neden ibadet ettiğinin bilincinde olmayandan çok daha mukaddestir. Yaratıcı olmayan beyin, tekrara düşer. Tekrara düşen beyin, üretemez, yaşlanır, küflenir, tükenir! Diyor.

Önceki paylaşımlarımızda düşünmeyi şöyle tanımlamış idik: ‘’Düşünmek, bize aktarılan bilgiye bilimsel bir kuşkuyla yaklaşarak sorgulamak; değişik bakış açılarıyla o bilgileri irdeleyerek zenginleştirmektir.’’

Bilimsel ve bilgi temelli düşünelim ki; doğruyla yanlışı bilgece bir birinden ayırabilme yetimiz gelişsin.

Hikmet; doğruyla yanlışı bilgece bir birinden ayıra bilme demek değil mi? Yüce Yaratıcı doğruyla yanlışı ayırt etmek için akıl edip düşünene, tefekkür ederek fikir üretene katından hikmet verir.

Dinini tilkiden öğrenirsen, çalınmış tavuğun etinin haram olduğuna asla inanmazsın. Dinini tasavvuftan ve hurafe dolu menkıbelerden öğrenenin durumu dinini tilkiden öğrenmekle aynıdır. Kur’an’dan ayette getirsen aşk hezeyanı içinde olana ve müntesiplerine inandıramıyorsun.

Şüphesiz; tefekkür ederek derinlemesine düşünüp aklını işleterek şirkin bataklığından çıkmak için doğruyu aramayanların, doğruyu kabul etmeyenlerin sorumlulukları kendilerine aittir.

Aşk ve Sevgi üzerine paylaşımlarımızda buluşmak dileğiyle, İnşallah!

Hoşça, dostça ve sevgiyle kalın!

Bu yazı 3700 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum