Diller Kirlenirse Kalplerde Akıllarda Kirlenir-2
Reklam
Reklam
İbrahim Yıldırım

İbrahim Yıldırım

İbrahim Yıldırım

Diller Kirlenirse Kalplerde Akıllarda Kirlenir-2

23 Kasım 2020 - 13:17

İbrahim YILDIRIM

Karaman Yetimler Eğitim Derneği Bşk.

Sevgili dostlar,

Canlıların pek çoğunda bulunan ve insanda kan pompalayan et parçasına kalp dense de Türkçemizde biz bu organa yürek deriz. Ama biz yüreğe aynı zamanda cesur ve cesaret anlamı da yüklediğimiz olur.

Kalp: Türkçemizde inkılap kelimesiyle andaştır/eşanlı. İnkılap değişimi anlatır. Kalp kelimesi de özünde değiştiren ve dönüştüren manasına sahiptir. Bundan dolayıdır ki; Kur’an’ın Tebliğcisi Allah Resulü pek çok dualarına başlarken “Ya Mugallibel Gulub..Ey Kalpleri Değiştirip Dönüştüren Rabbim..” diye başlardı.

Tüm dinlerde ki anlatımlarda ve Kur’an da ki anlatımlarda da kalp manevi gelişim ve dönüşümün yaşanmış olduğu ana mahaldir. Tüm bu manevi dönüşümlerde akıl var ise o da kalbe bağlıdır. Manevi dönüşümlerin içinde terbiye, ahlak, sevgi, erdem gibi olgular var ise kalp de toplanarak orada akılla buluşur.

Kalp ekseninde bizim bir kelimemiz daha vardır; o da GÖNÜL kelimesidir. Gönül; kalbin içinden gelen derin bir duygudur ve çok farklı bir şeydir. Sevgi de bu derinlikten doğar. Gönlü biz daha çok hislerimizi ifade ederken kullanırız. Gönlün kapısını kişi yalnız kendisi içeriden açabilir. Sevgi dolu insana biz bu yüzden ‘Yüce Gönüllü’ deriz. Anadolu da gönülsüz/isteksiz yapılan işten hayır gelmez dendiği gibi, gönülsüz köpek sürüye uymaz gibi farklı ifadelerde de kullanılır gönül kelimesi.

Dil, beyin, kalp ve akıl arasında bir derinlik var. Beyin bilmemize, kalp anlamamıza akıl, yorumlayıp yeni düşünceler ve fikirler üretmemizin kaynaklarıdır. Dilde bunların tercümanıdır.

Kur’an’ın atıflarında kalp gözü vardır. Bizim dilimizde gönül gözü olarak geçer. Kalp işitirse o vicdandır. Duyarsız birisine vicdanının sesini duymadı deriz. Birisi karar vermede ikilemde ise; vicdanının sesine kulak ver deriz. Vicdan hiç görsel atıflı değildir. Hep ses atıflıdır.

Kalp gözüyle, gönül gözüyle bakınca buna biz BASİRET diyoruz. Basiret: “hakikati keşfetme, doğru yolu tanıma, gerçeği yanlıştan ayırma yeteneği” tanımı daha doğrudur. Burnuma kötü kokular geliyor deyince, biyolojik bir koku söz konusu olmadığı gibi; Kalbin koku almasına SEZGİ diyoruz. SEZGİ: En genel anlamıyla, gerçekliği dolaysız olarak içten ya da içeriden kavrayabilme, tanıyıp bilme yetisi. SEZGİNİN KALP DE DERİNLEMESİNE AKILLA BULUŞTUĞU ANDAKİ AKLA SEZGİSEL AKIL, SEZGİSEL AKILDAN DOĞAN SEZGİSEL BİLGİ AKIŞINA İLHAM diyoruz.

Bizim etkili ve yetkin düşünebilme yeteneğimizi engelleyen, akıl edişimizi körelten ilham alma kanallarımızı tıkayan, dili kirleten dolayısıyla kalbi ve aklı kirleten defolu, habis kelimeler, sözler, söylemler ve eylemler: KÜFRETMEK/SÖVMEK, YALAN SÖYLEMEK, BEDDUA ETMEK, LANET OKUMAK, DEDİ KODU /GIYBET ETMEK, İFTİRA ETMEK, KİN VE ÖFKE PATLAMASI, BAŞKASINI HORLAYIP AŞAĞILAMAK Vb. Bu tür defolu duygular, sözler, söylemler bizim sağlıklı düşünebilmemizi, dürüst, ahlaklı, erdemli ve başarılı olmamızı etkiliyor.

“Sezgisel akıl kutsal bir hediye, rasyonel akıl ise sadık bir köledir. Biz, hediyeyi unutup köleyi onurlandıran bir toplum yarattık.” Diyordu Albert Einstein.

Hoşça, dostça ve sevgiyle kalın!

İnşallah tekrar paylaşımlarda buluşmak dileğiyle!

Bu yazı 16947 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum