Toros dağlarının eteğinde, karşı karşıya duran iki köyden birinde yaşayan bir tanıdığım anlatmıştı…
“İki köy birbirine yakın, şehir ise elli kilometre uzakta, birbirimizin ezanlarını duyarız.
Düğün ve ölümlerde birlikte oluruz.
Bir gün karşı köye gittim, köye girince muhtarı evinin önünde cığara sararken görüm ve bağırdım, “Muhtar, köyünüzden bir pehlivan çıkar da güreşelim” dedim.
“Ben 120 kiloyum, köyümdekilerin hepsini yenerim.”
Muhtar, bana bakmadan cığarasını sarmaya devam ederken orada duran birkaç çocuktan birini göstererek, “Şunu yenersen karşına diğerlerini çıkarırım” dedi.
Çocuğa baktım 40-50 kilo arasında, ben onun kaç katı ağırım.
Elimi çocuğun omuzuna koydum ve “Ben bu çocukla güreş tutmam” dedim ve omuzundan ileriye ittim ama bir baktım sırtım yerde, ayaklarım gökte toz toprak içinde yerde yatıyorum.
120-130 kilo arasında olmasına rağmen hareketli, iyi bir adamdı merhum.
Hemen ayağa kalktığını, çocuğun yanına yaklaştığını ve “Gel bakalım, sen beni nasıl yendin, bir daha tutuşalım” deyince, ne oldu bilmem, benim sırtım yine yerde.
Sonradan öğrendim, meğer beni yenen adam 48 kiloda Türkiye şampiyonu, Avrupa üçüncüsü Muzaffer Can hocaymış” diye bana anlatmıştı.
Anlatan öldü, Allah rahmet eylesin.
Onu yenen Muzaffer Can hoca, 1965 yılında Karaman’da imamlık yaparken ateşli konuşmalarıyla camisi dolar taşardı.
Minareye çıkarken ellerini ayak yerine kullanarak çıkar, ezandan sonra ellerinin üzerinde minareden inerdi.
!966’da askere gidince eğitim alanında yaptığı akrobatik hareketlerini gören bir yüzbaşı, onu oradan alıp güreşe başlatır ve askerde şampiyon olduktan sonra sivil hayatta imamlığına ve şampiyonluğuna devam ederken Almanya’da bir güreş kulübünün teklifini kabul ederek Almanlara antrenörlük yaparken İslam Akademisi kurarak mezunlar verdi. Şu anda profesör olan öğrencileri var.
Benim 76 yıllık arkadaşım, 56 yıllık kayınbiraderim Muzaffer hoca, Zadü’l-Mead’ı ve Zehebi’nin Tarihü’l-İslam’ının Hazreti Ali’nin vefatına kadar olan bölümünü terceme etti.
Allah, sağlıklı ve bereketli ömür versin.
Adamın biri kahvehanede oturanların yanına varır ve kızgın bir ses tonuyla “Var mı lan bana yan bakan” demiş, köşeden bir ses, “Ben varım lan” demiş.
O ayakta duran adam, köşedekinin yanına varmış, onun elinden tutmuş ve bağırmış, “Var mı lan bize yan bakan” demiş.
Amerika, yenilmeye doymayan şişman pehlivan gibidir.
Vietnam’da yenilmiş.
Irak’ta milyonlarca Müslüman öldürmüş ama yenilmiş.
Afganistan’da yenilmiş.
Suriye’de yenilmiş, hâlâ blöf yapmaya, 120 kiloluk güreşçinin “Var mı benimle güreş yapacak adam” derken kollarından, omuzlarından, göbeğinde et parçaları sallanırken gururla bağırdığı gibi Amerika cazgırı da Lincoln gemisinde sallanan silahlarıyla “Var mı bize yan bakan” demeye devam ediyor.
Biz, bu filmi, 1974 yılında Kıbrıs’a barış harekâtında gördük.
Amerika bütün ambargoları uyguladıktan sonra Altıncı Filo’yu Güney Kıbrıs’ın kara sularına demir attı ve Türkiye’ye “Atarsan atarım” dedi ama çıkarmayı görünce dürbünleriyle savaş filmi seyreder gidi harp filmi seyrettiler.
“KÜFÜR CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK” adından bir konferansı 1988-90 arasında birçok il ve ilçede vermiştim.
O günlerde Türkiye ve dünyada gündemde olan konuların, tarihin en eski dönemlerinde de söylendiğini ve yapıldığını yazmıştım.
Cesaretini cehaletinden alan, korkuyla cesaretini besleyen bu adamların Müslüman’ı tanımaları mümkin değildir.
Mekke kâfirlerinin lideri Ebu Süfyan, çok iyi palavra yapan Numan bin Mesud’u Medine’ye gönderip Muhammed’i ve adamlarının gözünü korkutursa on deve vereceğini söyler.
Numan, Medine’ye gelir, bugünkü haber ajanslarının görevinin aynısını yapmaya başlar ama bu düşman gücünün abartılı haberlerini duyan ashab-ı kiramın halini Rabbimiz bize şöyle haber verir:
“Onlara (müminlere), insanlar: "Şüphesiz düşmanınız olan insanlar, sizin için kuvvetlerini topladılar. Onlardan korkunuz" dedi de, bu onların imanını artırdı ve onlar, "Allah bize yeter; O ne güzel vekildir" dediler.” (Al-i İmran süresi, ayet 3/173)
Bu ayetin tefsirini “Şifa Tefsiri”mden bir okuyuverin.
İsteme: Cantaş Yayınevi, telefon 0530 258 60 58
Yorumlar
Kalan Karakter: