Torununa, kötü, kirli bir miras, pis bir isim bırakan ve her yüz yılda bir kendi ırkına sürgünle beraber katliam yaptırmayı sağlayan bu insanlara acımamak da elden gelmiyor.
Milattan önce 721 tarihinde Asuriler zamanında tamamı yok edilmesi için öldürülmüşler.
Milattan önce 586 yılında Buhtunnasr, “Yeryüzünde Yahudi bırakmayın” emrini verir.
Gizlenmeyi başaranlarla yeniden ürerler.
Milattan önce 203’te Suriye’de yeniden kılıçtan geçirilirler.
Milattan sonra 70 yılında Romalılar tarafından Kudüs istila edilir.
Romalı komutan Titus, Kudüs’ün yakılıp Yahudilerin kılıçtan geçirilmesini emreder.
Yeniden derlenip toplanırlar ve yeniden isyana kalkınca 135 yılında Romalılar tarafından beş yüz bin Yahudi öldürülür.
Sevgili Peygamberimiz, Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilere güvenlik sözleşmesi yapmasına, canlarını korumaya karar vermesine rağmen Yahudiler, Mekkeli müşriklerle, Medineli münafıklarla beraber hareket etmeleri ve Peygamberimizi öldürmeye teşebbüs etmeleri nedeniyle Beni Nadır Yahudileri kuşatılmış ve sonunda Medine’den sürülmeye razı olmuşlar.
Yahudiler sürgün edilirlerken Sevgili Peygamberimiz, ashabına, “Yahudilere borcu olanlar borçlarını ödesinler” buyurmuş.
Her üç kişiye bir deve verilmesini, canlarına zarar verilmemesini, Şam’a kadar güven içinde gitmelerini sağlamış.
Hazreti Ömer zamanında onların yaptıkları haddi aşınca bir tek Yahudi kalmamak kaydıyla Suriye taraflarına sürgün edilirler.
1290 yılında İngiltere’de birçok Yahudi, idam edildikten sonra geri kalanları sürgün edilirler.
1306’da Fransa’dan,
1370’te Belçika’dan sürülürler.
1380’de Çekoslovakya’dan sınır dışı edilirler.
1394’te geri gelen Yahudiler, tekrar sürgün edilirler.
1420’de Macaristan’da bir tek Yahudi kalmamak üzere sürülürler.
1444 yılında Hollanda’dan çıkarılırlar.
1492’de İspanya’dan sürülürler.
1510 yılında Rusya’dan çıkarılırlar.
1540 senesinde İtalya’da sürgün edilirler.
1551’de Almanya’dan sınır dışı edilirler.
1562’de Çekoslovakya’ya geri gelenler tekrar kovulurlar.
1582’de yine gizlice Fransa’ya sızanlar tekrar ülkeden çıkarılırlar.
1744 yılında Çekoslovakya’ya gizlice girenler yeniden sürgün edilirler.
1919’da Ukrayna’dan çıkarılırlar.
“Yahudi sorununun nihai çözümü”nü Alman Nazileri, beş milyon Yahudi’yi öldürmede görürler.
Yukarıda tarih ve adını verdiğim devletlerde içişleri bakanlıkları önce adres tespiti yapmış,
Maliye bakanlıkları çeşitli dalaverelerle mallarına el koymuş, Hıristiyanlarla ortak oldukları şirketler, Yahudileri şirketten kovmuş, işten çıkarmış... Beş milyonu öldürüldükten sonra arta kalanları Filistin’e sürgün etmişler.
Şu anda Başta Amerika olmak üzere Avrupa ülkeleri ve diğer bütün ülkeler, kendi ülkelerinde olan Yahudileri, ülkeden çıkarıp İsrail’e göndermek için özendirici kararlar alırlar.
1900 yılından itibaren İngiltere ve Avrupa, Siyonistleri bağırsaklarından uzaklaştırmak için “Gemilerle ülkelerinize taşıvereceğiz ve üstelik size altın vereceğiz” diyerek, Filistin’i işgale yardım ettiler.
Filistin’de Osmanlı kiminle savaştı ve savaştan sonra kimi yerleştirdiler?
Sevmediği Siyonistleri neden oraya yerleştirirler?
Siyonistlerin tilki kurnazlığından başka hiçbir güçlerinin olmadığını bilirler.
Dünyanın en eski milleti olmalarına rağmen en azı olmaları siyaset bilmediklerinin işareti olduğunu da bilirler.
Ama İslam âleminin başına bela olsunlar diye yerleştirdiler ve dünyaya yeniden dağılmasınlar diye de para ve silah desteği vermeye devam ediyorlar.
Yani Batı’nın bekçiliğini yapıyorlar.
Joe Biden’ın ilk aldığı kararlardan biri de İsrailli milyarder işadamı Dan Gertler için Trump’ın aldığı olumlu kararları askıya almak ve Amerikalı işadamları ile iş yapmasını kısıtlamaktı.
Batılılara göre, işgalci İsrail ne olsun, ne ölsün, Müslümanların başına bela olsun, kalsın mantığı işliyor.
Biz, “Çıkmadık canda umut vardır” der, ölmelerini değil, Müslüman olmalarını istiyoruz.
Tahrif edilmiş Tevrat’ta, “Ve milletlerin sütünü emeceksin ve kralların memesini emeceksin… (İşaya 60/16) emrine uyan, sağamadıklarını acımasızca öldürmeye teşebbüs eden, dünya insanının ahlakını bozan yayınları yapan, paralarını borsa yoluyla pul eden bir kısım insanların insafsızlığına bakarak ümitsizliğe düşenler şunu bilsinler ki; bunların ataları da böyle idi ve iki bin yıl sürgün hayatı yaşadılar.
Eğer Müslüman olmazlar ve yalnız Müslümanları değil, Yahudi olmayan herkesi “sağmal inek” gibi görmeye devam ederlerse sürgünleri yakın demektir.
1933 ile 1945 yılları arasında Hitler’in Avrupa’da öldürdüğü Yahudi sayısı 6 milyon civarında imiş.
Eğer 1933’ten hesap yaparsak, 2033’te yüz yıl doluyor.
Eğer 1945’ten hesap yaparsak yüz yılın dolmasına 19 yıl kalıyor.
Yeniden kendi ırklarını sürgün ve öldürme yılı yaklaştığından hep birden kaşınıyorlar.
Biz, Endülüs’te, Mısır’da, İstanbul’da şimdiki Rusya’nın olduğu yerleri İslam’a göre yöneten Altınorda Devleti’nde insanca hayat sürdükleri halde, oralar Hristiyan Rusların eline geçtikten sonra katliam ve sürgünler yeniden başlar.
Netanyahu mantığıyla “Geçti o günler, bak 70 bin Gazzeli Müslüman öldürdük” demeyin.
Beş bin Kassam Tugayları’nın sayısını beş milyona çıkardığınızı hatırdan çıkarmayın.
Zalimlikte dünya rekoru kırdığınızda.
Birleşmiş Milletler’in salonunda sandalyelere konuştunuz.
Yeni Zelanda nere, Avustralya nere, Filistin nere...
Dünyanın bir tek yataklık yerinde bile korkusuz yaşayamayacaksınız.
Birçok devlet, Başbakanınız Netanyahu için, “Ülkeme girdiğin anda tutuklanacaksın” diye ilan verdi dünyaya.
Uluslararası Adalet Divanı, yakalama ve yargılama talimatı verdi.
Sularının ısındığını kaşınmalarından anlıyoruz.
Eğer bu sene 150’nin üzerinde devletlerde yaşayan ve hac için Mekke’ye gelen üç milyondan fazla Müslüman, hac görevini yaptıktan sonra Kudüs’e doğru yola çıksalar, Hak yolda yürüyen halkın tarih boyunca kaybettiği görülmediğinden başarılı olacaklarına inanıyorum.
Yaya yürüyüşüyle kırk günde, yol boyunca kendilerine katılanlara dünyadaki ve Türkiye’deki vakıf ve dernekler ve bağımsız Müslümanların desteğiyle bütün ihtiyaçları karşılandığı gibi dünyada eşi benzeri olmayan bir yürüyüşle silahsız zafer elde ederler.
Çünkü Siyonistlerin hiç bilmediği, görmediği bir direnişle karşılaşıyorlar.
“Hangi silahlarından korkacaklar?”
Hacıların şeytana taş attıkları gibi hepsi birer defa tükürseler, tükürük denizinde boğulmamak için yüz yıl önce geldikleri yerlere doğru kaçarlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: