Dil Kirlenirse Kalp De Akıl Da Kirlenir
Reklam
Reklam
İbrahim Yıldırım

İbrahim Yıldırım

İbrahim Yıldırım

Dil Kirlenirse Kalp De Akıl Da Kirlenir

23 Ekim 2020 - 14:51

Sevgili dostlar,

Dil; konuşmak, tat almak veya yutmak gibi işlere yarayan çok fonksiyonlu organın adıdır; zahiri görünümü ile kabaca. Bu çok fonksiyonlu organın sağlık açısından temiz tutulması önemlidir elbet. Geleneksel Çin Tıbbında biyolojik dil organımızı inceleyerek, dildeki belirtilere göre insan bedenindeki bir bakışta; pek çok hastalık teşhis edile bilinmektedir.

Bir de; Japon dili, Fars dili, alman dili örneklerinde görüldüğü gibi “LİSAN” sözcüğüyle eşanlamlı karşılığı vardır. Bizim dil temizliğinden muradımız lisan karşılığı anlamındandır.

İnsan olarak en büyük özelliğimiz, iletişim kurmak için konuşmamız, düşünebilmemiz ve düşünebildiklerimizi lisana döküp ifade edebilmemizdir.

Kültürümüzün ve düşünce dünyamızın büyük mütefekkiri/filozofu FARABİ: Dildeki yetkinliğimiz arttıkça daha berrak, daha temiz, daha etkin ve ince düşünüşe sahip oluruz diyor. Buna göre konuşmak sesli düşünmek iken; düşünmekte sesiz konuşmaktır. Zira bugüne kadar hiç kimse zihninde kelimelere tenezzül etmeden düşünmeyi başaramadı. (İsteyen deneyebilir.)

“Kalbim Kudüs’te Kaldı” romanında Ahmet Turgut “Şuur/bilinç dilde başlar, kalbe iner. Zira dil temizlenmeden, kalp de /gönül de arınmaz, akıl/aklediş de…” diyor çok güzel bir ifade ile.

Dil adabı, dil ahlakı ve dil bilinci nazarından temel tarifi bize rehber olacak şu nebevi veciz ifade de buluyoruz “Dil kalbin tercümanıdır”. Başka bir ifadesi ile “Kalp dilin aynasıdır” Bu nebevi veciz tarifin bize beyanı; kalbimizin, zihnimizin, güzelliği-çirkinliği, doğruluğu-eğriliği, iyiliği-kötülüğü, nezaketi-kabalığı, düşüncelerimizin, niyetlerimizin iyiliği-kötülüğü, her türlü menfi-müspet unsurlar eşliğinde aynıyla dilimize yansır. Buna karşın şu da bir gerçektir:” DİL TEMİZLENMEDEN KALP ARINMAZ, AKLEDİŞ DE. DOLAYISIYLA DÜŞÜNCELERİMİZ DE..”. Kalp, aklediş/aklı kullanış ve dil geçişlidir, çift yönlü seyirdir. Tıpkı bilme-yapma ilişkisine benzer. Zira bildikçe uygular, uyguladıkça anlar insan.

Beynimizi dumura uğratıp aklımızı iğdiş yapıp kısırlaştıran, kalbimizi ve gönlümüzü kirletip karartan, bireysel, toplumsal sevgi ve güveni dinamitleyen, teoriden pratiğe/uygulamaya giden düşünebilme ve yapabilme yeteneklerimizi körelten, bizleri hem dünyada hem de ahirette kurtuluştan ala koyup dünya aleme rezil ve rüsva eden.. Sözcükleri, sözleri, söylemleri ve eylemleri aklımıza bir çırpıda düşenleri sıralarsak: Küfretmek/sövmek, beddua etmek, lanet okumak, dedi kodu /gıybet etmek, iftira etmek, kin ve intikam söylemlerini tekrar etmek, büyü ve sihir yapmak yaptırmak, öfkeyi kontrol edememek, başkasını horlayıp aşağılamak, …

Sevgili dostlar,

Bundan sonraki DİL KİRLİLİĞİ ile ilgi paylaşımlarımızda bahsedilen sözcüklerin, sözlerin, söylemlerin ve eylemlerin yaşamımıza ve ruhsal dünyamıza nelere mal olduğunu; aklımız erdiğince, bilgimiz çerçevesinde, olduğunca mantıki ve bilimsel anlatmaya ve açmaya çalışacağız, inşallah.

Hoşça, dostça, sevgiyle kalın.

Tekrar paylaşımlarda buluşmak dileğiyle!

Bu yazı 4590 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum