Altın Tepsiden Yere Dökülenler
Reklam
Reklam
Hasan Özünal

Hasan Özünal

Hasan Özünal

Altın Tepsiden Yere Dökülenler

26 Şubat 2021 - 13:45

Önemli günler haftalar olur. Bir de yıl olarak bir konuyu daha iyi özümsemek üzere bir yıl için bir konu ön plana çıkartılır, kutlanır.

2021 de Yunus Emre ve Türk Dili Yılı olarak ilan edildi. 

Aman ne güzel…

Keşke ilan edilmeseydi… 

Keşke böyle bir yıl olmasaydı. Dilimiz ve Rahmetli Koca Yunus bu kadar zarar görmezdi.

Son bir aydır bu konuda okuduğumuz tüm yazılar ve konuşulanlar zıvanadan çıkartacak kadar ürkütücü ve rahatsız edici.

Yunus Emre gibi çağlara büyüteç olmuş bir deha ve Dünyanın her yerinde konuşulan dilimizin daha iyi tanıtılması, bilinmesi sevilmesi, yaygınlaşması için ilan edilen bu yıl tıpkı siyasette, futbolda yaşadığımız kısır çekişmelerin sebebi oluverdi. 

Dili diline dolayan, başlıyor Arapça, Farsça düşmanlığına…

Yunus Hazretlerini anlatacağım derken Koca Yunusu unutup onu bile haçlı pisliklerinden örneklerle tanıtmaya kalkmıyor mu?

Üstelik dili diline dolayan, dilimizin şu anki halini öyle hileli ve vurdumduymaz ortaya koyuyor ki. Bu konuyu işlerken bile kullandığı kelimelerin üçte biri bati kökenli üçte biri doğu kökenli, geri kalanı ise çok şükür Türkçe. Hatta arada uydurukça kelimler bile kullandığının farkına varmadan dilimizi yerden yere vuruveriyor.

Hatta belki eğitimini aldığı dünyanın başına bela millet olan İngilizlerin dilinin, temelde kaç kelimeden tekamül ettiğini ve bu gün dünya dili sayılmasındaki rolü bilmiyor.

Dünyanın yüzde 90 ını geçmişte işgal etmiş, sömürge etmiş, o topraklarda kıyımlar, katliamlar yapmış bir millet İngiliz haçlısı. Temel dili birkaç bin kelimeyi bulmayan bir yapıda. Ama günümüzde on binlerce kelime ile güya dünya dili. 

Peki, bu aşamaya nasıl geldi. İşgal ettiği ülkelerde önce insanların canını aldı, sonra ellerindeki maddi değerleri, sonra manevi değerlerini, servetlerini gelirlerini, madenlerini, ayaklarındaki donlarına kadar. Ama bu arada bir de onların kültürlerinden aldı, dillerinden kelimeler aldı. 

Dünyanın yüzde 90 ınından, dünya dillerinin yüzde 90 ından oluşan günümüz İngilizcesi meydana geldi.

Peki, Osmanlıya kadar gelen Türk devletleri gevrekçilerin keloğlan mı idi. Görkemli imparatorluklar kurmadı mı? Orta Asya’dan, Orta Avrupa’ya Kuzey Denizinden Afrika’nın uç noktalarına kadar tüm dünya milletleri ile olumlu olumsuz münasebetleri olmadı mı?

İngiliz alınca mubah, Türk alınca tüüü kaka? Yok öyle bir mantık.

Özellikle Arapçadan kelimler alıp da kullandığımızı eleştirenlere dikkat ediyoruz ki amaç farklı. Dilimize hâkim olmasak şu soruyu sormak geliyor içimizden: “Kutsal bir değerin yok biliyoruz ama yine de Arapçaya olan düşmanlığının din düşmanlığı ile bir ilgisi var mı yok mu? Bu konuda kutsalın olmasa da değer verdiğin bir şey üzerine yemin eder misin?”

Dil bilimci değiliz. Ama kültürel değerlerimiz hakkında da bize yetecek bilgimiz var. Şu an TDK nın 2005 baskılı sözlüğünde bulunan 77 bin 407 söz konusunda basit bir gözlem yapmak mümkün. 

Elbette Arapça ve Farsçadan kelimeler var.

Başka?

Çağlar boyu iletişim içinde olunan tüm milletlerin dilinden kelimler yok mu? Var… Hem de onların toplamı Arapça ve Farsça kelimelerden kat be kat fazla. Fransızca, İtalyanca, Latince, Rusça, Çince, İbranice gibi onlarca dilin kelimeleri de artık günlük kullanım içinde… 

Peki, Türkçenin kaybolan değerleri nerede?

Bu toplumun sözüm ona aydın geçinen batı hayranı satılmışları medeni olmak adına, çağdaş ve aydın olmak adına Anadolu köylüsünün o güzelim dilini yok etmediler mi? Alay edip, küçümseyip sözüm ona bilimsel görünmek adına saçma kelimelerle bu topluma ihanet etmediler mi?

Yetmedi… Güya karşılığı olmayan kavramlara kelime bulmak adına kurullar, komisyonlar kurup da uydurukça üretmedik mi? Üstelik Anadolu’da o aranan kelimler kullanılırken. Buba yı baba yapın diye, ana yı anne yapın, aşeneyi mutfak yapın, hela yı tuvalet, yüznumara, lavabo yapın diye bu halkın dilini katletmedik mi? Üstelik bunları yapanlar güya aydın bilim adamları, fikir adamları idi.

Bugün kalkmış mükemmelliğin zirvesindeki dilimizi tanımak tanıtmak yerine ona Arapça ve Farsça üzerinden saldırmak şaşkınlıktır. Densizliktir, ihanettir. 

Bu konuda binlerce örnekle sayfalarca yazmak mümkündür. 

Ama madem ki bu yıl TÜRK DİLİ ele alınacak, saçma saldırı ve ihanetler yerine onun güzelliği ele alınmalı, farklı lehçeler arasında köprüler kurulmalı, halkın arasında unutulmaya yüz tutan binlerce kelime günlük kullanıma aktarılıp kurtarılmalı. 

Tüm dünyaya “Bakın kelime haznesi olarak da, lirik yapısı ile de, kullanım ve yazım kolaylığı ile de TÜRKÇE bir DÜNYA DİLİDİR diyebilmektir. 

Dile sahip çıkmak ancak böyle olur. Saldırmakla karalamakla ve aşağılamakla değil. Aşağılayan kendi özünü, benliğini yitirdiğini ilan eder…

Yunus için söylenecek çok şey yok aslında… Her şey ortada. 

Yunusu anlatırken bile ona ait olmayan, ona atfedilen şiirlerden örnek vererek konuşmasına başlayan, onu ne kadar sevdiğinden dem vurup, odun ve alıçla konuyu bağlayıveriyor. 

Yaşadığı dönemde Karaman’da (Larende’de) çok sayıda medrese, tekke, zaviye, imaret gibi eğitim kurumunun olması, birkaç farklı etnik yapının bir arada barış ve hoşgörü ile yaşaması, kıtlık, kuraklık, Moğol saldırısı ve Selçuklu korkusu ile yaşanılan bir ortamda Yunusun bir güneş gibi parlaması unutuluyor. 

Yedi Yüz Yıl önce ortaya koyduğu felsefe ve sorunlara karşı önerdiği çözüm bu gün öylesine geçerli ki… Sanki İbrala’ya gitsek İsmail Hacı Tekkesinde, Karaman’da Yunus Emre camisine girsek Türkmen Kocası sırtında abası ile bağdaşını kurmuş ve bugün bile yaşıyor. Tüm divan eserlerini sanki dün yazmış gibi. 

Biz Yunusu yeni nesillere, kültürel ilişki içinde olduğumuz uluslara, devletlere, kan denizine dönen dünyaya anlatmak yerine hala alfabenin a harfindeyiz. 

Tüm bu olumsuzluklar karşısında susan, kaybolan ve varlığından bir türlü haber alınamayan akademik camiayı gören bilen var mı?

Atmaya başlayınca mangalda kül bırakmayıp savurduğu küllerle yangınlara sebep olan sözde aydın, fikir adamı,, edebiyatçı, şair ve yazarlardan haber var mı?

Dünya liderliğine soyunmuş bir yönetimin siyasetçisinden, bürokratından bir haber var mı?

2021 Yunusun ve Dilimizin yılı ola dursun. Yaklaşık 2 ayı uçtu gitti. Ne yerelde ne de Yurt genelinde nokta kadar olumlu bir etkinliğe ve kazanıma şahit olmadık. 

Keşke bu yılı 2011 de ilan etselerdi, Biz 10 yılcık gibi kısacık bir sürede hazırlanıverir 2021 de şanla şerefle, liyakatle, başarı ile ve büyük kazanımlarla kutlardık. 2023 de Türkçe bir edebiyat dili, bir bilim dili ve siyaset dili oluverir, Koca Yunus adına da dünyanın her yerinde binlerce kuruluş oluşuverirdi. 

Bu yazı 11521 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Kazim ÇİÇEK
    7 ay önce
    Kardeşim Allah razı olsun çok güzel özetlemişsin. Bizim Yunus bizden alınmış gibi sahip çıkan yok. Türk dil bayramı hakeza sahip çıkılmıyor. Eskiden bundan iyi anlatılırdı. Karamanin öz evlatları en az 2-3 gün devam ederlerdi yunusu anlatmaya dil bayramını kutlamaya. selamlsr