Babasını Bekleyen Çocuk
Reklam
Reklam
Ali Algın

Ali Algın

Ali Algın

Babasını Bekleyen Çocuk

21 Nisan 2020 - 10:18

Eskiden, telefon, cep telefonu, internet yoktu,

Sadece acıların, gözyaşının, neşelerin,gülüşlerin kağıda döküldüğü mektuplar gönderilir.

Birde acil durumlarda telgraf çekilirdi.

Kılbasan belediye kahvesinin yanında küçük bir postahane vardı.

Anaya, babaya, kardeşe, eşe, evlatlara haber getiren, haber götüren postahane.

Pazartesi günleri çok mektup gelirdi.

Postahanenin önüne yığılırdık benim gibi babası gurbette olan çocuklar.

Postacı Hüseyin abi okurdu isim isim..

-Ali Algın deyince; ‘Burda der.’ Mektubu alır,

Babam gelmiş gibi bağrıma basardım mektubu.

****

1968 yılıydı. Yaz ayları yaklaşıyordu. Babamdan mektup geldi.

Temmuzun 23 de, ‘Allah izin verirse geliyom’ diye yazıyordu.

Bir kaç hafta zor geçse de Temmuz’un 23 ü gelmişti.

Karaman garajına babamı karşılamaya gittim.

Altından su akan binanın önündeki yüksek bir yere oturdum.

Kavaklı yol tam karşımdaydı. Bazen yarım saatte bir, bazen de bir saatte Konya otobüsleri geliyor.

Koşuyorum otobüse, bekliyor um son yolcu inene kadar.

Babam yok, gelmedi.

İkindin sonu köyümüze giden otobüse bindim. Babasız köye döndüm.

Artık babamı köyde bekliyorum. Günler geçiyor, babam yok.

Köyün yakınında nohut ekili bir tarlamız vardı.

Anam ”Kuzum nohut olmuş onu yolalım bugün” dedi.

Tarla köye çok yakın, köye gelen her araç görünüyor.

O zamanlar köyden Karapınar istikametine giden arabalarda dahil 3- 5 araç anca geçerdi.

Elim nohut yoluyor ama gözüm yolda. Bir taksi görsem, Ana ben bi bakıyım, belki babamdır diyorum,

Son surat koşuyorum, dedemgile bakıyom babam yok.

Tekrar Anamın yanına gidiyorum. Babam değilmiş diyorum..

****

Bu arada köyümüze bir cenaze geleceği söylentileri yayılıyor.

Biz babamı beklerken tüm köy babamın öldüğüne inanıyor Ama bize kimse söylemiyor.

Amcam Hollanda ya telgraf çekiyor. Cevap yok.

Dedem sap arabasına sap yüklerken, yaşlı bir köylümüz,

-Recep emir Allahın başınız sağ olsun diyor.

Dedem Ne hayır hacım diye sorunca,

-Yav senin büyük oğlun Hasan ölmüş diyorlar.

Dedem sapıda yarı bırakıp ağlayarak köye geliyor.

Ben uyuyordum, ağıt sesine uyandım, Ebem, Dedem, Anam ağlaşıyorlardı.

Kardeşimle uyandık Anama sarıldık.. Ana ağlama, Ana ağlama.

Dedem Ebem bizi kucaklıyor. Ağlaşıyorlardı..

****

Günler gözü yaşlı olursa geçmek bilmiyordu.

9 yaşındaydım ama sanki dünya sırtıma yüklenmişti, Anama, kardeşime nasıl bakacağımı düşünüyor ağlıyordum.

Yetim kalmıştık. yüreğimi hıçkırık kümeleri titretiyordu.

Ama babamın ne cenazesi ne kendisi gelmiyordu.

Günler yıl gibi uzamış, durmuş geçmiyordu.

Cılız, zayıf bedenimle duvar dibine oturmuş, dedemlerde bekliyorduk.

Sokak kapısı açıldı.

Komşumuzun çocuğu bağırdı,

-Recep ağa, ‘Recep ağa müjde Hasan abi geldi’ dedi..

Ayağa kalktım, Babam gelmiş. Koştum,koştum..

Yukarı sokağı rüzgar gibi geçtim. Otobüslerin durduğu yerdeki sokağa geldiğimde,

Babam, yiğit babam..

Elinde iki bavul karşımda duruyordu.

Babam...dedim.. Sarıldım onlarca kez babamı öptüm..

Sanki o cılız bedenimle babamı sırtıma alıp götürmek istiyordum..

 

       Babam Hollanda da hastalanmış izini iptal olmuş.Bir yanlış,dedikoduyla babamı öldü deyivermişler..

Teknoloji hasreti birazda olsa hafifletmiştir. Şimdi görüntülü görüşüyor. Her gün Babamın, Anamın telefonda sesini duyuyorum.

Gurbet nereden nereye...

Ulu çınarım, babam hayatta, Allah’tan uzun ve hayırlı ömürler dilerim.

Gerçek aleme göçmüş babalara Rahmet dilerim.

Bu yazı 6891 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum