Reklam
  • Reklam
KARAMANLILARIN KARADAĞ'I VE 1001 KİLİSE
Reklam
ŞERAFETTİN GÜÇ

ŞERAFETTİN GÜÇ

KARAMANLILARIN KARADAĞ'I VE 1001 KİLİSE

10 Ekim 2018 - 14:30 - Güncelleme: 12 Ekim 2018 - 11:29

Karaman sınırları içerisinde bulunan ve yılkı atlarıyla meşhur Karadağ İncil’de geçiyor.

Karadağ, Konya ile Karaman sınırında, Karaman’a 35 km. iki büyük zirveden oluşan volkanik bir kütle Karadağ, andezit ve dazit intifalarından meydana gelmiş; intifalar, bazaltik lavların çıkışı ile son şeklini almış.

Karadağ, esas itibariyle büyük bir koni görünümündeyse de, aslında üç koninin birbirleri ile kaynaşmasından meydana gelmiştir.

Bu üç koni, Karadağ’ın en yüksek noktası MİHALİÇ TEPE (2271 m.); bunun kuzeyindeki, BAŞTEPE ve doğusundaki KIZILTEPE konileridir.

BAŞTEPE’nin üzerinde, çapı 150 metre olan bir krater bulunmaktadır.

En yüksek zirvesi olan MİHALİÇ Tepesi’nde Hitit Hiyeroglifi ile yazılmış bir kitabe ile Bizanslılar’dan kalma kilise var.

BOZDAĞ’da ise Bizans askeri yapıları ile çevresi düzgün taşlarla örülmüş, daire biçimi bir göl var.

İncil’de Sen Pol Konya’dan kovulduktan sonra İlistra’ya geçiyor.

Karadağ’ın kuzeyinde bulunan MADENŞEHİR, ÜÇKUYU ve DEĞLE’de çok sayıda Bizans dönemi yapı kalıntıları var.

1826 yılında LABORDENN’İN çizdiği bir Konya gravürünün geri planında görülen Karadağ İncil’de de geçiyor.

İsa’nın havarilerinden Sen Pol (Paulus) Konya’dan kovulduktan sonra İlistra’ya geçiyor, buradan Karadağ’daki Derbe’ye giden havari orada bir süre kaldıktan sonra Güzel Atlar Ülkesi’ne (Kapadokya) gidiyor.

Karadağ’a baharla birlikte Yörüklerde geliyor ve yine şenleniyor volkan çukuru. Karadağ’da yüzlerce yılkı atları (yabani at) yaşadığı tespit edilmiştir.

Konya Bozdağ’da yetiştirilen dünyadaki 5 yaban koyunu türünden biri olan Anadolu yaban koyunlarından 40’ı Karaman’daki Karadağ’a nakledilmiştir.

Karadağ ile ödeşleşmiş “Madenşehri” Köyünden bahsetmeden geçemeyiz.

Hotamış Türkmenlerinden “BOYUNOĞLU” denilen kudretli bir oba ağası Madenşehri yöresini beğenip buralara yerleşmiştir. Köyde ve civarında maden yoktur. Ancak Bizans döneminde para basımı (darphane) denilen köydeki binada yapılırmış o nedenle buraya “Madenşehri” denmiştir.

Karaman merkeze bağlı bir köydür. 37° 26′ 22,9992” kuzey ve 33° 9′ 51,5844” doğu koordinatlarında yer alan köy, Eğilmez, Karacaören, Çoğlu, Dinek, Kılbasan ve Üçkuyu (Değle) köyleriyle komşudur.

Köy; doğudan Kızıldağ Tepesi (2.652 m), batıdan Göz/ Maden Dağı (1.502 m) ve kuzey yönünden ovaya doğru Çet Dağı (1.549 m) tarafından muhasara edilmiş olan çöküntüde bulunmaktadır. Köy, deniz seviyesinden 1.200 metre yüksekliktedir.

Karaman’ın kuzeybatısında yer alan köy 29,1 km uzaklıktadır. Köye 8 km’den az 2 köy bulunmaktadır. Üçkuyu (Değle) 4,8 km ve Karacaören 7,03 km’dir.

Köy, sönmüş bir volkan olan Karadağ’ın (en yüksek noktası Mahalaç Tepesi 2.288 m) üzerinde gelişmiştir. Dağın genellikle andezit, dasit ve bazaltlardan meydana gelmiş olması ve koyu renginden dolayı Karadağ olarak adlandırılmıştır. Karadağ, irili ufaklı 14 tepe ile bu tepeler arasında teşekkül etmiş yer yer az veya çok derin vadilerden müteşekkildir.

Köy; Hellenistik dönemden Ortaçağ Bizans dönemine kadar varlığını sürdürmüş bir şehir üzerine kurulmuştur. Kalıntılar çok geniş sahaya yayılmış olup, köy bu harabelerin içerisinde kalmıştır.

İlk dönemlerde Hıristiyanlık dininin yasak olması nedeniyle köy, gizlenmeye müsait olduğundan önemli ama saklı bir dinî yerleşim merkezi konumundadır.

Madenşehri; XVI. yüzyıl Lârende (Karaman) Kazası karyelerinden (köy) H. 906/ M. 1500 Mufassal Tahrir Defteri s. 983’de “Mazanşehri”; H. 948/ M. 1541 Mufassal Tahrir Defteri s. 182’de “Mazanşehir” ve H.992/ M. 1584 Mufassal Tahrir Defteri s. 198 b’de “Mazanşehri” olarak geçmektedir.

Bu yüzyılda Madanşehir nahiye merkezidir. Kılbasan da, buraya bağlı bir karye durumundadır.

Köyün adı halk arasında “Madanşar” olarak bilinmektedir. Köyde hiçbir maden izine rastlanmadığı gibi adını aydınlatacak herhangi bir kayda da rastlanmamaktadır. “Şar” kelimesi ise kasaba (belde) anlamına gelmektedir.

İbrahim Hakkı KONYALI (R. 1311/ M. 1896-1984), bazı Selçuk paralarının “Maden şehri” adında bir yerde basıldığını, fakat yerini tespit edemediğini ifade etmektedir.

İlk Türk nümizmatlarından olan İsmâ’îl Gâlip Bey (R. 1264/ M. 1848- R. 1311/M. 1895), Takvim-i Meskûkât-ı Selçûkiyyesi’nde para kesilen yerleri sayarken, “(Maden şehr) nefs-i Karaman kazası dâhilinde bir kasabadır.

İsminden de anlaşıldığı üzere civarında kadimden gümüş madenleri ihraç olunurdu” demektedir.

Lârende’de Osmanoğulları’ndan H. 992/ M. 1516’da I. Selim (Yavuz) Hân ve H. 926/ M. 1519’da ise I. Süleymân (Kanunî) Hân adlarına gümüş (Osmanlı akçesi) basılmıştır.

Binbirkilise (The Thousand and One Churches) harabeleri; Madenşehir, Yukarı Ören ve Değle Ören’inden müteşekkildir. “Binbir” sıfatı, kiliselerin sayısını değil, kiliselerin çokluğunu ifade etmektedir. Bu ismin fikir sahibi İngiliz Sir William Mitchell RAMSAY (1851-1939) ve Gertrude Margaret Lowthian BELL’dir (1868-1926). RAMSAY ve BELL 1909 yılında yayınladıkları kapsamlı eserde geçen bu isim Batı dünyasında da benimsenmiş ve literatüre de bu şekliyle geçmiştir.

RAMSAY ve BELL Madenşehri için “Aşağı şehir” Değle için ise “Yukarı şehir” tanımlamasını kullanmıştır. Osmanlı dönemi kayıtlarında Madenşehir Köyü, “İne / Aşağı Devle” adını taşımaktadır.

Köyün güneyindeki kalıntılar tamamıyla Geç Roma ve Bizans dönemine ait iken yukarı şehir (Yukarı Devle) Hellenistik öncesi bulgular vermiştir. Madenşehri, Müslüman Araplar’ın akınları nedeniyle VII. yüzyılın sonlarına doğru terk edilmiş, halkı da bu günkü Üçkuyu Köyü’nün (Değle) bulunduğu yere yerleşmişlerdir.

Köydeki Hıristiyan yerleşmesi, Genç Roma Çağı’nın normal akışıyla V. ve VI. yüzyıllarda eserler vermiş, fakat VII. yüzyıldan itibaren IX. yüzyıl ortalarına kadar hayat durmuş, buradaki binalar yıkılmış (akın, deprem vb.) ve ancak Değle’de kasaba yaşamaya devam etmiş, oradaki binalar yapılmıştır. IX. yüzyılın ortalarından sonra da artık tehlike sona erdiğinden köy yeniden canlanmıştır.

Eski Lârende’nin Devle Köyü (Binbirkilise) çok kalabalık idi. Burada Ahmedler, Kamereddin ve İydalı adlı üç mahalle vardı.

Bu yazı 713 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Fahri YARAN
    1 hafta önce
    Bölgeye tam hakim olduğunuz anlaşılıyor ve kaynakları bulup içinden kısa notlar aktarmanız merak uyandırdığı kadar, araştırmaya yönlendiriyorsunuz. Bu çok güzel. Elinize sağlık. Fahri YARAN

Son Yazılar