Reklam
Reklam
Celal Arslan

Celal Arslan

Celal Arslan

Yalnızlık

03 Şubat 2020 - 14:10

Dünyada gün geçmiyor ki yeni bir hastalık ortaya çıkmasın. Her gün yeni bir hastalığa isim konulmaktadır. Haddimi aşarak bir hastalık ismi de ben açıklayayım: “YALNIZLIK”.

Uzun zamandır yaşadığımız çevrede şahit olduğumuz yaşlısında, gencinde, dulunda, yetiminde, çocuklarımızda da bir yalnızlık, yalnız kalma hastalığı apaçık görülmekte.

Bu var olan hastalığı üç ayrı grupta ele alırsak çocuklar, gençler ve yaşlılar olmak üzere her yaş grubunda ileri safhada görülmekte. Bu hastalık hakkında bilim adamlarımız, psikologlarımız televizyonlarda programlar yapmakta, zararları hakkında paneller düzenlemekte. Okullara idareciler cep telefonlarının girişlerini, işverenler iş yerlerinde kullanımını yasaklamaktalar.

Çocuklarda: Çocuklarımız doğar doğmaz çağın vebası telefon ve internetle tanışıyor. Aynı evde, aynı ortamdaki çocuklar birbiriyle konuşmak, oynamak, eğlenmek yerine ellerindeki telefon, bilgisayar gibi aletlerle saatlerce oynamak ve mesajlaşmak ile vakit öldürüyorlar. Acı olan anneler ve babalar durduramadıkları çocuklarını tabletlerden açtıkları ilgisini çeken oyunlarla durdurmaya çalışıyorlar ve çocuklarda bu işden razı oluyor.

Gençlerde: Çağımızın gençleri dedelerinin ve babalarının sonradan tanıştıkları; kendilerini önce bilgisayarlar, cep telefonları ve arkasından gelen internetle hızlı iletişim çağında buldular. Buna hazırlıklı olmayan ebeveynler sonucu engelleyemediler ve gençlerimiz hızla bu teknolojiye yönelmeleri neticesinde yalnızlık hastalığına kapıldılar. Aynı ortamda bulunan gençler birbirleriyle konuşmak yerine cep telefonlarından mesajlaşıyorlar.  Bilgisayarlar ve cep telefonları gençlerin anası, babası, arkadaşı velhasıl her şeyi oldu. En iyi arkadaşları olan telefonlardaki özel hayatlarını ve mesajlaşmalarını saklama dürtüsü gençleri ailelerinden, arkadaşlarından ve çevresinden uzaklaşmaya itti ve sonucunda gençler kendilerini kaçınılmaz bir yalnızlığın içinde buldular.

Yaşlılarda: Bu durum yaşlılarda pek fazla görülmese de görülen yaşlılardaki hastalık diğerlerinden çok farklı değil. Cuma münasebeti ile şöyle birkaç dostumu arayıp hal hatır ederken sohbeti az derinleştirdiğim herkesten yalnızlıkla ilgili bin sitem geldi.

Gezi ve av vesilesi ile uğradığım köylerdeki yaşlı tanıdık ve dostlarımın, “Celal’ım artık köylerinde tadı tuzu kalmadı, ne gelen ne giden var, kapımızı çalan yok, bir köroğlu, ayvaz kaldık, sizler gibi vefalı az dostlar sayesinde hatırımızı soran var.” cümlelerini sık sık duyuyorum.

Köylerde ki sorun, gençlerin şehirlere gelmesi ile geride kalan yaşlıların, sevecekleri çoluk çocuk, torun toprak olmayışından kaynaklanan yalnızlık hastalığı. Başka bir sıkıntı ise çoğunun dertleşecek akranlarının her geçen gün şehirlerde yaşayan çocuklarının, torunlarının yanına gitmesiyle azalması. Şehirlerde ki yaşam kısmen köyler gibi olmasa da durum pek de farklı değil. Bir dostum, “Camide namazımı kılar, denk gelirse bir tanıdık iki kelam eder doğru eve dönerim, hayatın tadı kalmadı, bazen de çarşıda pazarda adamlar seni görmezden geliyor, buda çok zorumuza gidiyor.” diyerek eve kapanması.

Yalnızlık hastalığının diğer genel sebepleri, insanların insanlardan uzaklaşması, misafir olmanın veya misafir kabul etmenin azalması, menfaat çatışmalarının hat safhada olması, particilik, cemaatçılık, tarikatçılığın çıkarcılık haline gelmesi, yakın çevrelerden kız alıp vermenin bitmesi, hasetlik ve fesatlığın, nemelazımcılığın artması. Son zamanlarda

şöyle çevremize baktığımızda insanlar dağlara çıktı, her tarlanın, her bahçenin başına evler yapılarak yalnız yaşamayı tercih edenlerin sayıları günden güne artar oldu. Komşu komşuya gitmeyi bırakın, aynı binada oturanlar birbirini tanımaz oldu.

Halk arasında sıkça kullanırız “yalnızlık Allah’a mahsus “ diye.

Bu yazı 7211 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum